İşçilerin
parti olarak örgütlenmesi ve üniversite gençliği
İşçi
hareketi son onbeş yılda emekçilerin diğer kesimlerini de sarsıp
uyandıran yaygın bir gelişme gösterdi. Kürt ulusal hareketinin
Kürt halkından aldığı güç ve desteğin seyri ise
biliniyor. Türkiye ve Kürdistan'da kent emekçileri, üretici köylülük, işçi
hareketinin bu gelişiminden değişik derecelerde de olsa etkilendi
ve farklı düzeylerde olsa da mücadeleye, hatta -küçük üreticilerde
olduğu gibi- örgütlemeye koyuldular.
Ancak
söz konusu bu dönemdeki dikkat çekici olgulardan biri şudur ki bu, işçi
ve halk hareketinin olanak ve dinamiklerini gerektiği gibi kullanmasını
baltalayan en önemli etkenlerden biri olmuştur; işçi sınıfı,
halk ve Kürt ulusal hareketinin son onbeş yıldaki gelişmesine
karşın, aynı dönemdeki gençlik hareketinin; çeşitli gençlik
kategorileri içinde de üniversite gençliğinin hareketinin kendi
tarihinin en zayıf dönemini yaşamış olmasından söz
ediyoruz. Bu durumun, Kürt ve Türk ulusundan işçi hareketi, onun politik
örgütlenmesi ve dolayısıyla Türk ve Kürt halk hareketi üzerinde
olumsuz etkilerde bulunması kaçınılmaz olacaktı ve onbeş
yılın gösterdiği gibi öyle de oldu.
İşçi
sınıfı ve halkın enerji ve potansiyelini kullanması,
dinamiklerini değerlendirmesi için son derece önemli olmalarına karşın
gençliğin öteki kategorilerini şimdilik bir yana bırakıyoruz.
Zira, üniversite gençliğinin işçi sınıfının yaşamı
ve işçi hareketinin seyrinde, dolayısıyla halk hareketinin gelişmesindeki
yeri ve farklı etkisi açısından, burada bu yer ve etkisiyle
birlikte üniversite gençliği ve hareketini ele almamız gerekiyor.
Geride
kalan dönemde üniversite gençliği hareketinin genel olarak halk
hareketinin öteki kesimlerine göre daha geriden seyrettiğini ve geriliğin
başta işçi hareketi, halk hareketi (hatta öteki gençlik
kesimlerinin hareketinde de) üzerinde olumsuz yönde, dinamiklerini tahrip eder
biçimde etkide bulunduğunu söyledik. Bu noktada bu olumsuz etkinin temel
özünün; işçi sınıfı hareketinin bağımsız
bir hareket olarak gelişmesi, politik bir harekete genişlemesi; işçilerin
devrimci partisinin hareketin gelişmesinin elverdiği oranda kitlesel
bir parti olarak örgütlenmesi ve onun profesyonel omurgasının
yenilenmesi; ihtiyacı karşılayacak etkinliğe ulaşması
sürecinin giderek daha etkili biçimde baltalanması olarak dışa
vurduğunun altını da çizmemiz gerekiyor. İşçi sınıfının
böylesi bir zayıflığının, kendi hareketinin yanı
sıra öteki halk sınıflarının hareketine verdiği,
vereceği zarar bir yana; üniversite gençliği ve hareketi böylesine
tayin edici zayıflıklarda etkili oluyor ve rol oynuyor; önce altı
çizilmesi gereken budur.
Önce
belirtelim ki, işçi hareketi sosyalist bir hareket olunca veya partisi bir
kez kurulunca, "hareket bundan sonra artık dümdüz gider" anlayışı
yanlıştır; işçi sınıfı hareketi ya yeni
mevzileri tutacak hamlelerle, ya yenilgilerle veya hareketin ezilmesinden
sonraki yükselişler gibi gelişmelerle sıçramalı bir şekilde
ilerler. Sınıf hareketinin her büyük dönemecinin; bu dönemeçlerin
özgün özelliklerinin, işçi hareketi ile sosyalizmin birliğini ve
bu birliğin ifadesi olan partinin yeniden kuruluşunu yeniden gündeme
getirmesi kaçınılmazdır.
12
Eylül yenilgisi ve ardından Doğu Bloku'nun çöküşünün işçi
hareketinde yarattığı yıkımın ardından gelen
koşullar; Türkiye'de işçi hareketi ile sosyalizmin birliğini ve
işçilerin kitlesel bir parti olarak örgütlenmesini yeniden gündeme
getirdi. İşçi hareketinin, sosyalist hareketle işçi hareketinin
birliğinin ve parti inşası sorunun yeniden gündeme gelmesinin
nedenleri, niçinleri ve görevleri gerideki onbeş yıla bakan herkes görebilir.
İşçi
hareketi ile sosyalist hareketin yeni bir birliği için; özgün (ki,
yeniden inşa zorunluluğu esasta buradadır, ama bu ayrı bir
konu) koşullar bir yana, bazı koşullar gerekliydi. Bunlardan
ilki, az çok uzun süreli açık bir işçi hareketidir ve Türkiye işçi
hareketi (Kürdistan'da sınıf hareketi olarak daha geri bir seyir
izlemesine karşın), tarihinde görülmemiş bir yaygınlık
göstererek ve bazı demokratik kazanımlar edinerek gelişti.
İkinci koşul ise, yenilenmiş sosyalist bir aydın hareketi
idi: bilindiği gibi, bu alan saldırının geniş çaplı
etkisi olduğu alandı ve üniversite gençliği ve hareketi bu bakımdan
çok daha önem kazanmıştı. Zira üniversite öğrenci
hareketi, aynı zamanda sosyalizme geniş çaplı katılma ve
yeniden üretmenin potansiyeline sahip genç aydın hareketidir. Ancak yukarıda
değinildigi gibi, üniversite hareketi tarihinin en zayıf hareketi
olarak kaldı ve bu yeniden inşanın önemli bir ayağının
zayıf kalmasına yol açtı. İşte bu zayıflık,
sosyalist hareketin gücü, sosyalist hareketle işçi hareketinin birliği
ve partinin yeniden inşası üzerinde kaçınılmaz olarak
olumsuz bir etkide bulundu. Bu olumsuz etkiyi ana hatları ile ele alacak
olursak şunları söylememiz gerekir: ilk olarak, bu zayıflığın
yol açtığı en temel sorunlardan birisi, partimizin Türk ve Kürt
genç aydın kuşağından yeterince yararlanamaması, bu
gençlerin işçi sınıfının partisine, partinin zihinsel
yeteneği ve fiziksel enerjisinin yenilenmesine yapacakları büyük
katkının son derece sınırlanmış olmasıdır.
Öğrenci hareketinin zayıf kaldığı koşullarda,
partinin yeniden inşasının bundan olumsuz etkilenmesi ve bu inşada
partinin zihinsel, fiziksel yeteneği, enerjisi ve dolayısıyla işçiler
arasında yaptığı profesyonel çalışmanın zayıflaması,
kaçınılmazdır. Bu durumun aynı zamanda işçi
hareketinin politik alana genişlemesi sürecini baltaladığını
vurgulamalıyız.
Diğer
bazı olumsuz etkenler için ilk elden şunları söyleyebiliriz:
parti kadrolarının teorik formasyonunun yeterince gelişmemesi ve
bilimsel-teorik bilgiyi edinmeleri sürecinin olumsuz etkilenmesi, parti çalışmasının
çok yönlü, derinlikli bir çalışma olarak şekillenmesinin yavaşlaması
vb. olmuştur. Genç aydınların bilimsel sosyalizmin ve modern
toplumun bilgisini edinme ve biriktirme, bu bilgiyi işçi hareketine taşıma
konusunda oldukça avantajlı bir konumda oldukları, bunların işçilerin
partisine katılmaları durumunda, ona yeni bir enerji, girişkenlik
ve dinamizm katacakları, mücadelenin ve hayatın çok yönlü kavranmasında
parti çalışmasına tartışılamayacak olumlu
ozellikleri taşıyacaklan reddedilemez bir gerçekliktir.
İşçi
sınıfının tarihsel tecrübeleri genç aydın kuşağının
partiye ve sosyalist harekete kazanılmış
olmasının büyük avantajını ve önemini ortaya koyan
örneklerle doludur. Örnegin Rus Devriminde bu önemi Lenin şöyle
belirtmektedir: "90'lı 1890'lı yıllar kastediliyor- yılların
ortalarında bu öğreti -yani Rusya'da sosyal demokrasinin teorik öğretisi,
Emeğin Kurtuluşu grubunun çabalanyla (açıklama bize ait)- aynı
zamanda Rusya'da devrimci gençliğin çoğunluğunu kendi tarafına
kazanmış bulunuyordu. Büylece hem işçi kitlelerinin kendiliğinden
uyanışı, bilinçli yaşama ve bilinçli mücadeleye uyanışı
olgusuyla, hem de sosyal-demokrat teoriyle donanmış, işçilere yönelen
bir devrimci gençliğin mevcudiyeti olgusuyla karşı karşıyaydık."
(Ne Yapmalı) İşte bu gençliğin işçi hareketine kattığı
marksizmin birikmiş teorik bilgisi, sınıfların mücadelesinin
çok yönlu incelenmesi, örgütsel çalışmaya ve işçilerin
uyanmasına enerjik ve fedakarca katılma vb. olmasaydı, her halde
Rusya'daki devrim öncesindeki sureç, çok daha zorlu ve sancılı geçecek,
RSDİP'in yeni tipte devrimci bir parti olarak şekillenme sürecinin güçlükleri
artacaktı.
Partimizin
mücadele tecrübesinden bir örnek verecek olursak: örnegin bugün partimiz işçi
hareketinin temel zaafı olarak, hareketin bağımsız politik
bir hareket düzeyine yükselememesini tespit etmektedir. Bu tablonun ortaya çıkmasında,
genç aydın birikiminin partimizin yeniden inşa sürecine zayıf
katılımının katkısı inkar edilebilir mi?
İşçi hareketinin bu temel zaafının, işçilerin politik
örgütünün profesyonel çalışmasındaki zayıflıkla,
hareketin yeni güçleri biriktirememesi ile, yeterli sayıda profesyonel
kadrodan oluşan güçlü bir örgütsel omurga oluşturamaması
vs.. ile doğrudan bir bağı olduğunu yukarıda vurgulamıştık.
İşte bu güçlü omurganın oluşturulamamasının
temel nedenlerinden birisi güçlerin biriktirilememesi, kapasiteli genç aydın
yetenek ve enerjisinin eksikliğidir. Yani ilk bakışta işçi
hareketinin zaafı gibi görünen bu zayıflık, aslında bir
yanıyla işçi sınıfı ve gençlik içinde yürütülen
devrimci çalışmanın zaafı ve zayıflıklan olarak
karşımıza çıkmaktadır. Partimiz yeniden inşa çalışmasmdaki
örgütsel müdahalesini de, işte buradan başlayarak yapmak zorunda
olduğunu tespit etmektedir.
Soruna
bu noktadan bakıldığında, işçi hareketinin ileri güçlerinin
sistematik olarak çoğalması ve birikmesi ve partinin profesyonel aygıtının
inşası çalışmasında Türk ve Kürt gençliğinin
aydın birikiminin bu inşada tutacağı yer sorununun kilit
sorunlardan birisi olduğu kolayca anlaşılacaktır.
İşte burada üniversite hareketinin zayıflığının,
partinin genç aydın kuşağını kazanmasını -ya
da yeterince kazanamamasını- engelleyen asıl faktör olduğu
ileri sürülebilir. Ancak şu gerçeği de görmemiz gerekiyor. Üniversite
hareketi zayıf bir hareket olmakla birlikte her zaman kendi içerisinden
sayılan az da olsa ileri, devrimci gençler çıkardı ve bunu
"devrimci", "solcu" hareketin bünyesine kattı. Bugün
yozlaşmış solcu, liberal, terörist grupların kendi güdük
örgütlerinin devamını sağlayacak çevreyi ve gerekli militanı
bu gençlikten devşirdiği bir sır değildir. Bunlar
kendilerine gelen bu ileri, devrimci gençlerin enerjisini ve fedakarlığını
istismar ettiler, onu tükettiler. ÖDP gibi piyasa sosyalizmi akımları
için de benzer bir durum söz konusudur. Onlar da kazandıkları gençleri
yozlaştırarak, çürüterek ve devrimci enerjilerini boşaltarak
heba etmektedirler. Söz konusu bu aynı dönem içinde Kürt gençliğinin
cesaret ve enerjisinin nasıl harcandığını ise gördük
ve yaşadık. Saglı, sollu bu akımlar halen bu yolda yürüyorlar.
Kürt halkının önünde ise farklı bir süreç açılıyor.
Aydm gençliğin çıkardığı bu devrimci, ileri gençlerden
partimizin de kadro kazandığı bir gerçektir. Ancak ne kazandığımız
bu genç aydın birikimi partimizin yeniden inşası ve profesyonel
omurgasının oluşturulmasına yeterli ve kabul edilebilecek
bir düzeyi temsil -bunlarm eğitimi konusundaki zaafları şimdilik
bir yana bırakıyoruz- etmektedir, ne de bu gençliğin partiye
kazanılmasında yeterli dikkati ve özeni göstermekteyiz.
Genç
aydın kuşağıdan elde ettiğimiz kazanımlarımızla
yetinemeyiz, çünkü işçi sınıfı hareketinin bugunkü
ihtiyaçları, proletarya partisinin bu harekete karşı sorumlulukları
ve tarihsel görevleri dikkate alındığında bu kazanımlar
hem son derece yetersiz, hem de bunların yetişmesi ve eğitimine gösterdiğimiz
özen son derece sınırlıdır. Çünkü partimizin genç aydın
kuşağını kazanma çabası ve onların önüne açmak
istediği yol, herhangi bir "devrimci, solcu" örgütün çabası
ve eyleminden niteliksel olarak farklıdır. Onlar için örgütünün
devamını sağlayacak, şu ya da bu "devrimci eylemi"
yapacak güç ve kadro yeterliyken, işçilerin devrimci partisi için, işçi
sınıfı hareketinin gelişimine azami katkıyı
yapabilecek, sosyalizmin bir hedef olarak gelişmesi ve yaygınlaşmasına,
parti çalışmasının çok yönlü ve alabildiğince
zenginleşmesine katılacak, yeni bir dünya kurma mücadelesinin
gerektirdiği sorumlulukla hareket edecek, bu çabasını partinin
ve onun eski kuşaklarının, isçi militanların deney ve tecrübesi
ile sürekli zenginleştirecek, onlardan öğrenecek vb. genç aydın
kadrolar söz konusudur. Bu genç aydınların az çok kitlesel bir gençlik
hareketinden çıkacağı, partinin yüksek öğrenim gençliği
hareketinin gelişmesine yapacağı katkının, göstereceği
ilginin işte bu nedenle de son derece önemli olduğu anlaşılır
olmalıdır.
Kitlesel
bir üniversite hareketine ve bu hareketin gelişmesi için partinin gerekli
ilgi ve yardım yapmasının önemine, buradan kazanılması
gereken genç aydın birikimine yaptığımız bu vurgu,
partimizin genç işçilerin kazanılmasına, onların parti gençliğinin
ve gençlik mücadelesinin temel gücü olmadan ve partimizin işçi gençlik
çalışmasını, işçi gençlikten güç ve kadro kazanmasını
kesintiye uğratacak, az çok yetenek gösteren her genç işçiyi
profesyonel galışmaya geçme anlaışını
zedeleyecek, bu çalışmayı zaafa uğratacak bir rota değişikliği
değildir ve öle anlaşılmamalıdr. Söz konusu olan şudur
ki, partimiz genç işçileri daha kitlesel kazandığı koşullarda
da genç aydın birikimine daha fazla ihtiyaç duyacak, hareketin çok yönlü
gelişimine olan ihtiyaç büyüyecek, diğer emekçi sınıflar
arasında yürüttüğümüz çalışmanın niteliği yükselecektir.
Genç aydın ve işçinin bu bileşimi partiyi gerçekten gençliğin
partisi yapacak, onu enerjik ve devrimci bir çalışmaya yöneltecek,
çalışmaya ve mücadeleye derinlik ve zenginlik katacak en önemli güvencelerden
birisidir.
Aydın
gençliği görevlendirmede daha fazla cesaret
Yüksek
öğrenim gençliği gerek burjuva bilimsel bilgisini almasıyla,
gerekse kendi çabasryla bilimsel sosyalizmin bilgisini edinmesiyle çevresinde
ve ülkede olup bitenleri daha bir açıklıkla görme ve görünen
olayların ardındaki gerçeğe ulaşma konusunda oldukça
avantajlı bir konumda bulunmaktadır. İşçi sınıfının
devrimci partisi Kürdistan ve Türkiye'de kendisini sürekli olarak Türk ve Kürt
ulusundan oluşan bu gençliğin en iyi unsurları ile beslemek,
onları proletaryanın davasına kazanmak konusunda istikrarlı
bir çabaya ve açık bir politikaya sahip olmak zorundadır. Bu gençleri
önce "eğitelim", bunlar biraz daha "olgunlaşsınlar"
sonra da partide görevlendiririz gibi bir anlayış, partimizin kadro
politikası ile bağdaşmayan bir anlayıştır.
İşçi sınıfının mücadelesine ve partisine katılma
eğilimi gösteren, kapasiteli her aydın genci cesaretle görevlendirmek,
onların somut bir iş ve sorumluluk temelinde, günlük mücadele içerisinde,
yapabileceği iş özerinde, işçilerden, partiden ve yoldaşlarından
öğrenmesini, eğitilmesini sağlamak gerekmektedir. Bu anlayışı
partimizin kadro politikasnın temel taşlarından birisi yapmak
zorundayız. Bu anlayışa sahip olmadan, genç kuşakların
partinin kitlesel gücü, gelecekteki yöneticileri, işçi hareketinin tüm
sorurumluluğunu üstlenmeye aday kadroları olarak yetişmesini, bu
olumlu nitelikler ile donanmasını beklemek büyük bir yanılgı
olacaktır.
İşçi
hareketinin son onbeş yılda önemli tecrübeler biriktirdiği
somut bir gerçektir. Bu tecrübelerin pratik mücadele süzgecinden geçerek sınıfın
en ileri kesimlerinde biriktiği, tekrar işçi sınıfının
mücadelesine hizmet için kullanıldığı, bu sürecin
kesintisiz devamını başarabilen tek örgütün ise, sınıfın
ileri kesimleriyle bağları aracılığıyla partimiz
olduğu, dahası, işçi sınıfınm mücadelesine
yardım adına gösterilen tüm çabanın asıl olarak
partimizden geldiği gerçeği inkar edilebilir mi? Bu tecrübelerin özellikle
aydın genç kuşağın eğitiminde kullanılması,
gençlerin işçilerden öğrenmesinin sağlanması
gerekmektedir. Öğrenci gençler ve genç devrimciler bu tecrübeyi nereden
edineceklerdir? Kuşkusuz parti organlarına katılarak, orada işçilerle
kaynaşarak, iş ve sorumluluk alarak edinecekler, işçilerin günlük
mücadele içinde edinmekte zorlandıkları bilgileri onlara
iletecekler, işçilerin ve partinin gelişmesine yardım
edeceklerdir. Bu nedenle işçilerin mücadelesine katılma eğilimi
gösteren genç aydın kuşağının her üyesine gerekli
ilgi ve özeni gösterme görevi ile karşı karşıyayız.
Bunları cesaretle görevlendirmeli, gelişmelerine sürekli bir dikkat
ve özen göstermeli, hatalarını sabırla düzeltebilmeliyiz.
Kendisini sürekli olarak genç kuşaklarla -bugünün ihtiyaçları
dikkate alındığında özellikle genç aydın kitlesiyle-
takviye edemeyen, dinamik ve enerjik güçlerle yenilemekte ağır
davranan bir partinin, işçi hareketinin perspektiflerini geliştirebilmesi,
güçlerini eğitebilmesi ve her geçen gün daha fazla yetenek talep eden görevlerini
yerine getirebilmesi olanaklı değildir.
Kuşkusuz
genç aydın kuşağından proletarya partisine istikrarlı
bir akışı sağlamanın en temel sorunlarından birisi
öğrenci gençlik içinde yapılan çalışmayı her bakımdan
yeniden düzenlemekle doğrudan ilişkilidir. Öğrenci gençlik içinde
yapılan çalışmayı butün yönleri ile yeniden değerlendirmek,
bu çalışmadaki gerilik ve ilkellikleri mahkum etmek, çoğu kez
olumlu yönde attığımız, ancak yine de bunun ne anlama geldiğini
kavramakta zorlandığımız, bunları geliştirme
yerine durakladığımız, hatta eskiye döndüğümüz
durumların sayısı az değildir. Bu durumu köklü olarak değiştirecek
enerjik adımlar atmak zorundayız. Çünkü aydın gençlik de içinde
olmak üzere gençlik, proletarya partisinin en önemli rezervi ve yedek gücüdür.
Gençlikten proletarya partisine olması gereken akışın tıkanması,
bu alanda ciddi sorunların bulunması parti için elbette kabul edilemez
bir durumdur. Genç aydın kitlesini kazanmaya yönelik çalışmayı
her yönü ile yeniden düzenleyecek, yeni tecrübeler
ışığında geliştirecek birikimin ise partimizde
yeterince bulunduğunu, gerekli adımları atmamız durumunda bu
gençliğin en iyi unsurlarını partiye akıtmakta cesur davrandığını
çok iyi bilmekteyiz. İşçi hareketi ile sosyalizmin birliğini
daha ileriden ve yeniden kurmanın yolunun, kesinlikle genç aydın kuşağını
kitlesel olarak partiye kazanmaktan geçtiğini anlamalı, bu anlayışın
gençlik çalışmasındaki faaliyetimize ve eylemimize yön vermesi
gerektiğini unutmamalıyız.