Çalışmada profesyonellik ve partimizin deneyimi
İşçi partisinin ''iki kısım''dan oluşan bir parti olması ve birinci kısmının (1), ''genellikle profesyonel devrimciler''i kucaklayan ''önder kadrolar''dan oluşması sorunu, partimizin bugün veya on yıl önce ele aldığı ve tartıştığı bir sorun değildir.Partimiz, örgüt sorununda her zaman Lenin ve Stalin'in teorisine ve bolşevizmin deneyimine dayanmış; bu sorunu her zaman doğru koymuştur. Ama o, sorunu doğru koymakla kalmamış; doğruyu, her değişik dönemde değişik ölçülerde de olsa, sistematik olarak uygulamıştır.
Partimiz, profesyonel bir çekirdeğe; profesyonel devrimcilerden oluşan bir aygıta dayanılarak ve profesyonelce çalışmanın öğrenilmesi hedeflenerek kurulan bir partidir.
Eğer partimiz, profesyonelce çalışmaya; profesyonel kadroların ve aygıtın oluşumuna, gereken asgari önemi vermeseydi; öteki bütün örgütler savrulurken, örgütümüzün bulunduğu mevzide tutunması; halen zaaflar içinde bulunsa da, gelişmesi ve bugün işçiler arasında devrimci ve proleter bir mücadele yürütüyor olması olanaksız olurdu.
Bunlara karşın, bu sorun üzerine anlayış ve pratiğimiz her zaman doğrulardan ibaret olmamıştır. Bu sorunda partimizde, ilgili dönemlerde egemen olan bakış açısı, deneyim eksiklikleri, tasfiyeci eğilimler vs. ile açıklanabilecek zaaflar da yaşanmıştır.
Partimizin bu zaaflar karşısındaki tutumu tahmin edilebilir. Kuruluştan önceki dönemin merkez organı olan GMK'nin ve partimizi kuruluş günlerine getiren Konferans ve Kongre platformlarının eleştiri, değerlendirme ve kararları, pek çok örgüt sorununu olduğu gibi, profesyonellerden oluşan bir aygıta dayanarak çalışma ve örgütlenme sorunlarını da kucaklar ve partimizin örgütlenme sürecini, örgütlerimizi ve çalışmalarını dar deneycilik, biçimcilik, ilkellik, amatörlük vs. cephesinden sistematik olarak eleştirir.
Partimizin kendi hata ve eksikleri karşısındaki bu tutumu, 87 yılı ortalarında ve sonraki süreçte de savunulmuş ve daha da belirginleştirilmiştir. Partimiz örgütsel hata ve zaaflarını hep, dersler çıkarma ve örgüt çizgisini yenilemenin bir vesilesi olarak ele aldığı içindir ki, profesyonel olarak ve profesyonel devrimcilerden oluşan bir aygıta dayanarak çalışmadaki kuruluş dönemi zaaflarının bir bölümü bugün ''sorun'' teşkil etmemektedir.
Örgütün bileşimi, yapısı ve profesyonellere dayanarak çalışma sorunununu, partimizin daha önceki dönemlerde nasıl ele aldığı, 1980 öncesi inşa sürecinin materyallerine başvurularak tartışılabilir. Ancak burada buna iki nedenden dolayı bir gerek yoktur: Ilkin, bu yazı bir tarih incelemesi değil, örgütümüzün gelişme seyri ve deneyimine dikkat çekmekle sınırlı bir yazıdır. Ikincisi, 1990 Genel Konferansı, 1980 öncesinin örgütsel inşa mücadelesi ve örgütsel çalışmasının b. tün yönlerini ele almış, değerlendirmiştir.
Örgütün bileşimi, yapısı ve profesyonel aygıtının inşası ile ilgili Konferans çizgisi, partimizin genel çizgisi, anlayışı ve birikmiş deneyimi üzerinden oluşturulmuştur. Açıktır: 1990 Konferansı'nın örgütsel çizgisinden söz etmek, burada geriye özel bir göz atışı gereksiz kılmak olduğu gibi; partimizin tarihi birikiminden ve önceki mücadelelerin sınavı ve deneyiminden süzül.p gelmiş çizgisinden söz etmek de demektir.
1990 konferansı, örgütün yapısı ve bileşimi
1990 Genel Konferansı, öteki örgüt sorunlarıyla birlikte, profesyonel kadrolar yetiştirme ve adanmış profesyonellerden oluşan bir aygıt oluşturma sorununu da ele almış; baştan bu yana bu sorunlar üzerine yaşanan eksikleri eleştirmiş ve temel doğruları vurgulayarak örgütümüzün örgütsel çizgi ve planlarını bu bakımdan da yenilemiştir.
Konferansı'mızın örgüt planı Lenin'in, ''tarihte hiçbir sınıf(ın) hareketi örgütlemeye ve yönetmeye yetenekli kendi siyasi önderleri (..) olmaksızın iktidara gelme'' diği ve ''profesyonel olarak eğitilmiş (..) önderlere sahip olmaksızın, modern toplumda hiçbir sınıfın mücadeleye giremeyeceği'' düşüncelerine dayanır. Onun bu planı, ''partinin ezici çoğunluğu ve ana güçleri(ni) fabrika ve işyerlerinde, yığınlar içinde'' mevzilendirmeyi öngörürken; öteki ''bölümün.'' , ''profesyonel devrimcilerden kurulu bir örgüt'' içinde toplar. Çünkü ona göre, bu olmadan, ''işbölümü temelinde uzmanlaşma'' , ''mümkün olan her şeyden yararlanma'' ve ''herkese yapacak bir iş verme'' yeteneği asla kazanılamaz.
Konferans çizgisi, ''isyerleri ve fabrikalardaki mücadeleleri birlestirme''yi; bu mücadeleleri ''devrim ve sosyalizm mücadelesi düzeyine yükseltme''yi ve ''proletaryanın önderliğini yerel ve ulusal çapta örgütleme''yi öngörüyordu. Başarı güvencesini ise, elbette sadece, ''profesyonel (işçi) ajitatör, propagandacı, (ve) örgütçü''ler (Lenin) yetiştirmeye ve ''hareketin bütün yönlerden yönetimini'' profesyonelce üstlenmeleri iç in bunları, ''profesyonel devrimcilerden kurulu'' bir aygıt içinde sıkıca birleştirmeye dayanan bir örgütte bulabilirdi. Konferansımız, yetişmiş ''işçilerin hareket ve örgüt içindeki fiili önderliği''ne (Yuk. tır. içleri 90'Konf. Bel.den.) özel olarak dikkat çekerken; örgütümüzün mevzilenmesine, yapısı ve bileşimine gözle görülür bir kesinlik de kazandırmıştı.
Partimizin örgütsel çizgisi, mevzilenme anlayışı ve çalışma tarzındaki yenilenme ve deneyiminin düzeyi dikkate alındığında; 1990'lı yıllarda örgüt, çalışma tarzı, kadrolar ve kadro mevzilenmesi vb. konularda artık ''eksiksiz'' olunacağı, en azından ciddi zayıflıklardan kaçınılacağı düşünülebilir. Fakat tümüyle değilse bile, açık ki böyle olmadı, kuşkusuz olamazdı da. Çünkü, içinden geçilen dönemin kışkırttıği tasfiyeci eğilimler, kaynağını, işçi sınıfı ve sosyalizme yönelen saldırının örgüt sorununda yol açtığı uzun süreli yıkımlardan ve bunların besled iği derin örgütsel yozlaşmalardan alan eğilimlerdi.
Önce 12 Eylülcü, ardından Gorbaçovcu saldırının (2) yarattığı tasfiyeci dalgalardan söz ediyoruz. Tasfiyecilik, ideoloji ve örgütte bugüne kadar görülmedik bir liberalizm ve inkarcılıkla belirmişti. Kapitalizmin, çelişki ve krizlerini ''aştığı''; işçi sınıfının, ''temel devrimci sınıf olmaktan çıktığı'' ve ''tarihi devrimci rolünü artık bitirdiği'' gibi gerici tezler, proleter bir devrimi zaten ''gereksiz'' ve aynı şekilde ''olanaksız'' hale getiriyordu. Bunun örgüt sorunundaki karşılığı ise, hareketi ve örgüt. bütün yönlerden merkezleşt iren; onlara mücadele yeteneği kazandıran ve örgütün kesim ve organları arasındaki ilişkileri düzenleyen demokratik merkeziyetçilik anlayış ve pratiğine karşı açık bir savaş ilanı olacaktı.
Tasfiyecilik, örgüt. emekçi kitleler karşısında; profesyonel yönetici kesimle düz üyeler kitlesini birbiri nezdinde sorumsuzlaştırmak; sınıfa adanmışlık, disiplin, demokrasi ve merkeziyetçilik gibi ilke ve değerleri tasfiye etmekle kalmamış; ilkel bir bireycilik üzerinden görülmemiş bir kişilik aşınması, parçalanması ve bozuşmasına da yol açmıştı.
Profesyonel bir çalışma ve devrimci bir örgüt için partide, demokratik bir merkeziyetçiliğin; işçiler ve örgütleri karşısında sorumluluğa dayanan bir disiplin ve demokrasi anlayışının ve gelişen devrimci proleter bir çalışma tarzının egemen olması zorunluydu. Ne var ki, bu i lke ve değerlerin partideki egemenliği için, sahip olduğu anlayış, ilişki biçimleri, kişilik özellikleri ile verili insan tipi tayin edici durumdaydı.
Piyasanın tahrik ettiği bireyci merkezkaç eğilimden güç alan ve ilkel bir demokratçılıkla ''meşrulaştırılan'' sorumsuz, gevşemiş liberal ''sosyalist'' tip ile, sınıf dışı bürokratik yozlaşmanın beslediği karakter bozukluğu içindeki halka yabancı despotik ''devrimci'' tip (3).. Işte, piyasada ''yükselen'' , ''itibar'' gören ''devrimci'' ve ''sosyalist'' tipler bunlardı; ''revaçta'' bulundukları içindir ki, bu tiplerin özelliklerinin; çeşitli işçi ve gençlik kesimleri, bazı parti çevre ve kadroları üzerinde çürütücü bir etki yaratması kaçınılamazdı.
''Çizgi bir kez belirlendikten sonra tayin edici olan kadrolardır'' görüşünden hareket eden partimiz; fabrika ve işyerlerindeki çalışmayı amatörlük, ilkellik, kesintililik ve dar deneycilik vs.'den kurtarma ve profesyonel devrimcilerden oluşan aygıtı yenileme görevi ile, militanın kişilik özelliklerinin korunması mücad elesi arasındaki özdeşliğe özel bir önem verdi. 1990 yazında, hareketin geldiği yere, bu yerin bize yüklediği acil görevlere ve görevlerde başarıya ulaşmanın zorunluluklarına vurgu yapan özel bir çağrı yayınladı.
Çağrıda, ''bir önceki dönemin örgütünün, kadro ve devrimci tipinin artık dönemini tamamladığı'' ve ''gerçek anlamda okul ve savaş aracı olan örgütün ve bolşevik yeni militan tipi döneminin gelip çattığı'' yeniden ilan ediliyordu: Her ''organ, her parti üyesi, her parti sempatizanı kendisiyle, geçmişi ve bugünkü eyleminin niteliği ile hesaplaşma''lı; Konferansımızın ''partik siyasal ve örgütsel planları.., kararları.., devrimci ruhu.. ve iradesi örgütte, örgüt çalışmasında ve ileri işçi çevrelerinde egemen olma''lıydı. Amaç, ''komünistleri ve devrimcileri öncelikle.. kendi faaliyetinin hata ve zaaflarına karşı devrimci savaşı ertelemeden ve acımasızca başlatmaya'' ve ''örgüt., partiyi, parti çalışmasını ve tüm faaliyetleri arındırıp yenileme hareketine katılma''ya teşvik etmek ve yönlendirmekti.
Çünkü, çalışmamızın işçileri kapsayan bir çalışma yoluna girmesini baltalayan zaaflar ve bir türlü kırılamayan ilkellik, istikrarsızlık vs. gibi kendiliğindenci hastalıklar, ''devrimci militan''ın anlayış ve kişiliğindeki tasfiyeci bozulma ve dejenerasyonla doğrudan bağlantılıydı. Dolayısıyla da, örgütün yapısı, bileşimi ve çalışmasını yenileme mücadelesi, ''her parti üyesi'' ve ''her parti taraftarının'' , ''kendi eyleminin bütününü konferansımızın ortaya koyduğu devrimci feragat duygusu'' ve ''devrimci iradeyle yargılaması'' alanında yoğunlaştırılmak zorundaydı. Aksi takdirde, adanmış bir mücadele verilemeyeceği ve yeterli, gelişmiş bir kadro rezervine sahip olunamayacağı gibi; sınıfa ve ileri işçilere az çok yaklaşan çalışma yapacak devrimci ve proleter bir örgüte de ulaşılamazdı.
Örgütümüzün, demokratik merkezi yetçi ilkeler temelinde yeniden kuruluşu mücadelesi, ''devrimci militan''ın yeniden inşası mücadelesi alanında özel olarak yoğunlaştırıldı. Mücadele, örgütte tasfiyeci ilişki ve anlayışı temsil eden öğelerin açığa çıkarılması ve iflah olmazların tasfiyesi alanını da kucakladı. Bu nedenledir ki, kitle mücadelesindeki durgunluklara ve sistematik tutuklamaların darbelerine karşın, örgütümüzün harekete yaklaşımı iyileşmeye ve işçiler arasındaki mevzileri güçlenmeye devam etti.
Bu yenilenme girişimi ve mücadele gerekliydi. Aksi takdirde, partimizin bir sınıf partisi haline gelmesi bir yana, herhangi bir örgüt olarak var olabilmesi dahi olanak dışıydı.
Her şey gözler önünde idi: 1987 ortalarında başlayan 12 Eylülcü ve Gorbaçovcu tasfiyeciliğe karşı mücadele, tasfiyeciliğin örgütümüzden tasfiyesine, çevrelerimiz üzerindeki etkisinin gerilemesine ve tasfiyeciliğe eğilimli öğelerin sinmesine yol açmıştı. Doğu Bloku'nun çöküşü, tasfiyeci saldırının yoğunlaşmış yeni bir dalgasını tahrik etti. Bu dalga, örgütümüzde zayıflamış tasfiyeci etkinin atağa kalkması, sinmiş küçük burjuva öğelerin ''cesaretlenmesi'' ve ''pratik oportünizm''in bir eğilim olarak şekillenmesi anlamına geldi.
Öyle ki, partimiz işçi kitle hareketine yakınlaştıkça, liberal ve bürokratik tasfiyeciliğin etkileri daha da somutluk kazanıyor ve daha yıkıcı bir hal alıyordu. Merkez kaç ''eylemler'' giderek ''meşrulaşırken'' ; kimi kadro ve çevrelerimizin, kendini kitlelerin dışında ''örgütleme'', kitlelerin yaşamı ve hareketinin çıkarları karşısında ilgisizleşme ve çalışmanın talep ettiği disiplini giderek daha ''rahat'' ihlal etme vs. ''eylemi'' içinde oldukları apaçıktı. Bu ''eylem'' lere ve bitmiş ''militan tipi'' özelliklerine karşı mücadele olmaksızın; partimizin ilerlemesi, adanmış profesyonellerden oluşan bir omurga yaratması ve işçi sınıfına ve halka doğru herhangi bir adım atması olanaksızdı.
Kuşkusuz, örgütümüz sadece ve esas olarak kendi ''iç'' mücadelesi ile uğraşmıyordu. Esas olan, hergünkü işçi hareketi içinde en ileri düzeyde yer almaktı. Içteki mücadele, işçi sınıfı ve halk hareketine günlük katılımı iyileştirme ve onun ihtiyaçlarına bağlanmanın acil bir zorunluluğu idi. Öte yandan parti, işçi hareketine en ileri düzeyde katılmakla kalamazdı, kalmadı da; 1989-91 mücadelelerini ve bu mücadelelerin işçiler arasında uyandırdığı eğilimleri, sınıfın kitlesel örgütlenmesi görevleri açısından da değerlendirdi.
Bu değerlendirmenin, kitlesel mücadele ve örgütlenmelerle ilgili çağrı ve adımlarla sonçlanması.. Açık mücadelede yeni mevziler tutma ve yığın mücadelesinin ön cephesine geçişi her alanda hazırlama sürecinin istendiği gibi bir süreç olarak gelişmemesi vs.. Bunlarla birlikte, sürecin gereksiz kayıplara da yol açan bir süreç olarak geliştiği, olayların ardına takılarak ve olanakları tahrip ederek ilerleyebildiğimiz de bir ''sır'' değildir.
Dökülmüş sınıf dışı güçler üzerinden yükselen tasfiyeci etki, bu dönemde yeni bir hamle içine girdi ve kullanabildiği her şeyi, her türl. yönteme başvurarak partimize karşı kullandı. Öyle ki örgüt. müz, çalışmasını ve kürsülerini yenileme görevini, ancak bir verimsizlik ve dalgalanma dönemini ve anlamsız kayıpları göğüsleme pahasına başarabildi.
Gerek, kitlesel yeniden inşaya geçişteki gecikme, ''kayıplar'' da önemli rol oynayan perspektif zayıflığı, ön cepheyi tutmadaki cesaret ve girişim eksikliği; gerekse inşa kürsülerı oluşurken üşüşen ''dökülmüş güçler'' karşısında gösterilen deneyim ve yetenek vs. zaafları, örgüt ve kadrolarımızın işçi nitelikleri ve sınıf mücadelesi deneyimlerinin henüz zayıf ve tek yönlü olduğuna önemle işaret etmiştir. Partimizin geçtiği ''özgün yol''u anlamada ve işçilerin eylem ve bilincinin gelişme diyalektiğine dayanmada profesyonelin geniş ufuklu, akıllı girişimciliğinin yerine amatörün ufuksuzluğu ve acizliğini geçirme.. Dönem, gene onların olumlu yönleri ve çabaları sayesinde geride bırakılmışsa da; kadrolarımızın o dönemde gösterdikleri zaaf ve hataların bu nitelikte hata ve zaaflar oldukları ve bunların profesyonel parti çalışması açısından kabul edilemez oldukları açıktır.
Partimiz, örgütümüzün yaşadığı verimsizlik ve dalgalanmanın ve bunlara neden olan zaaf ve eksiklerin üzerinden kuşkusuz atlayamazdı. Bu sorunlar, onları açığa vuran sürecin sonunda toplanan Konferans'a gündem olacaklardı ve oldukları da biliniyor.
1996 konferansı, örgüt ve kadroların yeniden biçimlenmesi
1996 Genel Konferansı, ''işçi hareketinin ihtiyaçlarına uygun bir değişimi ve ilerlemeyi (..) göze almayan, geleneksel solun işçi hareketinden ve ihtiyaçlarından koparılmış sözde yeraltı çalışmasının temsilcisi pratik oportünizm(in), burjuva liberalizminin başta örgüt disiplin i olmak üzere çeşitli alanlardaki yansımaları ve diğer zayıflıklar(ın); partimizin koşullardaki ve işçi hareketindeki gelişmelere bağlı olarak, şiarlar, örgüt ve mücadele biçimleri ve yöntemleri arasındaki ilişkilerde gerekli değişiklikleri ve yenilenmeyi zamanında gerçekleştirmesini engelledi''ğini altını çizerek vurguladı.
Fakat Konferans bu vurgulamayla kalmadı, kalamazdı da. ''Merkez Komitesi'nin (konuyla ilgili) aldığı tüm kararları ve partimizin attığı pratik adımları onaylayan'' Parti Genel Konferansı, ''partimizin yeniden inşası ve her alanda faaliyetinin koşullardaki değişime uygun olarak yenilenmesi'' görev lerine yeniden dikkat çekerken; tartışmalarında, ''parti güçlerinin kendilerini aşma ve arınmada gösterecekleri yetene''ğe; partimizin ''işçi sınıfının ve gençliğin taze güçleri ile yenilenmesi'' görevlerine ve bunlarla ''çelikten bir disiplin ve irade arasındaki ilişki''ye özel bir önem ve yer de verdi. ''Işçi hareketinin ihtiyaçlarına bağlanma''; ''işçi hareketine en ileri düzeyde yardım''; ''işçi sınıfının açık-yasal (ekonomik-siyasal) alandaki örgütlenmesine azami destek''; ve ''yasadışı çalışma ve örgütü yetkinleştirme, güçlendirme'' .. Bu vb. sloganlar, örgütün işçi hareketine; ileri işçi kitlesine bağlanması ve kadroların işçi niteliklerinin güçlendirilmesi hedeflerini dile getiriyorlardı ve bunlar, 96 Konferansı'nın platformunu belirleyen temel tema ve sloganlar oldular. (Yuk. bütün tır. içleri 96 Konferansı çağrı ve açıklamasındandır.)
1996 Genel Konferansı, bütün bunların yanı sıra; tasfiyeci piyasa tarafından çürütülen parti ilkesi ve demokratik merkeziyetçiliğin temel koşulu olan parti disiplini üzerinde özellikle durdu. Halka yabancılaşma olgusuna ve örgüt ve kadrolardaki yeteneksizlikleri ''izah'' gerekç elerine dikkat çekerek; karakter zaafları ve yetenek zayıflıkları karşısındaki panzehirin ''halk adamı olma'' ve ''kollektif deneyimi özümseme''de yattığını önemle vurguladı.
Örgüt ve kadrolarımızdaki ufuksuzluğu aşmak, sınıf dışı anlayış ve alışkanlıkları tasfiye etmek ve disiplin zayıflıklarını vs.'yi yenmek zorunluydu. Bunun için ise, işçi hareketinin ihtiyaçlarına bağlanmaya ve sınıf dışı piyasadan değil; hareketin örgütçüs. işçilerin yaşamı ve eyleminden ve partimizin süzülüp gelen kollektif deneyiminden öğrenmeye önem vermek gerekiyordu. 1996 Konferansı, örgütlenmenin biçimleri ile ilgili parti çizgisini onaylarken; en fazla önemi kuşkusuz, kadroların bakış açıları, politik deneyimleri ve örgütleme alışkanlıkları vs. ile birlikte ''yeniden şekillenmeleri'' görevlerine verdi.
Konferansımızın, anlayışı, özellikleri ve alışkanlıkları ile birlikte kadro sorununu, örgütümüzün o günkü en temel sorunu(4) olarak ele alması son derece doğaldı. Sorunun çözümün., çalışmanın yenilenmesi ve örgütümüzün, ''sınıfın ve gençliğin taze güçleri'' ile genişlemesi ve yeniden inşası mücadelesine bağlaması ise, genel olarak mücadelenin olduğu gibi, dönemin deneyimlerinin de işaret ettiği bir zorunluluktu.
Doğrusunu söylemek gerekirse; kayıplar ve dalgalanmalar dönemi dediğimiz dönemde, gerek yeni kadrolar yetiştirme, gerekse profesyonellerden ve yakın çevresindeki öğelerden oluşan aygıtı sürekli yenileme ve genişletme görevleri kendiliğinden ''yürüyen'' görevler haline gelmişti. Konferansımız, profesyonellik sorununu her yönüyle ele almamakla birlikte, bu ''kendiliğindenliği'' eleştirdi; kadrolar yetiştirme ve yetenekli kadrolara sahip olma sorununu, çalışmanın, işçi hareketinden edinilen deneyim temelinde profesyonelce yenilenmesi ve sorumluluk ve disiplin sorunları ile doğrudan bağladı.
Bunu söylerken, partimizin kadrolar yetiştirme görevlerini bütünüyle bir kenara ittiğini; profesyonelce yürütülen parti çalışmasından ve profesyoneller aygıtını yenilemekten tümüyle uzaklaştığını elbette söylemiyoruz. Aksine partimizin, sadece temellerinin atılması ve kurulması döneminde değil; daha sonraki yeniden örgütlenişi ve sonraki süreç boyunca da, profesyonel bir çekirdeğe dayanarak çalışan; gereklerini her zaman bilinçle yerine getiremese de, hep davaya adanmış, merkezileşmiş bir profesyoneller topluluğu oluşturmayı, ona dayanmayı öngören bir parti olduğunu herkes bilir.
Sorun şu ki, partili kadrolarımız ve profesyonel çekirdeklerimiz, özellikle söz edilen dönemde, dökülmüş çevreler ve piyasadan gelen sınıf dışı baskıyı püskürtme ve parti organlarını etkili bir şekilde kullanmanın gerektirdiği profesyonel sorumluluk, yetenek ve uyanıklığı yeterince gösterememiştir. Ki bu durumda, çalışmadaki piyasa etkisinin, kendiliğindenliğin, olumsuzluklar karşısındaki çaresizliğin vs. artması kaçınılamazdı. Zaten kadrolar yetiştirme, onları profesyonel hayata hazırlama ve profesyonel çekirdeklerimizi yenileme görevleri, kendiliğindenci bir yola başka nedenlerle asla itilemezdi.
Sonuç olarak söylenmesi gereken şu ki; 96 Konferansı, örgütümüzün görevlerine sarılmasındaki ''çaresizlikleri'' aşması ve ileriye doğru yönelmesi bakımından, hala ciddi zaaflar ortaya çıksa bile bir dönemeç noktası olmuştur. Nitekim olgular, Konferans sonrası dönemin, çalışmanın ''fabrika ve işletmeler'' temelinde yenilenmesi; kadrolarımızın işçi hareketi ve görevleri karşısındaki pozisyonlarının bütün yönlerden düzeltilmesi; parti yaşamının sorumluluk ve disiplin temelinde derinleştirilmesi ve yeniden örgütlenmesi dönemine dönüştüğünü göstermektedir. Ilgili Devrimin Sesi sayılarına bir göz atan herkes, Konferans sonrası dönemin, örgütün yeniden inşası; çalışmanın yeniden örgütlenmesi ve kadroların yeniden şekillenmesi dönemi olarak geliştiğini rahatça görebilir.
1996 Genel Konferansı'nın, profesyonel aygıt sorununu doğrudan ele almaması doğaldı; zira partimizin profesyonel kesimi vardı, düşenlerin yerleri bir şekilde dolduruluyordu; dönemin sorunu, bu kesimin olmaması değil, profesyonel kadrolara ve aygıta dayanarak çalışmanın gerekt irdiği perspektif, derinlik ve disiplin vs.'yi güvenceye alarak çalışma sorunuydu. Yani sorunumuz aslında, çalışmanın içeriğinin ve araç ve olanaklarının kullanılışının profesyonelce bir düzey kazanması sorunuydu. Bu nedenledir ki, Konferans'ın gündemini, kadroların halk adamı olarak yenilenmesi, örgütü yeniden kurma ve çalışmayı yenileme gibi sorunların belirlemesi son derece isabetli olmuştur. Eğer bugün, çalışmamızı gerçek profesyonel çalışma düzeyine çıkarma; profesyonel topluluğumuzu genişletme ve profesyoneller aygıtımızı daha daha sağlam bir zemin üzerinde yeniden inşa etme sorununu tartışıyorsak, bunu 96 Konferansı'nın, çalışmamızı harekete bağlanma temelinde yenilemeyi, halk adamı nitelikli yeni kadrolar yetiştirmeyi ve örgütü yeniden kurmayı temel yapan platformuna borçlu olduğumuz son derece açıktır.
Kolektif örgütsel deneyim ve yeniden insa
Partimizin yapısı, bileşimi, profesyonel olarak çalışma ve örgütlenmesinin son on yılı ile ilgili olarak şunların önemli olduğu yadsınamaz: Partinin genç kuşakları dikkate alındığında, bunların taşıdığı önem daha bir çarpıcı ve daha bir yadsınamaz olmaktadır.
Partinin tüm siyasal ve örgütsel deneyimini de yenileyen 1990 Konferansı, örgütün sınıfa bağlanmasına, yapısı ve bileşimine daha bir açıklık, kesinlik kazandıran; örgüt planını, bütün işlerin profesyonellerden oluşan merkezi bir aygıt elinde (gerçek bir işçi örgüt. olması amacıyla) merkezileştirilmesi temelinde yenileyen bir (5) platformdur. Ve işçi hareketinin, 1980 sonrasının en yüksek ve yaygın döneminin verileri ve partimizin öteki ''sosyalist'' akımlardan ayrıldığının ileri işçi kitleleri nezdinde de kabul görme belirtilerine dikkat çeken olguların somut kazanımları tarafın dan karakterize edilmiştir.
1996 Konferansı ise, değişen koşullara ve açık kitle hareketindeki verilere bağlı olarak; partimizi, açık hareketin örgütlenmesi ve omurgası haline getirecek; çalışma ve örgütlenmesinin bütün yön ve biçimlerini yenileyecek bir temel üzerinde yeniden kuran bir platformu onaylarken; profesyonelce bir mücadeleyi baltalayan ve örgütümüzü iktidarsızlaştıran piyasacı (disiplin tanımaz merkezkaç eylemler) etkilere; alışılmış çalışma kalıplarına, sınıf dışı liberal ve bürokratik örgütleme alışkınlıklarına karşı mücadeleyi örgütümüzün en önemli ve hayati sorunu haline getiren bir Konferans olmuştur. On un önemi, işçi hareketiyle sosyalizmin yeni ve kitlesel birleşmesi girişiminin planlanması ve partimizin yeniden kuruluşu sürecinde hayati bir dönemeç olmasında yatmaktadır.
Merkez Komitesi'nin 1987 ortalarında ilan ettiği platform, 1990-96 Genel Konferansları ve bu Konferanslar arası ve sonrası Merkez Komitesi Genel Toplantıları gibi önemli parti kurum ve kurullarının plan ve kararlarının sınıfa bağlanma, kadro, örgüt ve çalışma sorunlarını, partimizin il gili dönemdeki en önemli sorunları olarak ele almaları elbette bir rastlantı olarak görülemez. Bu bir rastlantı değildi; zira, dönemin tasfiyeci saldırılarının amacı, öncelikli olarak örgütlenme ve çalışma tarzı ve kadro sorunlarını çarpıtmak ve işçi sınıfı hareketini özellikle bu alanlarda ''silahsızlandırmak'' olarak belirmişti. Bu tasfiyeci liberal saldırılara karşı mücadele kesintisiz, kapsamlı ve temel bir mücadele olarak yürütülmediği takdirde; örgütümüzün işçileri kucaklama yeteneği taşıyan bir çalışma yapması ve yanı sıra partimizin yeniden inşası mücadelesinde adım atılması olanaksız olurdu. Diyebiliriz ki, merkez organların ve parti platformlarının, gündemlerini belirtilen içerikle yapmaları, partimiz için yapılan doğru, isabetli işlerin en başında y er alır.
Fakat, bütün bu isabet ve doğruluğa karşın; gözden kaçmaması gereken şey gene de şudur ki, partimizin bütün bu kazanımları, örgüt, kadro ve çalışma tarzı ile ve profesyonellerden oluşan parti kesiminin güçlendirilmesi; ihtiyaca uygun olarak genişletilmesi ve yenilenmesi ile ilgili sorunların artık ''bittiği'' anlamına gelmez. Partide kadro ve örgüt sorunları, hiç bir zaman ''bitmeyecek''tir (önemli olan, sorunun kendini tekrar etmemesi, daha ileriden çözüm talep ederek gelmesidir); ama bunların bitmemesi bir yana, profesyonel bir görüş açıklığı ile profesyonelce çalışma; yeni profesyonel kadrolar yetiştirme, örgütümüzün profesyonellerden oluşan aygıtını genişletme ve yenileme zorunlulukları, hareketin yeni bir döneme girdiği bugünkü koşullarda daha bir yakıcılık kazanmıştır.
Işçi hareketi, Kürt halk hareketi ve bunlardan güç alacak gençlik hareketinin yeni bir döneme girmesinin örgütümüze dayattığı zorunluluklar ortadadır. Öte yandan, bunlar birer zorunluluk olmalarının yanında, partimizin yararlanması gereken birer olanaktır da.
Bir yandan, hareketin yüklediği görevlerin (zorunlulukların) yerine getirilmesi; öte yandan görevlerin yerine getirilmesinin sunacağı olanakların, hareketin dinamiklerini kullanması, taleplerini ileri götürmesi ve partimizin gerçek bir sınıf partisi haline gelme yoluna girmesi için değerlendirilmesi: Görevimiz, bir başka deyişle bugün böyledir. Ve hareketin sunduğu olanakları değerlendirmek ve görevlerimizin üstesinden gelmeyi başarmak ise; örgütümüzün deneyimlerini özümsemek ve deneyimlerin de gösterdiği gibi, profesyonel çalışmanın g ereklerini anlayacak düzeye yükselmekle doğrudan bağlıdır.
Örgütün bugünkü yönetici ve fonksiyonerler kesiminin, örgütteki rolün. derinlemesine anlaması; gerçekten profesyonel bir bakış açısı, gerçek bir adanmışlık ve tam merkezileşmiş bir aygıt oluşturma tutumu ile çalışması nereden bakılırsa bakılsın zorunludur. Çünkü, bugünkü yönetici kuşağın işini profesyonelce ele alması ve profesyonel çekirdeklere dayanarak çalışması, örgütümüzün hareketin yeni dönemindeki görevlerini başarması ve mücadele içindeki yerini belirlemesindeki en tayin edici etken durumundadır.
Öte yandan bu profesyonelce kavrayışa ve yeteneğe; bugünün liberal piyasasınının tahrik ettiği gibi, harekete katılan ve görev alan her yeni kişinin her şeyi yeniden ''keşfetmesi'' ile ulaşılamaz. Genel olarak hareket ve örgütler olduğu gibi; kişiler de hareketin, örgütün ve önceki kuşakları n olumlu olumsuz deneyimlerini irdeleme, eleştirme ve özümseme yolundan; kendi özdeneyimlerini, bu tarihi deneyimlerin sağladığı geniş birikimle irdeleyip değerlendirme yolundan gelişir ve ilerlerler. Bu nedenledir ki, genç ve kendini yenileme çabasındaki yetişkin kuşaklarımız açısından, partimizin örgütlenme ve çalışma alanındaki birikim ve deneyimleri, mücadele içinde karşılaşılan zorluklar, ortaya çıkan olumlu örnekler ve savrulmalara karşı verilen mücadeleler (bir kısmı yukarıda özetleniyor) özel bir ön em taşımaktadır. Örgütün ve çalışmanın sorunlarına profesyonelce yaklaşan ve çalışmaya profesyonel bir derinlik kazandırmanın zorunluluğunu kabul eden her devrimci kişi, kollektif deneyimi özümsemenin taşıdığı bu önemi kolayca görebilir.
Iki Konferansın ve Merkez Komitesi'nin konu ile ilgili eleştiri ve kararlarının gösterdiği kollektif deneyimimiz, başta profesyonel devrimciler topluluğumuz olmak üzere kadro ve örgütlerimizin elinde, çalışmalarındaki en önemli ve etkili silahlarından (elbette, mutlaklaştırılmadığında; anlamsız şablonlar haline getirilmediğinde) biri durumundadır.
Dipnotlar:
1) Patinin öteki kesimi, fabrika, işyerleri, semt ve mahallelerde vs. örgütlenmiş temel örgütler ve bunları yerel örgütlerde birleştiren yerel örgütler ağında örgütlenmiş ezici çoğunluktaki üyeler kitlesinden oluşur.
2) Gorbaçovcu saldırı, 12 Eylül yenilgisinin yaraları henüz kapanmadan başladı; ona tasfiyeci yeni demogojiler sunduğu gibi etkisi de geniş çaplı oldu. Doğunun çöküşü ise, bu her iki tasfiyeci dalgayı tazeledi; yeni, görülmedik bir kara gericilik (burjuva iberal ve ''burjuva sosyalist'') olarak onları birleştirdi.
3) Bu tipler, 1980 öncesinin tipleri idiler. Ne var ki, peş peşe gelen tasfiyeci savrulmaların oluşturduğu piyasa, bu tipleri çürüttü ve bunları, sadece halka yabancı tipler olarak bırakmadı, halkın karşısında olan büsbütün çürümüş tiplere dönüştürdü.
4) Partimizin dönemle ilgili temel sorununu, bazı yerlerde kadro sorunu, bazı yerlerde de kadr, örgütlenme ve çalışma tarzı vs. sorunları olarak gösterilmektedir. Bunlar, aynı anlamı taşırlar ve yazıda da bu anlamda kullanılmaktadırlar.
5) Gerek 90, gerekse 96 Konferanslarının gündemleri kuşkusuz sadece örgütsel sorunlardan ibaret değildi. Politik sorunlar esastı ve örgütsel sorunlar bu politik temel üzerinde be ona bağ lanarak gündem oluşturdular.