Demokratik merkeziyetçilik, sorumluluk ve disiplin
Bilindiği gibi, işçi sınıfının partisi merkezileşmiş bir parti olarak şekillenir. Ama, partinin yapısındaki bu merkezileşme herhangi bir merkezileşme değildir. O, demokrasi ile (demokrası, belli koşullarda kısılsa da geçicidir, hiç tümüyle yok olmaz) birlikte var olur.
Partideki merkeziyetçilik, meşruiyetini, işçilerin ayrı bir sınıf olarak hareket etmesinin gerektirdiği kaçınılamaz zorunluluklarda bulur. Demokrasi ise kaynaını, hareketin merkezileşmesinin; işçilerin uyanışı, örgütlenmeleri ve örgütlerini girişkenlikle yönetmeleri yoluyla gerçekleşmesinden alır.
Uygulama koşullarında farklılıklar olsa bile; ister yasadışı dar bir komünist partisi, isterse geniş bir kitle partisi biçiminde olsun işçi partisi, salt merkeziyetçi değil, demokratik merkeziyetçi bir partidir. Merkeziyetçilik, özet olarak söylersek, görev alma ve bir işten sorumlu olmanın gerektirdiği disiplin temeli üzerinde, alt organın üst organa (ve azınlığın çogunluga) ve bütün örgütün (bilginin ve herşeyin merkezleşmesi yolundan) merkez organa uyması, tabi olmasıdır. Peki, örgütlerimizde bu bakımdan durum nedir? Örgütlerimizde, merkeziyetçilie karşı açık bir tutum ve kendini savunan bir gönülsüzlük kuşkusuz yoktur; ama ne var ki, burjuva ve küçük burjuva sosyalizmi piyasasının, örgüt ve çevrelerimizdeki anlayış ve ilişkileri merkeziyetçilik ve disiplin açısından bozucu bir rol oynadığı da yadsınamaz.
Merkeziyetçilikte durum esas olarak böyle; peki ya demokrasi sorununda nasıldır? Refleks ve alışkanlık zayıflıklarının yarattığı istisna olaylar olsa da, örgütümüzde merkezi organların bastırması ile meydana gelen bir demokrasizlik(*) yoktur. Fakat ç. rümüş piyasanın; örgütlerimizdeki demokrasi anlayış ve pratiğinin, merkeziyetçiliğin tahrifi yoluyla bozulması ve bireyci, sorumsuz ve ilkel bir demokratçılılık olarak yozlaşması yönünde esin verdiği bir olgudur. Demokrasi, bilgi ve tecrübeleri paylaşma, ortak iradeyi oluşturmanın; sorumluluk ve disiplinin gönüllülük temelini güçlendirmenin bir aracı iken; sorumluluk ve disiplinin aşaılanması ve merkeziyetçiliğin zedelenmesi, piyasa sosyalizmi demokrasisi tavırlarının örgütümüzde ilgi alanı haline gelmesine yol da açmaktadır.
Paylaşmayı reddeden bireyci sorumsuzluk, hiçbir şeye karşı hiçbir şekilde sorumlu olmama ve iş disiplini, üst organa uyma gibi deerleri asla tanımama vs.. Örgüt, demokrasi ve bunlar!?.. Bir örgüt asla bunlarla bir arada olamaz. Böyle bir demokrasi hiçbir yerde görülmemiştir; piyasa demokratçılığı , toplum dışı marjinal çevrelerin zırvasıdır ve sınıfın merkeziyetçi demokrasisinin bozulmasında işe yaradığı için kutsal sayılır.
Demokratik merkeziyetçilik ve merkeziyetçi örgüt yapısı, işçi sınıfının mücadele ve savaş yeteneinin örgütsel güvencesidir. Merkezileşme, bilinen nedenlerden ötürü bir zorunluluktur; ama bu, asla demokrasinin inkarı değildir; aksine, hareketin çıkarına ve partinin yaşamına balıyarak ona sınıf temeli kazandıran ve alan yaratan bir olanaktır. Merkezileşme, bir örgütte zaman zaman aşırı sertleşse ve demokrasi bazen nispeten, bazen de oldukça sınırlansa da; bu aslında sınıf mücadelesinin koşulları ile ilgili olabilir; asla merkezileşmenin kendisinin bir gerei, zorunluluğu veya mutlaklığı değildir.
Demokrasi uygulamasının örgütümüzdeki durumu herkesin gözleri önündedir. Çeşitli alışkanlık kalıntıları, tek tek bürokratik davranışlar şurada burada (nispeten de çokça) görülse dahi; örgütümüzde demokrasiyi engelleme eiliminin ve kastlaşma anlamına gelecek az çok şekillenmiş, istikrar kazanmış girişimlerin olmadığı söylenebilir.
Alışkanlık ve refleks zayıflıkları bir yana. Tam olmasa bile açıklığın ve bütün kademelere seçimle gelinmesi ilkelerinin canlanması, örgütümüzde demokrasinin olanaklarının genişlediğine dair bir göstergedir. Yönetici organlarımızın, kararlara ve örgüt yaşamına, kitleleri sadece fiziksel değil, zihinsel enerjileri ile de katma yönündeki çabaları ise, demokratik alışkanlıkların daha da gelişeceinin bir güvencesi durumundadır.
Ama öte yandan, örgütümüzde merkeziyetçilik için olduğu gibi, demokrasi için de sorun ve engellerin bulunduğu yadsınamaz. Hareketi ve örgüt. mecalsiz kılan; çalışmayı, kitleleri kucaklama ruh ve dinamizminden mahrum bırakan; uzun süreli etkisi nedeniyle de kendine özg. alışkanlıklar yaratmış da olan merkezkaç eilim ve demokratçı (ki bunlar bir çok durumda merkezi organların anlayış ve tutumuna dahi yansıyor.) eylemlerden söz ediyoruz. Örgütte, ancak sorumluluk ve disiplin temelinde gelişebilir olan demokrasiyi baltalayan nedenlerin bunlar olduğunu herkes görebilir.
Partimizde, merkezkaç ve demokratçı bir çizgi savunulmaz, savunmayı düş. nen de herhalde yoktur. Bunlar, şu örgüt veya kişilerde şu çalışmada, bu örgüt veya kişilerde bu eylemde, bazen iç içe geçmiş, bazen ayrı ayrı görünen anlayış ve davranış olarak çıkmaktadırlar. Buna karşın, bu merkezkaç ve demokratçı olaylar, bir eilimin ürünü olamaması ve savunanının bulunmaması vs. nedenleriyle asla hafife alınamazlar.
Zira bunlar, sadece çalışmayı ve örgüt. mecalsizleştiren, güdükleştiren vs. etkenler olmalarından dolayı değil; toplumda sosyalist mihraklar olarak örgütlenmiş burjuva akımların yansımaları olmaları dolayısıyla da tehlikelidirler ve tehdit durumundadırlar.
Söz edilen merkezkaç ve demokratçı anlayış ve eylemler üzerine örnekler istenebilir. Bunlar, basınımızda bıktıracak kadar çok olmak üzere yer buluyorlar. Bu nedenle, örneklerle oyalanma yerine, çalışmadaki yansımalarına bakmak daha doru olacaktır.
Çalışma ve işlerle ilgili olarak söz verip yerine getirmeme; yaptığı işten daha çok konuşma; iş yapma yerine sızlanma, mızmızlanma; parti üst organlarının çarıları karşısında gerekli cidiyet ve enerjiyle hareket etmeme; örgütün olanaklarını, araçlarını ve daha çok da basın organlarını işlevine uygun bir sorumluluk ve ciddiyetle ele almama; örgütün ve organların gündemlerini keyfi bir şekilde deiştirme girişimleri içinde olma; örenme tutumunda olunması gerekirken sözde eleştirici tutumda olmayı çizgi haline getirme; dikkatin parti merkezine, basınına, sorumlu organlara ve ileri işçilere çevrilmesi gerekirken, piyasadan örenmeye, parti hayatına oradan örendiği ile katılmaya daha çok eilim gösterme; veya daha çok görevliler arasında görüldüğü haliyle, çizgiyi egemen kılma, gereklerini yerine getirme yerine, demokrasi adına yerel, geri ve ilkel olana boyun eme vs.. Görünüş ve biçim itibari ile bunlardan farklı , ama bazen bunlarla iç içe, bazen de ayrı ayrı ortaya çıkan ve genellikle de yukarıdakilerle benzer platformda bulunan (çokça da aynı) örgüt ve kişilerin şahsında somutlaşan anlayış ve eylemler olarak; yapılan işin neye hizmet ettiğine bakmadan, çalışmış olmak için çalışma ; çalışmış olmanın üstünlüğü nü başkalarını dışlamada kullanma; kitleler karşısında yabancı kalma ve ayrı yerde olmada ısrarla direnme; emekçilerin ve alt organların hakları karşısında ilgisiz ve benmerkezci davranırken, üst organlar ve merkezileşme zorunlulukları karşısında liberal ve demokratçı bir mevzide durmaya özel ilgi gösterme vs. vs..
Bu türden anlayış ve eylemler ve bunların sahibi kişi ve örgütler açık ki partimizden, işçi sınıfından ve bilinçli temsilcilerinden esinlenmemektedirler. Çünkü, partimizden ve sınıftan esinlenen kişi veya örgüt, şu yukarıda sıralanan piyasacı davranış ve tutumların aksi yönde olan davranış ve tutumlar gösterecei gibi; fiziki ve zihni enerjisini, kim nerede ne yapmış, öteki işini niye yeterince yapmamış vs. gibi sorumlu olmadığı şeylerle uraşmaya değil, sorumlu olduğu alandaki işlerinin verimli şekilde yürütülmesine ayırır.
Çünkü o, partili kişilerin nerede olursa olsun kendisi gibi, hatta daha fazla enerji ile çalıştıklarına, eer şu bölgedeki veya bu alandaki görevliler işlerini yapmamışlarsa, sorumlu organların gerekli önlemleri alacaklarına yürekten inanır. Ayrıca kendi işlerini, başkalarını eleştirmenin çıkış noktası yapmaz; tam aksine, yoldaşlarından örenme tutumuyla hareket eder ve eer yapmaları gereken bir tartışma varsa, bunu sorumlulular ve sorumlu organlar platform açtıkları zaman yapmaya özel bir önem verir.. Bu anlayış ve tutum, devrimci proleter kişi için parti ilke ve ahlakının en karakteristik yönünü oluşturur.
Yukarıki paragrafta verilen sınıf dışı anlayış ve tutumlar, kesin olarak partimizden, sınıftan ve önc. işçilerden esinlenmemektedirler. Bunlar, örgütteki merkeziyetçiliği inkar, sorumluluktan ve disiplinden yan çizme anlamı taşımaktadırlar ve ancak, sınıf dışı liberal ve terörist sosyalizm piyasasına yaslanıldığında anlamlı ve normal sayılabilirler.
Çünkü açıktır, işçi sınıfı ve bilinçli temsilcileri, merkezileşmeden; sorumluluktan, örgütten ve disiplinden korkmaz . Bunların esin aldığı mihrakların, tüm proleter örgüt. ve disiplinini toprak köleliği rejimi gibi (Lenin) gören dökünt. ve marjinal tabakalara dayanan politik mihraklar olduğunu görmemek için herhalde kör olmak gerekir.
Bir yanda, küçük burjuvazinin işçi sınıfına daha fazla karşı olduğu için sermaye ile uzlaşmaya hazır işinde gücünde (ÖDP yönü tab.) tabakaları; öte yanda, çözülmüş, daılmış, koptuğu tabakaya karşı da sorumluluğu kalmamış ve bir tür tarikatlaşarak (tarikata, şeyhe hizmet ve şehitlik mertebesi gibi) uhrevi amaçlar edinmiş (Dev-Sol, TKP-ML vb.lerinin yönü tab.) kesimleri, birbirlerinin zıddı gibi görünse de örgüt ve görevlilerimizin karakteri, çalışması ve eyleminde aynı aşınmayı yaratan benmerkezci (*) merkezkaç ve demokratçı anlayış ve eylemlerin esin aldığı mihraklar işte bunlardır.
Örgütümüzdeki merkezkaç ve demokratçı anlayış ve eylemler güçlerini, kuşkusuz sermayeden almakta; esas olarak bugünün yükselen eilimi liberal sosyalizm in (aristokratik ve terörist sosyalizmi n etkisi, yukarıda belirtilenlerden de anlaşılabilecei gibi, bugün çounlukla liberal görüntüleriyle ortaya çıkıyor.) etkisi olarak ortaya çıkmaktadırlar. Kolayca anlaşılabilecei gibi bu anlayış ve eylemler, işçilerin örgütlerinde, bunlara kaynak ve yatak olan örgütlerdekinden çok farklı bir rol oynar. Bunların işçi örgütündeki rolü, çalışmayı baltalama, örgüt. mecalsizleştirme, hareketi örgütsüzletirme, çalışma yapamaz hale getirme ve yozlaşmaya sürüklemedir. Merkezkaç ve demokratçı anlayış ve eylemlerin yaygın olduğu çevrelerimizden; partinin bir işçi sınıfı partisi olduğunu, sınıfa katılmış olmalarının (işçilerin dışından gelen kesimlerimizin ezici çounluğu iyi niyetlidir, ne var ki bu türden kişiler çounlukla, doğal olarak bu çevrelerden çıkıyor.) yüklediği görevin, işçilere yardım etmekten başka bir şey olmadığını unutan ve örgüt işçilere yakınlaştıkça onu yıkmaya ya girişecek kadar göz. dönen yoz öelerin çıkması asla bir rastlantı değildir. Merkezkaç çıllık ve oyuncak demokratçı lıktaki ısrar ile, örgüt. yıkma gibi bir pervasızlığının aynı sınıfsal temele dayandıkları yadsınamaz bir şeydir.
Sınıf dışı merkezkaç ve demokratçı anlayış, eylem ve alışkanlıklar, piyasayı oluşturan akımlar ve dayandıkları tabakalar açısından bir sorun yaratmayabilir. Ama bunlar, işçi sınıfı partisine yabancıdır; sermayenin, küçük burjuvazinin en düşkün ve en marjinal öelerini kullanarak, işçiler arasına nifak sokması gibi bir şey anlamına gelir. Parti üyelerini sorumluluktan azade kılma, bireyci bir rekabet içine atma ve yönetici organlara karşı kışkırtma gibi yıkıcı anlayış ve eylemler, devrimci bir sınıf partisinin, saflarında ortaya çıkmasına ve yaşamasına asla izin veremeyecei türden yozlaşmış anlayış ve eylemlerdir.
Merkezkaç çılık ve demokratçılık , sorumluluk ve disiplinden kaçış; amatör devrimci nin sorumsuzluğu ve ilkelliğine doru bir gerilemedir de. Bu aynı zamanda, hareketin ve örgütün mecalsizleştirilmesi, mücadele kapasitesi ve yeteneinin sıfırlanması anlamına gelir. Söz ettiğimiz eilim ve eylemlerin, söz ile eylem arasındaki ayrılık olduğunu; hoş görülmesinin olanaksızlığı bir yana, bunların devrimci komünistler ve işçi devrimciler açısından utanç verici bir suç olduğunu da açıkça kabul etmemiz gerekir.
Bunların, küçücük bir belirtisinin dahi sürgit hoşgörülmesi; örgütün, kadroların ve militanların karakter özelliklerinin bozulması sonucunu kaçınılımaz olarak getirir. Daha da ötesi; demokratçı ve ikiyüzlü kaytarıcılığın palazlanması, etki alanını genişletmesi, örgüt. sarması ve genç kuşakları kötü yönde etkilemesi önlenemez de olacaktır. Işçilerin, böyle örgütlere; demokratçılık ve merkezkaççılık la malül, savaş yetenegi şüpheli örgütlere güven duyması olanaksızdır. Tek neden bu olmasa bile, dün örgütümüze katılmış çok sayıda işçinin, bugün aramızda bulunmuyor olması bir rastlantı değildir.
Merkeziyetçilik ve disiplin ve bu temele balanmış demokrasi, bunlar bir işçi örg. tünü gerçek bir örgüt yapan, bileşimini ve yapısını belirleyen temel örgütsel ilkelerdir.
Açıkça savunulmasa ve çizgi haline gelmiş olmasa bile; bir örgütteki merkezkaç ve demokratçı anlayış, alışkanlık ve eylemler bu temel örgütsel ilkelerin ihlalidir. Neresinden bakılırsa bakılsın; merkezkaççılık ve demokratçılık , parti ilkesinin ve parti disiplinin ayaklar altına alınması ve yadsınmasıdır. Bunun, kimsenin istemeyecegi kadar vahim bir şey olduğunu ise herhalde yeni örenmeyeceiz: parti ilkesini ve parti disiplinini yadsımak der Lenin, proletaryayı burjuvazinin yararına olarak silahsızlandırmayla aynı şey dir. Demokratik merkeziyetçiliği ve disiplini yadsımayı, demokrasi veya ulvi başka bir amaç adına da olsa göze almak!? Bu, partimizi yıkmaktan başka bir şey olamaz.
Bütün bu söylenenlerden yola çıkılarak, örgütte merkezciliğin kimi deneyimsizlikten, kimi alışkanlıklardan gelen köt. örneklerinin olmadığını söylediğimiz veya demokrasi kaygısı gütmediğimiz söylenebilirmi? Hayır, bu asla söylenemez. Partimiz, her zaman parti içi demokrasiden yana olmuştur. Kimse, kadroların kişiliğinin oluşumunun; örgüt kitlesinin ve işçilerin çizgimizin geliştirilmesi ve uygulanmasına girişkenlikle katılışının en iyi aracının demokrasi olduğunu, partimizden daha iyi anladığını iddia edemez. Açıktır, merkeziyetcilik ve disiplinin ayaklar altına alınmasına tavır alışımız; yani merkezkaç ve demokratçı anlayış ve eylemlere karşı mücadelemiz, merkeziyetçilik ve disiplinin savunusunun yanı sıra, örgütte demokrasinin temel bulması ve serpilmesinin de bir güvencesidir. Bizim söylediğimiz ve davasını güttüğümüz şey, örgütümüzün bir tartışma kulüb. , bir hobiciler çevresi veya sıradan bir örgüt olmaması; aksine, işçi sınıfının sınıfın mü cadelesi ve savaş örgüt. olarak varlığı ve mücadelesinden başka bir şey değildir.
Bu nedenledir ki parti, her zaman parti içi demokrasiden yana olmuş; ama hiçbir zaman partimizin merkezleşmesine karşı çıkma mış; aksine, her zaman demokratik merkeziyetçilikten yana çıkma (Lenin) politikası izlemiştir. Ister dar yasadışı, isterse geniş, açık bir kitle partisi olsun; eer gerçek bir sınıf partisi olacaksa partimiz, merkeziyetçilie sıkıca sarılma, demokrasiyi güçlendirme ve demokratik merkeziyetçi yapısını salamlaştırma politikasını uygulanan, pratik bir politika haline getirmek zorundadır.
Koşullar ne olursa olsun, devrimci komünist partililer arasında; hareketin omurgasını oluşturan görevliler kitlesi ve gençliğimizin fonksiyonerler topluluğu içinde, bireyci sorumsuzluk ve disiplinsizliklere; merkezkaç ve demokratçı anlayış, tutum ve eylem vs.lere asla izin verilemez. Herkes kafasına kazımalıdır, örgütümüzün sorunu, aşırı merkezileşme ve demokrasinin bastırılması vs.de değil; merkezileşme ve disiplini olduğu gibi, demokrasiyi de tahrip eden merkezkaç ve demokratçı eilim ve eylemlerdedir.
Dolayısıyla da, eer örgütümüz gerçek bir sınıf örgüt. olacaksa; örgüt. merkezkaç ve demokratçı anlayış ve eylemlerden arındırma ve demokratik merkeziyetçilik ve disiplin ilkesini, devrimci komünist militanlar ve hareketin omurgasını oluşturan genç ve yetişkin fonksiyonerler (sınıf dışı piyasacı kişilerin (*), sorumluluğu örgüte henüz katılan işçiyi tasfiyede kullanmasına izin vermeden ve disiplini hareketin ve işçinin gelişme dinamiklerine balayarak) arasında egemen kılmanın önemini özellikle görmemiz gerekir.
Partimiz, örgütteki merkezleşme ve disiplin zorunluluklarını asla gözardı edemez. Çünkü bu zorunluluklar, örgütümüzün mü cadele ve savaş yeteneine sahip bir örgüt olarak gelişmesinin temel örgütsel zorunlulukları olmalarının yanı sıra; aynı zamanda bunların birer ifadesi de olarak, başka pek çok devrimci görevin de zorunluluklarıdırlar.
Örnein, disiplin tanımaz liberal demokratçı bireycililik ile, bu bireyciliğin başka bir tür. olan benmerkezci solcu sorumsuzluğunun şu veya bu şekilde etkili olduğu bir örgütsel ortamda; ciddi herhangi bir çalışma yapılamayacaı gibi; sınıfa ve halka karşı sorumlu kadrolar, karakter sahibi gerçek devrimciler, işini bilen uzman profesyonel halk önderleri de asla yetiştirilemez. Bu ve benzer görevler açık ki, sorumluluk ve disiplinin tartışmasız egemen olduğu; herkesin belli bir işbölümü ve işbirliği içinde işini yaptığı; başta işçiler herkesten örendiği, herkesle paylaştığı; demokrasi ve merkeziyetçiliğin örgüt yaşamına yön verdiği ve gerçek temeline doru yönlendirdiği bir ortamı gerektirir.
Neresinden bakılırsa bakılsın, merkezkaç ve demokratçı anlayış, alışkanlık ve eylemlerin, yaşamı ve çalışmasında alan bulduğu koşullarda, partimizin ve örgüt. nün varabilecei hiçbir yer yoktur. Çünkü merkezkaç çı demokratçı lık, örgütlerin işçilerden tecrit çevreler halinde yozlaşması ve çalışmanın sönmesi vs. demek olduğu gibi; işçi ve emekçi hareketinin, dinamiklerinin tahrip olması; kendiliğindenlie mahkum duruma düşmesi, devrimci gelişme ve merkezileşme olanaklarının sıfırlanması da demektir.
Olgular, işçi ve halk hareketinin yeni bir dönem açmakta ve yeni bir yön almakta olduğunu göstermektedir. Partimizin ve örgütünün hareket karşısındaki bugünkü yeri, bütün eksiklere karşın tartışmasızdır ve bu hem hareket, hem de partimiz için bir olanaktır. Ne var ki örgütümüz, sorumluluğu ve çalışma disiplinini tahrip eden; kimi durumlarda bazı alan ve yerlerde sorumluluk ve disiplin düşmanlığının kendisi haline gelen merkezkaç ve demokratçı anlayış ve eylemlere (ve iflah olmaz temsilcilerine) karşı kesin tutum almadan ve öncelikle de fonksiyoner ve görevli çevrelerini bu anlayış ve eylemlerin etkisinden arındırma yolunda adımlar atmadan bu olanak asla degerlendirilemez.
Çalışmamızdaki zaaf ve eksikliklerin tasfiyesinin ve harekete daha ileriden yardım etmeyi başarmamızın yolu, saflarımızdaki merkezkaç , demokratçı liberal etkiye ve onun her türden görüntüsüne karşı sonuç alıcı bir savaş ilanından geçmektedir. Nereden, nasıl bakılırsa bakılsın, örgütlerimiz bu savaşı, arındırıcı, egitici bir savaş olarak ilan etmeye ve onu akılla, yetenekle, sorumlulukla ve girişkenlikle sürdürmeye mahkumdur.
Örgütümüzün ve komünizmin tarihsel kazanimlarina dayanan herkes için hersey açik olmali. Eger partimiz, önümüzdeki yeni dönemde; dönemin talep ettigi görevleri yerine getirecek ve hareketin dinamiklerini kullanarak ilerlemesine yardim etmeyi basaracak bir parti olacaksa; örgütündeki ''merkezkaç'' ve ''demokratçi'' anlayislari sinirlamayi, etkisizlestirmeyi basarmak; yetiskin ve genç görevlilerin çalisma ve örgütlenme anlayis ve tarzlarini, demokratik merkeziyetçilik ve is disiplini temelinde yenilemek zorundadir.
* * *
Demokratik merkeziyetçilik ve disiplin sorununu, ''bu nasil olsa bir sorunumuz, yerimiz de varken burada ele alalim'' diye veya bir rastlanti olarak ele almadik. Gerek bu yazida ileri sürülenlerden, gerekse öteki yazilarda yapilan irdelemelerden çikan sonuçlardan biri sudur: ''merkezkaç'' ve ''demokratçi'' anlayis ve eylemler, amatörlükle; amatörlügün ilkelligi ve acizligi vs. ile ne kadar bagli ise, örgütteki demokratik merkeziyetçilik, sorumluluk ve disiplin de, profesyonelce çalisma ve bütün islerin profesyoneller toplulugunun elinde birlestirilip merkezlestirilerek yürütülmesi ile o oranda baglidir.
Dolayisiyla da, görev anlayisinin ve örgütün demokratik merkeziyetçi yapisinin yenilenmesi sorunu; ''çalismamizin profesyonel bir çalisma düzeyi''ne çikarilmasi, ''genellike profesyonel devrimcilerden olusan'' aygitin yeniden insasi ve ''örgütün yeniden kurulusu'' görevinin en önemli sorunlarindan biridir. Ve hareketin ve partimizin girmekte oldugu bu yeni mücadele döneminde; basta merkez organ olmak üzere örgütün ilk görevi, ''merkezkaç'' ve ''demokratçi'' anlayis ve eylemlere karsi savasi tazeleme ve demokratik merkeziyetçilik ve disiplin ilkesini örgütte yerlestirme görevidir. Bu konunun, yeniden insa mücadelesinin en önemli konusu olarak belirlenmesi son derece dogaldir.
Dipnotlar:
1) Örgütteki demokrasi, salt yönetici organların onu savunması ve uygulamda gerekş özeni göstermesi sorunu değil; öncelikle sınıfa bağlanma ve sorumluluk anlayışının ve yanı sıra, demokrasi bilinç ve alışkanlıklarının örgütte yerleşmesi sorunudur. Dolayısıyla da, bastırılmadığında, bu, örgütte demokrasinin tümüyle var olduğu anlamına gelmez.
2) Birbirine zıt gibi görünen liberal ve terörist akımların ve bunları temsil eden tiplerin, örgütte aynı demokratçı rolü oynaması çelişkili gibi görünebilir. Ne var ki, bu böyle değildir: küçük burjuva bireyciliği, zıt gibi görünen yollardan geçerek de olsa her iki ayrı akım ve tipi de merkezkaççılık ve benmerkezci demokratçılıkta birleştirir.
3) Piyasacı liberal (salon sosyalisti) ve terörist (bürokratik ve despotik) eğilim ve kişilerin, harekete henüz katılan ve henüz yeterince girişken ve gereğince gelişmiş olmayan emekçi ile rekabetleri ve kendi ''üstünlükleri''ne dayanarak onu dışlamaları onların ortak yanlarıdır. Biri mecalsizliği ve ilgisizliğini örtmek, ikincisi ''iş'' yeteneğini çıkarlarına kullanmak için emekçiyi geri itmeye can atarlar, bu onların ortak yönlerinden biridir.