İktidar perspektifli bir günlük çalışma
Kişinin-örgütün, işçi sınıfının kurtuluşu davası karşısındaki konumunu belirleyen, doğrudan, günlük sınıf mücadelesinin görevleri karşısındaki tutumudur. Işçi sınıfı devrimcisi olmanın, komünist olmanın gerçek denek taşı burasıdır. Özveri, fedakarlık, cesaret, kendini adamışlık ve inanç gibi, işçi sınıfı devrimcilerinin en başta sahip olmaları gereken (bilgi-tecrübe gibi diğer tamamlayıcıların üzerinde yükseleceği) özelliklerin, maddi bir kimliğe bürüneceği alan günlük sınıf mücadelesidir. Günlük sınıf mücadelesi, aynı şekilde, işçi sınifı devrimcisi ile, sol lafazan ya da liberal solcu arasındaki esas farkın ortaya çıktığı ve görüldüğü alandır da.
Bir lafazan açısından, somut durum ve koşulların, mevcut güç ilişkilerinin, yığınları büyük mücadelelere ve devrime hazırlamak açısından karşı karşıya olunan güncel görevlerin bir anlamı yoktur. Ağzında sakız gibi çiğnediği, devrim ve iktidar sorunu, yığınlar içindeki çalışmanın ve günlük mücadelenin başlanacağı hedefler olarak değil, içi boşaltılmış sözler olmaktan öte bir anlam ifade etmez. Bir liberal solcu açısından ise, devrim ve sosyalizm, şayet sözcük olarak da tümüyle birtarafa atılmış değilse, sadece soyut propagandanın konusudur. Program ve hedefler, gerekleri yerine getirilmek-izlenmek üzere değil, sonraki nesillere vasiyet edilmek üzere vardır. Kapitalizm koşullarında, sadece "elde edilebilir" olanla yetinmek; mücadeleyi bununla sınırlamak gerekir. Sürekli daralan-daraltılan bu "elde edilebilir" olanın sınırı da, egemen sınıf ve sistemce "kabul edilebilir" olandır. Biri diğerine zıt gibi gözükse de, aslında solcu lafazanla liberal solcu, ikiz kardeştir.
Doğrudan iktidarı hedefleyen bir mücadelenin koşulları oluşmadığı olgunlaşmadığı sürece, mücadelenin, işçive emekçi yığınların çalışma ve yaşam koşullarının iyileştirilmesine dönük bir mücadele; yani reformlar için bir mücadele olduğu bilinir. Koşullardan ve hangi politik bağlantı içerisinde ileri sürüldüğünden bağımsız olarak, reform taleplerini ve bu talepler için mücadeleyi reformculuk olarak görmek-küçümsemek, ancak, işçi ve yığın hareketinden kopuk, ona karşı en küçük bir sorumluluk duymayan; büyük mücadeleler için gerekli gücü toplama ve devrimi hazırlama diye bir sorunu olmayanların işi olabilir. Böylelerinin, işçi ve emekçilere, kaderlerine razı gelerek, 'büyük kurtuluş gününün gelmesini ilgisizlik içinde beklemeyi' vaazeden azizlerden hiçbir farkı yoktur. Az-çok hareket içinde olan, sınıf mücadelesinin kendi yasaları olduğundan birazcık bilgi sahibi olan her kişi, soyut sözlerin, fikirlerin ve çağrıların kendi başlarına "değiştirici-dönüştürücü" bir güce sahip olmadığını bilir. Irade, ancak, hareketin gerçek istemlerine yanıt verdiği, onun ödevlerini yerine getirdiği ölçüde ilerletici bir rol oynayabilir.
Açıktır ki, yukarıda vurgulanan anlamda reformlar için mücadeleden, kendini sistem içinde elde edilebilir olanla sınırlama ya da sadece, temelde sistemle çelişmeyen talep ve sloganları günlük mücadeleye sokma ile yetinme gibi bir sonuç çıkmaz. Böyle bir yaklaşım ve tutum, program hedefleri ve sosyalizm ile günlük mücadeleyi birbirinden koparmak olur ki, bu, işçi sınıfını sömürü sistemine mahkum etmek anlamında koyu bir reformizmdir.
Işçi sınıfı devrimcileri ve komünistler açısından, devrim ve sosyalizm sorunu, sadece soyut biçimde propagandası yapılacak ya da "günü gelince" hatırlanacak ''ölümsüz ilkeler" değil, hergünkü çalışmaya yön veren ve günlük mücadelenin başlanması gereken hedeflerdir.
Doğru bir programa ve taktiklere sahip olmak devrimci bir çalışma açısından önkoşul olmakla birlikte, kendi başına bunlar yetmez. Bunun olduğu koşullarda, tayin edici olan, sosyalizm perspektifli bir çalışmanın; taktiklere bağlanmış günlük bir mücadelenin, kararlı ve sistemli bir tarzda, işyerleri ve işletmeler başta olmak üzere temel birimlerde örgütlenmesi ve yürütülmesidir. Önceki birçok yazımızda genişçe ve birçok yönüyle ele alındığı üzere, birimlerde kapsamlı ve zengin bir içeriğe sahip olması gereken günlük mücadelede, şu iki nokta özellikle önem taşır: Işçilerin ve emekçilerin çıkarlarından; en geniş kesimi biraraya getirecek ve harekete geçirecek sorun ve taleplerden hareket etmek ve bu mücadeleyi, sürekli artan ölçülerde sömürü sisteminin sorgulanmasını ve yığınların bilinç, örgütlülük, talepler vb. her yönüyle, daha ileri hedeflere ve mücadelelere hazırlanmasını sağlayacak tarzda, çok yönlü olarak yürütmek...
Her komünist ve işçisınıfı devrimcisi, sınıf mücadelesinin çıkarları birbiriyle uzlaşmaz olan emek ve sermaye cepheleri arasındaki bir iktidar mücadelesi olduğunu bilir.Iktidar mücadelesi, sadece, karşıt cephelerin açıktan karşı karşıya geldikleri an ya da dönemdeki bir mücadeleyi ifade etmez. Bu tayin edici ana kadarki bütün bir süreçteki mücadele de sonuçta iktidar mücadelesidir ve her düzeyde bir iktidar mücadelesi olarak ele alınmak ve yürütülmek durumundadır. Hergünkü mücadele bu perspektif ve ciddiyetle ele alınıp yürütüldüğü koşulda, işçi ve emekçi yığınların tayin edici mücadeleye her yönüyle hazırlanması sözkonusu olabilir.
Fabrika ve işletmelerde, iktidar perspektifli bir çalışma, en başta, bütün zenginliği içerisinde, partinin hedefleri ve taktikleri doğrultusunda bir çalışmadır. Ve açıktır ki, bu nitelikte bir çalışma, diğer şeylerin yanısıra, her aşamada, çalışma ve mücadele alanının ve mevcut güç ilişkilerinin somut bir değerlendirmesini gerekli kılar. Durum ve koşullara bağlı olarak değişken olan güç ilişkilerinin, her adımda, her mücadelede doğru bir değerlendirmesi yapılmadan, mücadeleyi başarılı kılmak mümkün değildir. Genelde olduğu gibi, faaliyetin olduğu her bir fabrika ve işletmede, her birimde, mevcut duruma ve güç ilişkilerine yaslanan bir hareket planı olmak zorundadır. Bu; sınıf mücadelesinin, kelimenin gerçek anlamıyla, çıkarları uzlaşmaz güçler arasındaki bir mücadele gibi ele alınıp yürütülmesi; iktidar perspektifli bir günlük mücadelenin birimlerde somutlaşması açısından şarttır. Aksi taktirde, günlük mücadele adına, birimlerde, ya büyük ölçüde hedeflerin ve genel taktiklerin propagandası ile yetinilir ya da başarısızlıklardan ve ikide bir tökezlemekten kurtulmak mümkün olmaz.
Merkezi hedef ve taktiklere bağlanmış bir faaliyet ve mücadele planı, şunlara yanıt vermek; daha doğrusu şunları hesaba katmak zorundadır: karşı cephenin durumunun yanısıra kendi cephemizin, örgütlülük, moral, mücadele gücü vb. açılardan durumu nasıl? Karşı ve kendi cephemizin, zayıf ve güçlü olan yanları neler? Saldırıların; işçileri bölme, saflarını dağıtma, sindirme ve hareketi püskürtmeye dönük çabaların yoğunlaştığı alanlar ve bunların hangi biçimlerde gündeme geldiği? Ve en önemlisi de, kendi güçlerimizin eğitimi ve hazırlığı açısından, hangi görevlerle karşı karşıyayız? Karşı tarafın zayıflıklarına ve kendi cephemizin güçlü olan yanlarına yaslanarak; kendi saflarımızda toparlanmayı, birliği güçlendirmeyi, moral ve mücadele gücünü yükseltmeyi sağlayacak; bize, saldırıya geçme ya da buna hazırlanma olanağı sunacak, halka hangisidir?
Partinin hedefleri ve taktikleri doğrultusunda, her bir alandaki çalışmayı ve talepleri somutlaştırmada hareket noktamız bunlar olmalıdır. Bir talebi veya mücadeleyi, kendi içinde, ''önemli-önemsiz" , "küçük-büyük" diye ayırmak yerine, yukarıda vurgulanan anlamda, hareket açısından hangi rolü oynadığı; hangi sonuçları doğurduğu yönüyle değerlendirmek gerekir. Devrimci bir çalışma ve mücadelenin değerlendirilmesinde; başarılı mı yoksa başarısız mı olunduğunun belirlenmesinde, ölçü, kendi başına ya da esas olarak, talebin kendisinin elde edilip edilmediği değil, işçilerin birliği, bilinci, örgütlülüğü, moral ve mücadele gücünün yükseltilmesinde katedilen mesafe olmak durumundadır.
Kapitalist ekonominin açmazlarının yoğun, egemen sınıfların politik manevra alanının dar ve düzenin kendini yenileme yeteneğinin sınırlı olduğu ve buna koşut olarak da artan ölçülerde sistem dışına itilen işçive emekçi yığınların saflarındaki hoşnutsuzluk ve tepkinin mayalanmakta olduğu bir süreçten geçiliyor. Bu koşullar, yığınların saflarındaki hoşnutsuzluk ve tepkiyi derinleştirmek ve bunu sürekli genişleyen ölçüde örgütlü bir güce dönüştürmek; günlük sınıf mücadelesinin görevlerini devrimci bir tarzda yerine getirmek üzere, çok daha özverili, kararlı, sistemli ve hedefli bir çalışmayı şart koşuyor.