İşçiler içinde parti çalışması, içeriği ve görevlerin
başarılmasının
koşulu olarak parti yaşamı
Kitleler arasındaki parti çalışmasının propaganda, ajitasyon ve örgütlenme çalışmasından ibaret olduğu basınımızda sık sık vurgulanır. Bu çalışmanın, ajitasyon ve (gündelik hareketle ilgili) örgütlenme ile ilgili yönü genelde ayrıntılarıyla işlenmektedir. Bunlar okur ta rafından bilinmektedir.
Bu olgulardan yola çıkıldığında, bu yazıda sadece propaganda ile ilgili görevlerin ele alınacağı kendiliğinden düşünülebilir. Buna karşın, burada kendimizi propaganda çalışmasının çerçevesiyle sınırlamayacağız. Söz gelimi, ajitasyon, sadece açık mücadelenin gelişmesi ile değil, aynı zamanda işçilerin parti olarak örgütlenmeleriyle de ilgili bir çalışmadır.(1) Öte yandan, bütün bunlar örgüt içi çalışma ile koşulludur ve kitleler arasındaki çalışması ile örgütün yaşamı arasındaki ilişki de zorunlu olarak konumuz olacaktır. Ayrıca bir yandan, geleneksel kafa karışıklığının yıkıcı etkisi, öte yandan mücadele sahnesine henüz çıkan genç güçlerin devrimci çalışma hakkındaki deneyi msizliği görmezden gelinemez. Yani, parti çalışmasının bütün yönlerini topluca ele almamız ve topluca ortaya koymamız gerekmektedir. Eski kuşağın, çalışmasını gözden geçirme olanağı bulması; yeni genç güçlerin, devrimci çalışma anlayışı kazanması gibi nedenlerin bunu gerektirdiği yadsınamaz.
I- Kitle çalışmasının içeriği ve görevleri üzerine
Buradaki ilk sorunun şu olacağını herkes bilebilir: proleter devrimci kişi veya örgütün, işçiler arasındaki pratik çalışma ve eyleminin kapsamı nedir; bu çalışma ve eylem hangi görevleri yerine getirmelidir ki, genişletirken, örgütleri gerçek politik bir işçi örgütü olarak çalışıyor olsun? Sosyalizm ve demokrasi (ve bağımsızlık) sorunları ve sosyalist ve demokratik (ve anti emperyalist) görevler... Sınıfın eyleminin her yönden gelişmesi ve işçilerin gerçek bir parti olarak örgütlenmesi,(2) bu görevler yerine getirildiği oranda gelişebilir. Dolayısıyla da kitleler arasındaki parti çalışmasının içeriği bu iki görevde dile gelir.
a) Sosyalist eylem ve görevler. Marksizm Leninizm'in klasiklerinden özetleyerek aktarırsak; komünistlerin, sınıf içindeki sosyalist eyleminin bugün iki yönü olan bir görev üzerinden gelişebileceğini söyleyebiliriz.
Bu ilkin, bilimsel sosyalist teorinin işçiler arasında propaganda yoluyla yayılmasını; kurulu toplumsal ekonomik sistemin temeli ve gelişiminin kavranmasını; toplumdaki çeşitli sınıfların, bunlar arasındaki karşılıklı ilişki ve mücadelelerin, işçi sınıfının bu mücadelelerdeki rolünün, onun dağılan ve gelişen sınıflara ve kapitalizmin geçmişi ve geleceğine karşı konumunun açıklanmasını, dünya komünist hareketinin, uluslararası işçi sınıfı ve işçi sınıfımızın tarihi rol ve görevinin anlaşılması ve öğrenilmesini kapsar.
İkinci olarak, bu propagandayla ayrılmazcasına bağlı olarak işçiler arasında yapılması gereken ajitasyon çalışması vardır ki bu, içinde bulunduğumuz dönemde (3) özel bir önem arzeder. İşçiler arasındaki ajitasyon, ülkenin bugünkü durumunda, işçilerin serm ayeden kopuşlarının bugünkü aşamasında ve ileri işçilerin bugünkü gelişmesi koşullarında doğal olarak öne çıkar. Bu aslında, işçi hareketinin kendiliğinden ortaya çıkış hallerinde; işçilerin kapitalistlerle işgünü, ücretler, çalışma koşulları vb. sorunlar üzerine girdikleri mücadele ve çatışmalarda yer almadır. İfadesini, yaşamımızı ve eylemimizi, işçi sınıfı yaşamının günlük pratik sorunlarıyla kaynaştırmada, (4) işçilerin sorunlarını anlamalarına yardımcı olma, ilgi ve dikkatlerini en önemli noktalara çekmede, kapitalistler karşısındaki talep ve isteklerini daha bir kararlılık, girişkenlik ve daha büyük bir pratiklikle dile getirmelerini sağlamada, aralarındaki paylaşma, dayanışma bilincini ve Türkiye işçi sınıfının, dünya işçi sınıfının bir parçası olduğu, ortak çıkar ve ortak davaya sahip bulunduğu anlayış ve bilincini geliştirmede bulur.
İşçiler arasındaki sosyalist eylem, bugünkü koşullarda demek ki bu iki yönüyle şekillenir. Ve bugünkü koşullarda, bu iki yönüyle şekillenen sosyalist çalışma yapılmadığında, "parti" olarak örgütlenseler bile işçilerin bağımsız parti olarak örgütlenemeleri olanaksızdır. Görevimiz, işçilerin bağımsız olarak her düzeyde örgütlenmesidir ve sosyalist propaganda ve onunla ayrılmazcasına bağlı olan ekonomik (ve sınıfsal) ajitasyon, (5) işçilerin ayrı, bağımsız bir parti olarak örgütlenmesinin en önemli önkoşuludur.
Düzenli, düzensiz işçi sınıfı yayınlarını, ajitasyon broşür ve bildirilerini basıp dağıtma; sendikal mücadele ve örgütlenmelere yardım ederken, uyanan işçileri fabrika ve işyeri esasına göre çalışan parti grupları içinde örgütleme; örgütlenen bu grupları, bölge ve ülke düze yinde merkezleşmiş örgütlenmenin parçası haline getirme ve buralarda çalışanların en yeteneklilerini usta ajitatör ve örgütçüler olarak yetiştirme vb. vb...
İşçiler arasındaki sosyalist eylemin; sosyalizmi propaganda yoluyla yaymanın ve onunla birlikte yapılan ajitasyonun işlevi işte bu görevlerde dile gelir. Görevimiz, işçilerin girişkenlikle örgütlenmeleridir; propaganda ve ajitasyon (aydınlatma) olmadan, işçilerin örgütlenmesine bir yardımda bulunulamaz.
b) Anti emperyalist demokratik eylem ve görevler. Tayin edici olmakla birlikte, kitleler arasındaki sosyalist eylem, işçilerin devrimci kitlesel bir parti olarak örgütlenmesi ve sınıfın (partinin), öteki emekçi sınıfları (ve partileri) kazanması ve çevresinde toplaması için bugün tek başına yetmez.
Demokrasi ve bağımsızlık sorununun, gelişmiş ülkelerde bile işçi sınıfının üstüne kalmış olması bir yana; Türkiye'nin toplumsal yapısı, sınıfın gelişme düzeyi ve vb. sorunların zorunlu sonucu olan devrim aşaması nedeniyle, devrimci proleter kişi ve örgütlerin, işçiler ar asındaki sosyalist görev ve eylemleriyle ayrılmazcasına bağlı olan demokratik ve anti emperyalist görevleri ve eylemleri de vardır. Eğer işçilerin bilinci, gerçek bir sınıf bilincine dönüşecek; işçi partisi, iktidarı gerçekten ele geçirme, toplumu yeniden kurma ve sosyalizme geçme yeteneğine sahip bir parti olacaksa; öncü işçiler ve partileri, işçi sınıfını, toplumun yeniden kuruluşunun ve sömürülen ve ezilenlerin alternatifi haline getirecek olan anti emperyalist ve demokratik (politik) görevlere sıkıca sarılmak zorundadır. Komünist kişi ve örgütün, işçiler başta olmak üzere, kır ve kent emekçi sınıfları (işçiler halkın öteki emekçi sınıf ve tabakaları arasına da gitmek zorundadırlar.) arasındaki demokratik ve antiemperyalist çalışması başlıca iki yönden gelişebilir.
Bu ilkin, sosyalizmin öğretilerinin propaganda yoluyla yayılmasıyla kopmazcasına bağlı olan demokratik ve anti emperyalist (politik) propaganda görevine işaret eder. Sosyalist görevler yerine getirilirken, politik (demokratik ve ulusal) sorunlardan kaçınılamaz; tersine, demokratik fikirlerin ve politik taleplerin işçi ve emekçiler içinde yayılması özel bir önem kazanır. İşçiler bugün, politik baskının bütün görünümlerini, onun sınıf içeriğini, davalarında başarıya ulaşmak için başta kendileri, ülkedeki ulusları ve bütün halkı ezen politik toplumsal sistemin devrilmesi zorunluluğunu ve sistemin değişmesi sağlanmadığında sınıf davaları uğruna başarıyla mücadelenin olanaksız olduğunu öğreneceklerdir. Bu olmadığında, demokrasi ve bağımsızlık sorunlarını, tarihsel evrim yönünden ve sınıf cephesinden ele alan; bu sorunların işçileri toplum karşısında getirdiği konuma, halk iktidarı yoluyla iktidarı ele geçirme ve sosyalizme geçme olanağına dayanan kesintisiz devrim anlayışını savunan sosyalist öğretinin işçiler tarafından anlaşılması olanaksız olacaktır. Demokrasi ve bağımsızlıkla ilgili fikirlerin emekçiler arasında yayılmasının ve işçilerin, halkın öteki tabakalarının sorunlarını öğrenmesinin koşullarından biri politik propagandada yatar.
İkincisi, bir yandan sosyalist ve demokratik propaganda ile birlikte giden; öte yandan işçiler arasında iş ve çalışma koşulları, sınıf dayanışması ve sınıf birliği vb. sorunlar üzerine, sosyalist eylemin bir görevi olarak yapılan toplumsal ekonomik ajitasyonla paralellik gösteren politik ajitasyon vardır, ki bu ifadesini, işbirlikçi sermaye ve hükümetin işçi ve emekçiler üzerindeki hergünkü politik baskısına karşı yürütülen mücadelede bulur.
Sınıfsal ekonomik ajitasyon ile politik (anti emperyalist demokratik) teşhir ve ajitasyon, işçi sınıfının sınıf bilincinin gelişmesinde eşit derecede zorunludur ve bunlar sosyalist örgütün işçiler arasındaki eyleminde bir madalyonun yüzleri gibidirler. Ajitasyonun her iki türü de, işçilerin sınıf mücadelesini geliştirdiği gibi, onların sınıf bilincini yükseltir; acil sorunlar, acil ihtiyaçlar karşısında güçlerini ölçme, halk tabakalarını çevresinde toplama, düşmanı kısmi tavizlere, böylelikle ekonomik koşull arı iyileştirm eye zorlama, kapitalistleri ve hükümetleri örgütlü işçilerin düşmanlığından korku duyacağı bir mevziye sürme ve yıkma olanağı sağlar.\par Ekonomik ve politik ajitasyon, politik propagandanın ve iktidarı elde etme fikrinin özdeneyim yoluyla kavranmasının en önemli olanağıdır. Bu iki tür ajitasyon arasında tam paralellik olmakla birlikte, ekonomik ajitasyonla politik ajitasyon arasında gene de bir fark olduğu açıktır. Bu fark işçilerin, ekono mik mücadeledeki yalnızlıkları karşısında, politik mücadelede müttefikler bulma ve iktidar alternatifi olacakları alanı tutmalarında yatar.
Komünistlerin işçi ve emekçiler arasındaki eylemleri içinde politik ajitasyon öteki görevlerin aleyhine olmamakla birlikte kendine özel bir yer bulur. Sorun, işçilerin politik hareketinin gelişmesi ve politik örgütün.n genişlemesi sorunudur; o halde, ekonomik ajitasyonla birleşen ve işçi ve emekçinin günlük yaşam ve eylemine katılmanın bir biçimi olarak yapılan politik ajitasyon ise bu gelişme ve genişlemenin en temel güvencelerinden biridir. Ekonomik ve onunla paralel giden politik ajitasyon; sınıfın yaşamına katılma ve eylemini ileri götürmesine yardım olduğu gibi, sosyalist ve demokratik propagandanın amacına ulaşmasının da zorunlu bir kosuludur.
Hükümetleri her yönden teşhir ederek, gericiliği tavizler vermeye zorlayan; kitleleri aydınlatan, eğiten, disipline eden ve örgütleyen bir politik ajitasyon olmadan, işçiler arasında yürütülen devrimci bir çalışmadan söz edilemez. Politik ajitasyon, işçi ve emekçi hareketinin poli tik harekete genislemesinin temel güvencesi, en temel ve vazgeçilemez biçimidir.
Anti emperyalist demokratik propaganda ve işçi yığınlarını emperyalizme ve gericiliğe karşı eğitme ve örgütlemeyi hedefleyen politik teşhir ve ajitasyon.. İşçi sınıfının, kaybedeceği alandan kazanacağı alana geçmesi; kendine müttefikler bulması, daha önemlisi demokrasi ve bağımsızlık sorununu üstlenmesi ve alternatif bir parti olarak örgütlenmesi için politik propaganda ve ajitasyon, işçiler ve halk arasındaki eylemimizin vazgeçilemez yönüdür. Görev, işçilerin iktidar mücadelesi verdiği bir kitle partisi ise, politik görevlerin, çalışmamıza temel oluşturması zorunludur.
Sosyalist ve anti emperyalist eylem ve görevlerimizle ilgili olarak söylediklerimizi toparlayalım: İşçiler arasındaki çalışma ve eylemlerimizin, propaganda ve ajitasyon olarak iki görevi yerine getirmesi gerektiğine işaret ettik. Sosyalist ve demokratik (ve anti emperyalist) propaganda ve ajitasyon arasındaki sıkı bağlılığa; işçiler arasındaki d ev rimci eylemin bu iki türü arasındaki paralelliğe dikkat çekerken, ekonomik ve politik ajitasyon arasında var olan farkların gözden kaçırılmamasını da özellikle belirttik.
Bu noktada, propaganda ve ajitasyonun , çalışmamızın bütün. içindeki yeri bakımından şunları ayrıca vurgulamalıyız ki, sosyalist ve demokratik eylemlerimizin amacı, işçilerin sınıf mücadelesinin ve genel olarak işçi hareketinin gelişmesi; işçilerin kendilerini, öteki sınıflardan bir sınıf olarak ayırmayı öğrenmesi; bunu öğrenirken, diğer ezilen ve sömürülenleri kendi çevresinde toplama ve toplumu değiştirme görevini bilinçle üstlenmesidir. Ulusal ve demokratik sorunlara, emperyalizme ve iç gericiliğe karşı mücadele mevzisinden m.dahale eden; aynı şekilde, ajitasyon ve propaganda çalışmasını, işçi ve emekçilerin sınıf mücadelesinin gelişmesi ve politik mücadeleye genişlemesi anlayışıyla örgütleyen sosyalist (yani amacını, kapitalizmi yıkmak ve sınıfları kaldırmak olarak belirlemiş) bir işçi partisi karşısında kapitalizmi koruyacak ve ayakta tutacak bir güç yoktur.
İşçilerin, sendikalarda ve gerekli öteki kitle örgütlerinde örgütlenmeleri; bu örgütleri kendi ellerine alma ve politik mücadelenin kaldıraçlarına dön.ştürme girişimlerini güçlendirmeleri; öteki emekçi örgütlerinin\par kendi çevrelerinde toplanmalarını teşvik tutumuna geçmeleri; daha da önemlisi, bütün bu işleri örgütleyip yönetecek devrimci bir partide kitlesel olarak birleşmek üzere kendilerini eğitmeleri ve bilinçli bir girişkenlikle hareket etmeleri.. Sosyalist ve demokratik propaganda ve ajitasyonun anlam ve işlevi, işte bu hedeflerde; işçilerin parti olarak örgütlenmesini merkeze alan çok yönlü bir örgütlenme çalışmasıyla birleştirilmesinde yatar. Propaganda ve ajitasyon olmadan devrimci politik bir örgütlenme olamaz. Aynı şekilde, örgütleme ve örgütlenme çalışmasıyla birleştirilmeyen bir propaganda ve ajitasyon "çalışması"na da asla devrimci, sosyalist bir çalışma denilemez.
Proletaryanın sınıf mücadelesinin gelişmesi; politik mücadeleye dönüşmesi ve işçilerin parti olarak örgütlenmesi için yapılması gereken sosyalist ve anti emperyalist demokratik çalışmanın amacı burada belirtildiği gibi şekillenecektir. Bu tartışılamaz. O takdirde soru şu olur: Sosyalist ve demokratik görevler ve bu görevlerin propaganda, ajitasyon ve örgütlenme ile ilgili farklı yönleri arasındaki ilişki nasıl şekillenebilir? Yukarıdaki açıklamalar, bu soruyu belli noktalarla sınırlı da olsa yanıtlar. Buna karşın, bunları formülasyonlar halinde koymamız gene de gereklidir. Zira, komünizmin devrim anlayışını bozan eylemler pratik çalışmada hala varlar ve çalışma ve örgütlenmemize zarar vermeye devam etmektedirler.
Sosyalizm propagandasının, ekonomik ajitasyonun karşısına konulması; sendikal teşhir ve ajitasyonun sosyalizm propagandası ve eğitim çalışması sayılması; o gün önde olan veya önde görünen bir görevin öteki görevlerin bütünün yerine geçirilmesi; sloganların anlam ve işlevlerin in birbirine karıştırılması, slogancılık ve grupçuluğun bir aleti haline getirilerek fetişleşmesi.. Basınımızda sık sık işaret edildiği gibi, sosyalist ve demokratik anti emperyalist görevler ve görevlerimizin farklı yönleri (propaganda, ajitasyon ve örgü tlenme çalışmaları) arasındaki ilişkinin bozulmasıyla ilgili olarak pratik çalışmada ortaya çıkan daha pek çok zaaftan söz edilebilir.
Sosyalist ve demokratik görevler bir bütündür; ne biri atlanabilir, ne de diğeri beriki karşısında "tercih" edilebilir. Her iki görev de aynı derecede zorunludur; "temel" ve "tali" olarak da ayrılamazlar. Sosyalist ve demokratik eylemlerimiz ve bu eylemlerin gerçekleşme biçim ve yöntemleri olan propaganda, ajitasyon ve örgütlenme görevlerimiz birbirleriyle sıkıca bağlıdır; bunlar arasındaki ilişkiler, işçi sınıfının karakteri, toplumu kurtarma amacı, politik mücadelenin yasaları ve somut sınıf güç ilişkileri tarafından belirlenmiştir. Eğer, işçi ve emekçi kitleler arasındaki çalışmamız devrimci ve proleter bir çalışma olacaksa, bu gerçek asla gözardı edilemez.
Sosyalist görevleri, çalışmanın merkezine koyma ve bütün çalışmayı işçi ve emekçi mücadelesinin politik mücadeleye genişlemesi hedefine bağlama.. Sosyalist ve demokratik propagandayı, işçi ve emekçilerin hergünkü mücadelesine katılma (ekonomik, politik ajitasyon, örgütlenme) temelinde geliştirme ve bu güncel mücadelenin ihtiyaçları üzerinden yürütme.. Sınıfın ve halkın mücadelesinin, sermaye ve gericiliğe karşı iktidar mücadelesi olarak gelişmesini hedef alırken; çalışmayı, kitle hareketinin bu yönde gelişmesinin temel iticisi de olan işçilerin kitlesel, devrimci parti birliği görevin de merkezileştirme anlayışı ile yürütme.. Sosyalist ve demokratik (ve anti emperyalist) görevleri; bu görevlerin propaganda, ajitasyon ve örgütlenme ile ilgili yönlerini, ifadesini bu formülasyonlar da bulan (aynı şeyin farklı yönden ifadesi) anlayışa bağlı kalarak yürütme zorunludur. Zira çalışmanın, devrimci bir rol oynamasının koşulu burada yatmaktadır.
Demokratik ve sosyalist görevlerin burada ortaya konulan ilişki içinde ele alınıp, buradaki anlayışla formüle edilmesinin sağ'dan ve "sol"dan saldırılara muhatap olduğu biliniyor. Bu saldırıların haklı olmadığını, tersine aptalca olduğunu söylemeye gerek bile yoktur. Sorun, sağduyu sahibi ve aklı başında herkes iç in anlaşılırdır. İşçi sınıfının, sosyalist proletarya olarak ayrıca (ÖDP gibi akımların sınıfın ayrı örgütlenmesine karşı savaş içinde oldukları biliniyor) örgütlenmesi ve demokrasi ve bağımsızlığın öncüsü olarak hareket etmesi, demokrasi ve bağımsızlık mücadelesini zayıflatmaz; aksine, demokrasi ve bağımsızlığı halk arasına indireceği gibi, onlara kesin başarının itici dinamiği olacak bir sınıf temeli ve güvencesi de kazandırır.
Gene aynı şekilde, işçi sınıfının demokrasi ve bağımsızlık mücadelesine girmesi; demokrasi ve bağımsızlığı, öteki sömürülen ve ezilenlerle ittifakının ve iktidarı ele geçirme ("sosyalist devrimci", Troçkist marjinal gruplar) mücadelesinin platformu haline getirm esi, sosyalizm mücadelesine zarar ve rmez; aksine, toplumun sosyalizme geçişini olanaklı kılacağı gibi, bu yöndeki mücadelenin hızlanması ve başarı kazanmasını da güvenceye alır.
Nereden bakılırsa bakılsın, sosyalist ve demokratik (anti emperyalist) çalışmamızın, işçi ve emekçiler arasındaki eylem ve görevlerimizin farklı yönleri arasındaki ilişkiyi yukarıda ort aya konulan anlayışla ele alıp uygulamamız zorunludur. Bu zorunluluğun, iktidar a lternatifi olmanın bir zorunluluğu olduğunu; doğru bir anlayışla ele alınmasının, işçi sınıfının bir kitle partisi olarak örgütlenmesi ve işçilerin örgütleme yeteneği kazanması açısından da büyük bir önem taşıdığını görmek sanırız ki zor değildir.
İşçi sınıfının sosyalist ve anti emperyalist (ve demokratik) mücadelesi ve bu mücadelenin değişik görevleri ile ilgili olarak bu söylenenlerden anlaşılması gereken nedir? Sosyalist ve demokratik (ve anti emperyalist) eylemlerin; ekonomik, politik sorunların işçi sınıfının sınıf mücadelesinde bir bütün halinde birleşmesi.. İşçilerin, bir kitle partisi olarak örgütlenmesini; bugün için söylersek, mevcut işçi partisinin işçileri örgütlemeye; bütün işçi örgütlerini yönetmeye, emekçi örgütlerini çevresinde toplamaya yetenekli bir parti olarak gelişmesini merkezine (6) koyan sosyalist ve demokratik propaganda, ajitasyon ve örgütlenme çalışması içinde olma ve çalışmanın farklı yönlerini hayatın yasalarına uygun olarak birleştirme zorunludur.
Görevimiz, işçilerin sınıf mücadelesinin ilerlemesi, politik ve sosyalist özellikler kazanarak gelişmesidir. Onun bu gelişimi aynı zamanda, işçilerin parti olarak örgütlenmesi mücadelesinin gelişimidir. Yukarıda belirt ilen şeylerden de görüleceği gibi, sosyalist ve d emokratik çalışma ancak, işçilerin ayrı parti olarak örgütlenmesini özel olarak içeren ve hedefleyen bir çalışma olarak yürütülebilir. Ve çalışmanın başarısının ilk koşulu , kuşkusuz, demokratik ve sosyalist eylemler; yani propaganda, ajitasyon ve örgütlen me çalışmaları arasındaki ilişkinin sınıf mücadelesinin yasalarına, gelişen koşullara uygun ele alınması ve örgütlenmesidir. Öte yandan, işçiler özdeneyimle öğrenirler; bu anlaşılmadığında, gündelik mücadelelerini geliştirmeleri (ekonomik, politik meselele ri anlamaları) ve "gidişatı ve geleceği (demokratik fikirleri ve sosyalist teoriyi) öğrenmeleri"nde onlara yardım etmek olanaksızdır. Propaganda, ajitasyon ve örgütlenme çalışması yapılırken; yani demokratik, sosyalist görevler yerine getirilirken, işçi ve halk hareketinin gelişme derecesi; sorunları, zaafları, dinamikleri vs. ve işçilerin özdeneyimle öğreneceği gerçeği asla gözardı edilmemelidir.
Sosyalist (ekonomik-sınıfsal) ve demokratik-anti emperyalist (politik) ajitasyon, D. Sesi'nin önceki sayısında da tartışıldığı gibi; kitlelerin hergünk. yaşamı ve eylemine katılma, onu ilerletme ve örgütleme anlamına gelir; bizzat bu nedenle mücadele halindeki işçilerin parti olarak örgütlenmesinin zorunlu koşuludur. Zira, işçilerin partisi ancak, hergünkü mücadele içinde; işçilerin bu mücadelede gerçekleştirdikleri birlik üzerinden örgütlenebilir.
Sosyalist ve demokratik fikirlerin propaganda yoluyla yayılması, hergünk. mücadele içinde; ekonomik, politik ajitasyon ve örgütlenme çalışmasına bağlanarak başarılabilecek bir görevdir. Teorik bilginin, işçiler arasında yeterli oranda yayılmadığı; hiç olmazsa ileri kitlesinin eylemine yön verir hale gelmediği koşullarda, gerçek bir kitle partisi kurulamayacağı gibi; güncel mücadeleye bağlanmayan, hareketin ihtiyaçları temelinde yürütülmeyen bir teorik çalışma da anlamsız bir "çalışma" olarak kalacaktır.
II- Kitle çalışması, partinin yapısı ve yaşamı
Yukarıda, işçi ve emekçiler arasındaki çalışmanın; çalışmanın öteki bütün görevlerinin aynı zamanda, işçilerin parti olarak örgütlenmesi görevinin bir yön. olduğuna; işlerin, işçilerin bağımsız kitle partisi olarak örgütlenmesi görevini merkeze alan bir anlayış ve tutumla yürütülmesi gerektiğine özel vurgu yaparken sanki bir şeyi unutmuşuz gibi bir durum çıktığı görürülüyor.
Kabaca bakıldığında, "unutulmuş" gibi görünen bir şey var; bu, sınıfın uyanan kitlesinin geniş bir kesiminin, bir işçi kitle partisinde bugünden örgütlenmiş olmasıdır.
Biz işçilerin "parti olarak örgütlenmesinin görevleri"nden söz ediyoruz, ama işçiler parti olarak örgütlenmeyi gerçekleştirmişler bile.. Bu durumda, kitleler arasındaki çalışma nasıl bir içerik kazanacaktır; parti olarak örgütlenme görevleri önemini kaybedecek ve işçi ve emekçi sınıflar karşısındaki görevlerimiz ve onlar arasındaki çalışmamızın içeriği, işlevi ve rolü değişecek midir? Verilecek yanıtın önemsizliğine karşın; ardından gelecek soruların önemi bakımından, bu sorunun mutlaka yanıtlanması gerekiyor. O halde yanıtlayalım: İşçiler bugün bir kitle partisinde örgütlenmiş ve örgütleniyor olmalarına karşın; kitleler arasında yaptıkları çalışmada, parti adıyla yapılmasının ötesinde esasa ilişkin bir değişiklik olmayacağı; ama bazı şeylerin gene de değişeceği ve değişikliklerin büyük önem taşıyacağı anlaşılamaz değildir. çalışmada, esaslı bir değişiklik olmayacaktır; çünkü parti milyonlarca işçiyi kucakladığında da, kitleler arasındaki çalışmanın merkezini, partiyi daha geniş kesimlere ve yeni kuşaklara tanıtma ve sınıfın öteki sınıflardan bağımsızlığını güvenceye alma gibi nedenlerle gene işçilerin bağımsız parti olarak örgütlenmesi (üslup ve biçimin duruma uyması koşuluyla) görevi oluşturacaktır. İşçilerin bağımsız bir partide örgütlenmesi görevi; iktidar döne mi de dahil partinin bütün yaşamı boyunca, onun emekçi kitleler arasındaki bütün çalışmasının merkezini oluşturacak bir görevdir.
Öte yandan, çalışmada özsel olmasa da bazı şeyler gene de değişecek ve bu değişiklikler kuşkusuz önem taşıyan değişiklikler olacaktır: Görevlerin, daha ileriden, daha kapsamlı kavranarak yerine getirilmesi; çalışmanın daha sistematik, daha verimli, daha enerjik yürütülme si, doğruluk, olgunluk derecesinin ve herbir yönünün derinlemesine geliştirilmesi.. İşçiler içindeki görevlerin yerine getirilmesi ve çalışmanın niteliğinin güçlenmesi için; örgüt içi yaşamın daha proleterleşmiş, daha devrimcileşmiş olması; içte yapılan ça lışmanın partinin adına, iddiasına uygun bir ciddiyet, sorumluluk ve disiplin kazanması vs.. Görüldüğü gibi, işçiler parti olarak örgütlenmenin ilk adımını atıp partilerini kurduktan sonra, kitleler arasında ve örgüt içinde (içteki çalışma da parti olma ça lışmasının bir görevdir.) olmak üzere iki yönde yapılan çalışmada da, aslında partinin (öze ilişkin olmasa da), gerçek bir parti olup olamayacağını belirleyecek özellikte değişiklikler olmaktadır.
Pa rtinin, kitleler arasındaki ve kendi örgütü içindeki çalışması ayrılmaz bir bütünd.r. Bunlardan birincisi, ikinci için amaç, ikincisi birincisinin uzantısı olmasına karşın, bu iki çalışma birbirlerini karşılıklı etkiler ve biri diğeriyle bir madolyonun iki yüzü gibi ayrılamaz bir bütün oluşturur. İşçiler arasındaki çalışma ile örgütün yaşamı ve içteki çalışması arasındaki diyalektik ilişki; yukarıdaki sorunun yanıtını önemli kılan şey işte budur.
Kitle çalışmasının içeriğine ve değişik yönlerine ilk bölümde değindiğimize göre, burada artık partinin iç yaşamını ve örgüt içindeki çalışmayı ele almamız doğru olacaktır. Çünkü daha önce de belirtildiği gibi, parti içi çalışma, işçilerin parti olarak örgütlenmesi mücadelesinin bir yönü ve kitleler arasındaki çalışmasının en temel olanak ve dinamiklerinden biridir. Parti olarak örgütlenmenin ve kitleler arasındaki parti çalışmasının en önemli sorunlarının bu alanda (iç çalışmada) çıkması nedeniyledir ki, bu yazının bundan böyle örgütün yaşamını ve örgüt içi çalışmayı konu yapması anlaşılır olmalıdır.
Bir komünist ya da işçi partisinin yaşamı ve iç çalışması bazı bakımlardan şu iki olgu tarafından karakterize edilir: İlkin, işçilerin partisi bir "propaganda" örgütü olarak değil, işçi hareketini; devrimi örgütleyen ve yöneten bir mücadele ve savaş örgütü olarak örgütlenir. İkincisi, bir bütün olarak parti örgütü ve tek tek her örgüt organı, ileri işçilerin kitleler arasındaki rollerini, devrimin görevlerini öğrendikleri, eğitimini yaptıkları, sınıfı ve halkı yönetecek politik öncüler olarak yetiştikleri bir okuldur. Eğer iç çalışması (ve yaşamı) bu amaçlara uygun değilse, bir partinin, işçi ve emekçiler arasında çalışma yeteneği göstermesi; propaganda, ajitasyon ve örgütlenme görevlerini başarması ve kitleler tarafından bir işçi partisi olarak onaylanması olanaksızdır.
Bu noktada şunları özellikle belirtmeliyiz. İşçi ve emekçiler arasında demokratik ve sosyalist eylem içinde bulunmayan; propaganda, ajitasyon ve örgütlenme çalışmasını, yukarıda belirtilen bütünl.k içinde ve istikrarlı bir biçimde yürütmeyi temel almayan bir partinin devrimci bir örgüt yaşamı kurması, verimli bir iç çalışma yapması da olanaksızdır. Ayrıca, devrimin hedeflerine; kitleler arasındaki görev ve sorumluluklara bağlanan bir yapı ve yaşama ve iç çalışma anlayış ve pratiğine sahip olmayan bir partinin devrimci çalışma yapması ve kitleler arasında başarı kazanması boş bir hayaldir. İşçi ve emekçiler arasındaki görevlerden kopuk, hergünkü görev ve işe dayanmayan bir yapı, yaşam ve iç çalışma, devrimci bir yapı, yaşam ve çalışma değildir.
Bütün bu söylenenlerden anlaşılması gereken şey nedir? Bu öncelikle şudur: Bir kitle partisi olarak örgütlenmekte olan ileri işçilerin ve onlara katılmış olan genç kuşak devrimcilerin, işçi ve emekçi kitleler arasındaki hergünkü eylemleri giderek gelişmekte, partili işçi ve genç mili tanlar üstlendikleri işleri giderek artan bir yetenekle yerine getirmektedirler. Ama bir şey var ki bu da görmezden gelinemez: Çalışma iyi yönde gelişmesine karşın; kitle hareketi karşısındaki görevler gereğince yerine getirilememekte, işçi ve emekçiler ar asındaki hergünkü işler olabilir verimlilikte yapılamamaktadır. Bu durumda dikkatlerin partinin yaşamı ve içteki çalışma üzerinde özellikle toplanması doğal olmalıdır. Bunun nedeni açıktır.
Kitleler içindeki çalışma, örgüt içinde yapılan çalışma ile koşullu olduğu gibi; çalışmayı yürüten örgütçü militan ve yönetici görevlilerin sorumluluk, disiplin anlayış ve pratikleri ve işlerini ustalıkla yapma yetenekleri de; partinin yapısı, yaşamının niteliği ve düzenli yapılması gereken iç çalışmanın özellikeri ile doğrudan bağlıdır.
Ayrıca somut olgular, kitleler arasındaki çalışmanın; işçilerin bağımsız bir parti olarak örgütlenmesi faaliyetinin en önemli sorunlarından birinin, parti yaşamının devrimci ve kesintisiz gelişen bir iç çalışmayı güvenceye alacak tarzda yenilenmesi (7) sorunu olduğuna özel olarak dikkat çeker mahiyettedir. Nereden bakılırsa bakılsın, kitleler arasındaki çalışmanın bugünkü sorunu, örgütlerin gelişmesini, çalışmadaki zayıflıklarını aşma olanağı bulmasını, çalışmanın kesintisiz sürmesi ve gerektiğinde yeniden örgü tlenmesini güvenceye alacak bir örgüt yaşamını kurmada yatmaktadır.
İşçilerin partisi, sınıfına ve halka karşı sorumlu bir parti mi olacak, yoksa "mensupları"nın geleneksel "kulübü" ve sözde "devrimci" aracı mı? Örgütleri, işlerini sorumluluk, kararlılık, sebat ve disiplinle yapan örgütler mi; yoksa işçiler arasına girme yeteneğinden yoksun sözde devrimci, gerçekte sekter, sorumsuz gruplar veya kendini "özgür hisseden", "özgürlüğünü arayan", dolayısıyla da "kendi keyif ve dileğince çalışan" çevreler mi olacaklar? İşçi ve devrimci bir örgüt, bu soruları pratik olarak ve açıklıkla yanıtlamak zorundadır.
Parti iç yaşamının ve örgüt içi çalışmanın proleter disiplin temelinde gelişmesinin hayati öneminin bütün parti kamuoyunda kabul edilmesi; mevcut örgütsel yapı, yaşam ve iç çalışmanın dönüşüm yoluna girmesi; hergünkü görevler temelinde kapsayıcılık, zenginlik, derinlik ve istikrar kazanması, her şeyden önce partideki ideolojik, siyasal, örgütsel birliği pekiştirme ve işçiler arasındaki çalışmayı güçlendirip birleştirmenin bir önkoşuludur. İşçilerin partisinin, bütün diğer partilerlerin olduğu gibi, bir iç yaşamı vardır; ve onun diğerlerinden bu bakımdan ayırılığını, işçi sınıfı ve halk karşısındaki görevleri başarmasını güvenceye alan devrimci iç çalışması karakterize eder. İşçiler tarafından ne kadar benimsenirse benimsensin, devrimci bir yaşama ve kapsamlı bir iç çalışmaya sahip olmayan bir parti rolünü asla oynayamaz.
İşçilerin, aralarındaki ideolojik, siyasal ve örgütsel birliği; örgütteki irade ve eylem birliğini, hergünk. mücadeleye doğrudan bağlanmış parti yaşamını sürekli proleterleştirme ve gündemini hareketin sorunlarından alan örgüt içi çalışmayı sistematik olar ak iyileştirme yoluyla kurdukları ve yenilediklerini hepimiz biliriz. Fakat daha da önemlisi şudur ki, parti yaşamı ve örgüt içi çalışma, devrimci temeller üzerinde yenilenmiyor ve kitleler arasındaki hergünk. eylemin ihtiyaçları temelinde yeniden şekillenmiyorsa, işçi kitleleri arasında az çok olgun, verimli, enerjik bir çalışma olanaksızdır. Sosyalist ve demokratik (ve anti emperyalist) görevlerimizi yerine getirmek; hergünkü çalışmaya, sınıf mücadelesinin taleplerine uygun bir içerik kazandırmak için, örgütün yaşamının iyileşmesi, devrimcileşmesi; örgüt içi çalışmanın canlanması, verimlilik kazanması ve kesintisiz bir şekilde yürütülmesi zorunludur.
Sosyalist ve demokratik (ve anti emperyalist) propaganda, ajitasyon ve örgütlenme görevlerinin; parti iç yaşamı ve örgüt içi çalışmadaki yerini ve işçiler arasındaki çalışma ile örgüt içi çalışma arasındaki ilişkiyi pratik olarak kavramak ve anlamak gerekmektedir. Kitleler arasındaki çalışmanın ihtiyaçları ve parti iç yaşamı (yapısı) ve örgüt içi çalışmanın gör evlerinin dayattığı zorunluluklar, bu pratik kavrayışı zorunlu kılmaktadır. İşçi kitleleri arasındaki sosyalist ve demokratik görevler, kendine özgü ve özgün hedefler kazanmakla birlikte, parti iç yaşamında ve örgüt içindeki çalışmada, yukarıda değinilen nedenlerle propaganda (Marksizm eğitimi), ajitasyon (sınıf çıkarları, birliği, dayanışması, sınıf değerleri vs.) ve örgütlenme (örgütsel kural ve normlar, demokrasi ve merkeziyetçilik vs.) olarak eksiksiz uygulanırlar. Parti yaşamı esasta bu temelde şekillenir. Örgütün yaşamı ve iç çalışmasının sorunlarını anlamak isteyen devrimci kişilerin akıllarına ilk kazıyacakları şey budur.
Bunu anlamak kuşkusuz, kitleler arasındaki çalışmanın ileri gitmesi ve verimli kılınması için olduğu kadar; partinin, emekçiler arasında savunduğu görüş ve attığı sloganlarla, kendi yaşamı ve yapısı arasındaki çelişkiyi kaldırması; iktidarsız pozisyona düşmekten kaçınması için de zorunludur.
lll- Piyasa etkisine karşı mücadele üzerine
Bir işçi partisi, işçi sınıfının sınıfsal özelliklerini, toplum ve tarihteki yerini ve amacını ifade eden ideolojik siyasal çizgisi, bu sınıfsal özelliklerin ve ideolojik çizginin i fadesi olan örgütsel ilke, değer ve normlarla karakterize olur. Sınıfın politik örgütü, onu amacına ulaştırma yeteneğine sahip bir örgüttür; polis örgütüne karşı mücadele ederken, bu örgüt; işçilerin ana kitlesini kucaklamayı, bütün halkı çevresinde toplamayı güvenceye alacak yeteneği kazanarak şekillenir. O bu yetenek ve özelliklerini, kuşkusuz çizgisi ve yapısından; sınıfın özellikleri, toplum karşısındaki sorumlulukları, sınıf ahlakı ve iş disiplinine dayanan iç yaşamı ve mücadelesinden alır. Devrimci bir sınıf partisinin, kitleler arasındaki çalışmasıyla, kendi yapısı, iç yaşamı ve örgütü içindeki çalışması arasındaki iç bağ ve ilişki ifadesini bunlarda bulur.
Bu ilişkinin güncel anlam ve içeriğini görmemiz için burada bir olgunun altını özellikle çizmeliyiz: İşçi sınıfı ve sosyalizm uzun bir dönemdir çok yönlü bir saldırı altındadır. Bu saldırıyı yürütenlere göre, işçi sınıfı bitmiş, sosyalizm ölmüştür; aslında birer sapma olarak ortaya çıkmış olan eski devrimler, proletarya diktatörl.kleri ve sosyalist toplumlar gündemden geri gelmemek üzere çıkmışlardır.. Devrim ve sosyalizm mücadelesi; kitleler arasındaki demokratik ve sosyalist eylemler, bu eylemleri yapacak partiler, bu partilerin işçileri örgütlemesi temelsizdir, anlamsızdır, esas olarak da hayaldir.. Dolayısıyla da, tıpkı devrim mücadelesinin gereksizliği gibi; bu gereksiz mücadele nedeniyle yanlış olarak ort aya çıkmış ve kişilikleri ve özgürlükleri bastıran örgütlenme anlayış ve kuralları da gereksizdir vs.!!..
Bunların altı çizilmesi gerekmektedir; çünkü kitle çalışmasının zayıflığını da koşullandıran örgütün yapısı, yaşamı ve iç çalışması ile ilgili zaaflar, aslında sermayenin bir saldırısı olan bu sözde görüşlerin bir "dışa vurumu"ndan başka bir şey değildirler.
Sosyalizmin sağ "sosyalist" düşmanları, sosyalizm mücadelesi veren ayrı bir sınıf partisinin gereksizliğini söylerken; örgüt sorununda da demokratik merkeziyetçi parti yaşamı ve yapısına, sınıfa ve partiye karşı sorumluluğa; bolşevik görev disiplinine, örgüt içindeki pr oleter paylaşma dayanışma gibi değerlere saldırmaktadırlar. Anarşizan tasfiyeciliğin örgüt sorunundaki pozisyonu ise, cepheden, açıkça olmamakla birlikte liberal "sosyalizm"in pozisyonundan çok farklı değildir; sınıf dışı "devrim" anlayışı, biçimci ve büro kratik çalışma ve örgütlenme tarzı anlayış ve pratiği ve halk karşısındaki içtensizliğin yarattığı bürokratik yozlaşması ile farklı bir işlev görmemektedir.
Açıktır, işçi partisinin bu değer, kural ve normlarını gözden düşürme; çürütme veya inkar, bu akımların kendileri açısından da işçiler açısından da stratejik bir değer taşır. Bu ilke, kural ve normlar kaldırıldığında; idealleri ve programı ne kadar devrimcI olursa olsun bir işçi partisi asla devrimci bir parti olamaz. Örgütü olmadan, işçi sınıfı bir hiçtir; onun örgütü ise ancak, siyasal çizgi ve programının örgütsel güvencesi olan demokratik merkeziyetçilikle; demokratik merkeziyetçiliğin, onlar olmadan gerçek bir demokrasi ve merkeziyetçilik olamayacağI değer ve kurallarla; sınıfa ve örgütüne karşı duyduğu sorumluluk, paylaşma duygusu ve iş disipliniyle var olabilir.
Oysa, yaşanmakta olduğu gibi, işçi ve emekçi hareketinin ve her türden örgütlenmesinin bugününü tahrip ve geleceğini tehdit eden olgular görmezden gelinemeyecek derecede somuttur. Önce 12 Eylül darbesinin, ardında Gorbaçovcu revizyonizmin beslediği; akımlar halinde teşvik ettiği tasfiyeci revizyonist dalganın, "devrimci" çevrelerin; bunlar aracılığıyla da kimi ileri emekçi kümelerinin anlayışında, bilincinde, tutumunda yarattığı tahribat; bu tahribatın devrimci kişi ve örgütlerin mevzilenmesi, yaşamı, çalışması ve eyleminde yolaçtığı liberal bürokratik yozlaşma.. Bürokratik ve liberal yozlaşmanın; Türkiye'deki yüz yıldır egemen olan burjuva, küçük burjuva sosyalizmi ve üst tabaka devrimciliğinin yarattığı sınıf dışı çalışma ve örgütlenme geleneğinin "devrimci" akımlar ve işçi kamuoyu üzerindeki etkisine yaslanması.. Bu durumun, bir yandan çalışma tarzını, öte yandan insan tipi anlayış ve pratiğini baştan aşağı çürütmesi.. Mücadeleye uyanan kişilerin düşünme tarzında, çalışma ve örgütlenme anlayış ve pratiğinde oluşan aşınmayı tasfi ye etmeye girişmeden işçiler asla gerçek, devrimci bir parti olamazlar.
Altı çizilmesi gereken nokta esasta işte burasıdır. İşçiler, kitleler arasındaki görevleri enerjiyle yerine getiren gerçek bir parti olarak örgütleneceklerse; yeni güçleri kucaklayacak mücadeleyi yürütme yeteneğine sahip devrimci bir yapı kuracak ve içinde kitleler karşısındaki görevlerin eğitiminin yapıldığı, kararlarının alındığı bir örgüt yaşamı oluşturacaklarsa, kitleler arsındaki görevleri karşılamada ort aya çıkan zaaf ve zayıflıklara karşı mücadelenin halkasını bu altı çizilen yerden tutmayı özellikle başarmak zorundadırlar. Üst tabaka "devrimciliği"nin yabancılaşmayı "ahlak" yapan geleneği ve piyasanın karaktersizlikle kakakterize olmuş bireyci "değer"lerinin işçiler ve devrimci çevreler üzerindeki aşındırıcı etkisi..
İşçilerin, hakkından gelmek üzere dikkatleri ve enerjilerini yoğunlaştırmaları gereken asıl tehdit işte buradadır. Soruna şöyle yaklaşılabilir mi? "Biz, tasfiyeciliğe karşı yıllarca mücadele verdik; bu mücadele bizi tasfiyeci konumdaki öteki bütün akımlar dan ayırdı ve burada söz konusu edilen çürüme ve yozlaşma bizi ilgilendirmez." Sunlar doğru ve partinin bu kazanımlarını kimse yadsıyamaz: İşçi partisi, burjuva ve küçük burjuva sosyalizminden çoktan ayrılmıştır. Onun, sınıf dışı sosyalist akımlara; revizyonizme, reformizme ve güncel tasfiyeci çürümeye karşı mücadelesi, burjuva-revizyonist tasfiyecilikle örgütlerinin pozisyonu ve eylemi arasına aşılamaz kalınlıkta çizgiler çekmiştir. Partinin çizgisinde ve örgütünün meşru anlayışında, tasfiyeci hiçbir görüş ve anlayış açıktan, bile bile yer almaz vs..
Bunların hepsi doğrudur. Buna karışın, "mevcut çürüme bizi ilgilendirmez" görüşü yanlıştır ve bu "gör.ş" eğer partide kabul görmüş olsaydı, bu kabul vahim, aynı zamanda tasfiyeci bir hata olurudu. Sınıf dışı (liberal ve terörist) yozlaşma, bir işçi partisi için her zaman tehdit oluşturur; bilinen olağanüstü saldırı koşulları nedeniyle bugünkü tasfiyeci çürüme de, parti örgütlerinin şekillenişi ve çalışması açısından kesintisiz, dikkatli ve çok cepheli bir mücadeleyi zorunlu kılacak derecede önemli bir tahribat ve aşınma kaynağıdır.
Üstelik bu tehdit, geleceğe ait değil, bugün çalışmayı baltalayan, örgütün enerjisini, devrimci girişkenliğini aşındıran somut bir tehdittir. Piyasadaki çürüme ve yozlaşma dalgasının içeriğini, işçi örgütün. Etkileme gücünü nereden aldığını, bu etkiye karşı mücadelenin öneminin nereden geldiğini tartışmaya gerek bile yoktur. Buna karşın, şunlar önemleri nedeniyle gene de belirtilebilir.
İlkin, işçilere ve işçilerin partisine öteki sınıflardan katılan öğeler, doğal olarak geldiği sınıfın anlayış ve alışkanlıklarıyla gelmektedir. Bu anlayış ve alışkanlıklar, işçi partisi saflarında oportunizm, revizyonizm ve tasfi yeciliğin uç vermesi ve bir akım haline dönüşmesinin temelini oluşturan etkenlerden biridir. Oportunizme ve tasfiyeci çürüme dalgasının işçi örgütlerinin saflarındaki etkilerine karşı mücadeleyi kesintisiz bir mücadele haline getiren en önemli nedenlerden biri burada yatmaktadır. Ayrıca bugün, toplumun çözülmesi giderek derinleşmesine karşın, açık kitle hareketi henüz alternatif olarak görülmeyecek derecede zayıftır. Dolayısıyla da, halk saflarındaki çözülme ve çürüme, halk örgütlerini de etkileyerek belli ölçüler içinde artmaktadır. Öte yandan, liberal "sosyalizm" dalgası, ilerici kamuoyunu, uyanan kişinin anlayışını yarımlaştıracak ve ufkunu karartacak derecede etkilemekte ve halk arasında yozlaştırıcI bir pazar, bir bataklık oluşturmaktadır. Dolayısıyla da, parti ye katılan güçler, sadece kendiliğindenci zayıflıklarla değil; aksine piyasadan sosyalizm adına edindikleri yarımlık ve çarpıklıklarla da katılmaktadırlar.
İkinci olarak, parti, sınıf dışı sosyalizm akımına karşı teori ve pratikte verilen mücadeleler içinde doğmuş, içten ve dıştan gelen tasfiyeci saldırılarla savaş içinde gelişmiş bir partidir. Buna karşın, içinden yararak çıktığı geleneğin etkisinden tamamen kurtulduğu da henüz söylenemez. Tam aksine, sınıf dışı anlayışlara ve yenilgilere yaslanan liberal ve bürokratik eğilimler, süreç bugün tersinden yaşansa da, bir dönem parti ve örgütlerinde sonuçları daha sonraki sürece de sarkacak olan tahrip edici bir yükseliş de yaşamıştır. Partinin örgütsel tarihinden gelen sınıf dışı zayıflıklar; küçük burjuva örgütleme alışkanlıkları, sınıfsal insani değerlerde, insanal ilişkilerde yaşayan bozulmalar ve bunların bir dönem örgütte meşrulaşmasının bugüne aktardığı anlayış, alışkanlık ve ilişki çarpıklıkları.. Oportunist ve tasfiyeci eğilimlerin, örgütün tarihinden ve içinden gelen tarihsel ve örgütsel dayanakları bunlardır.
Bu iki başlık altında toplanarak ortaya konulan olgular, işçilerin partisinin oportunizme ve tasfiyeci eğilimlere ve hen.z böyle eğilimler yoksa bile bunların eğilim olarak ort aya çıkmasına temel oluşturacak anlayış ve alışkanlıklara vs. karşı sistematik mücadeleyi zorunlu hale getirir. Öte yandan, alt sınıflardaki çözülmeyle birlikte artan çürüme ve yozlaştırıcı bir pazar ve bataklık oluşturan liberal ve anarşizan "sosyalist" etki; bu iki olgu, zaten kesintisiz olarak sürmesi gereken tasfiyeci oportunizme karşı mücadeleye kesintisizliğin yanı sıra kapsamlı bir olağanüstülük de kazandırmaktadır.
Liberal "sosyalizm" ve tasfiyeciliği "sol"dan koşturan terörist "sosyalizm"in; sınıf dışı oportunist, tasfiyeci çalışma ve örgütleme anlayış ve ilişkilerini hergün yeniden üretmeleri ve uyanan kitlelere olduğu gibi, işçi partisinin çevrelerine de sürekli ihraç etmeleri bir olgudur. Sermayenin işçi ve emekçilerin bilinçli güçleri arasındaki etkisi, sadece bunlarla sınırlı (terör, satınalma vs.) olmamakla birlikte, kendini esas olarak bu akım ve grupların faaliyetinde göstermektedir. Aynı şekilde, işçi partisi örgütlerinin saflarında yaşayan sınıf dışı eğilim ve alışkanlıklar, ideolojik karşılıklarını bu akımların varlığı ve çalışmalarında bulur.
Sermayenin işçiler içindeki faaliyetinin; işçilerin partisine ve devrimci bir partiye, "kalın çizgilerle ayrıldığı" gerçeklerine yaslanarak, yozlaştırıcı etkiden uzak olduğunu düşünme olanağını tanımadığı, olgularla görülebilir.
Dolayısıyla da, oportunizme ve tasfiyeciliğe karşı özel bir tutumun gereksizliği bir yana, işçi partisinin tutumu kesin ve uzlaşmaz bir mücadele ve savaş çizgisi tarafından karakterize edilmelidir. Zira, sınıf dışı çalışma ve örgütlenme geleneğine, bu geleneğin anlayış ve alışkanlıklarına; "sosyalist" kamuoyundaki liberal ve bürokratik çürüme dalgasının yarattığı değer yıkımının ileri işçiler ve gençlik arasındaki ve örgüt içindeki etkisine karşı uyanıklık ve kararlılık taşıyan kesintisiz bir mücadele zorunlu bi r koşuldur.
İşçilerin partisinin, işçi sınıfının devrim anlayışına dayanan örgüt ve çalışma tarzı kavrayışıyla ve saflarında sağlam kişilikleriyle yetiştirdiği, eğittiği kadro ve militanlarıyla yeni bolşevik bir okul haline gelmesi; bu okulu karakterize eden çalışma v e örgütleme tarzının, sınıf dışı geleneğin ve tasfiyeci ceryanın etikisini yıkarak kendini halk kamuoyuna kabul ettirmesi için sabırlı, bilinçli bir savaş. İşçi sınıfı partisinin, ideolojik ve sınıfsal karakterini; örgütünün niteliğini koruması ve işçi ve emekçiler karşısındaki görevlerini yerine getirme yeteneği göstermesinin yegane olanağı buradadır diyebiliriz.\par \softpage Hareketi etkilemesi ve tehdit etmesini küçümseme bir yana; işçi partisi, tasfiyeci bütün sapmalarla; liberal bürokratik alışkanlıklarla ve saflarındaki halka uzak her "sosyalist" belirtiyle savaşacaktır. Ayrıca bu savaş, sermaye ve gericiliğe karşı mücadele ileri gittikçe ve parti ileriye doğru geliştikçe, oportunizmin ve tasfiyeci belirtilerin yeni biçimler alacağını, duruma "uygun" mevzilerde barınma eğilimi göstereceğini bilen kapsamlı bir savaş da olmalıdır.
I V- Mücadelenin başarı koşulu
Sol'daki üst tabakacı çalışma ve örgütlenme tarzı anlayış ve pratiğinin birikimi yüzyıla dayanır. Küçük burjuva liberal ve anarşizan yozlaşma; yüz yıllık sınıf dışı geleneğe ve burjuva "sosyalizm"inin uluslararası yenilgisinin yol açtığı dağılmaya yaslanmaktadır. Bu olgunun v e yukarıda iki madde altında toplayarak vurguladığımız olguların gösterdiği şudur ki, sınıf dışı "sol"daki çürümenin ve bir dalga biçimini alan tasfi yeciliğin yarattığı tahribat, gelip geçici, bir dönem verilecek mücadeleyle hemen altedilebilecek bir tahr ibat değildir. Bu tahribatın üstesinden gelmek; kitlelerden koparıcı ve yozlaştırıcı etkisinden korunmak için bir takım koşulları yerine getirmek gerekmektedir.
İşçilerin partisi, üst tabakacı geleneğin ve uluslararası saldırının da arkasında olduğu ve halen bir dalga olma özelliğini hız kaybetse de koruyan tasfiyeci saldırının, işçiler, ilerici kamuoyu ve kendi örgütleri üzerindeki etikisine karşı mücadeleyi daha kapsamlı yürütmek ve yukarıda söz edilen hedefe ulaşılıncaya kadar olağanüstü bir enerjiyle sürdürmek zorundadır. Gerek, üst tabaka devrimciliğinin köklerinin derinliği; gerek çürümüş piyasanın silinip süpürülmesi olanağını sunacak bir kitle hareketinin henüz yaşanmaması; gerekse içinden geçilen dönemin sosyalizmin yeniden şekilleneceği tarihi bir dönem olması gibi nedenlerle, oportunist etkiye ve sınıf dışı bozulmalara karşı mücadele olağanüstü bir mücadele olarak ele alınmalıdır. Başarı kazanma ve sosyal izmin aynı zamanda, bir örgüt ve çalışma tarzı okulu olarak gelişmesinin güvencelerinden biri buradadır.
İşçilerin, sınıf dışı etkiye ve tasfi yeci alışkanlıklara karşı mücadelede başarıya ulaşmalarının diğer bir koşulu; liberal veb.rokratik saldırıların gözden düşürdüğü örgüt içi çalışma ve kollektif örgüt yaşamını, sınıf mücadelesinin hergünk. ihtiyaçların a bağlanma ve devrimci ilkeler temelinde yeniden inşa etmeyi özel bir görev haline getirmekte dile gelir. Örgütlerin, işçi ve savaşçı karakteriyle; parti militanları ve görevlilerinin, devrimci proleter kişilik özellikleriyle yenilenmesi ve yeniden inşası zorunludur. Bunun için, piyasa "sosyalizmi"nin inkar ettiği veya büsbütün çürüttüğü devrimci çalışma ve örgüt tarzının anlayış , değer ve normlarını öncelikle, parti başta olmak üzere işçi ve gençlik örgütlerinin görevli ve aygıtlarının yaşamlarında ayağa dikme çizgisinde kararlılık gerekmektedir.
Ayrıca, kollektif parti yaşamı ve örgüt içi çalışmanın, "yumuşamış" liberal tipin sorumsuzluğu ile darkafalı "solcu" tipin "devrimci" bozgunculuğuna alan bırakmayacak ve görevlileri özellikle kucaklayacak bir sorumluluk ve disiplin temelinde yeniden örgütlenm esi için mücadele de zorunludur. Aksi takdirde, kitle mücadelesinin talepleri devrimci bir şekilde ve verimlilikle yerine getirilemeyeceği gibi, piyasadaki çürümenin işçiler ve örgüt saflarındaki etkisine karşı savaşın başarısı da olanaksız olur.
İşçilerin partisi, sadece sınıf dışı alışkanlıkları ve piyasa "değerleri"nin etkisini tasfiye için mücadele etmekle yetinmemeli; bu mücadeledeki başarının zorunluluğu olarak da, bolşevik çalışma tarzının, işçilerin hergünk. mücadelesi içinde yeniden canla ndırılması ve örgütünün, bu geleneğin işçi ve halkoyunda onaylanmış bir okulu olarak kabul görmesi için de mücadele etmelidir. Örgüte ve yoldaşlara bağlılık fikir ve pratiğinin, işçi ve halka bağlılığa bağlanması; sınıfa, halka bağlılığın ve bunun ifades i olan sorumluluk ve disiplin anlayışının, kitle çalışmasındaki görevlerle özdeşleştirilmesi; her örgüt ve görevli kişinin sorumluluğunu işle cisimleştirecek, hergün yapılan pratik işle ölçülür hale getirecek tutumun örgütte egemen kılınması için mücadele; bu mücadele, bolşevik çalışma tarzının okulu haline gelmenin olduğu gibi, piyasa "değerleri" ve üst sınıf "devrimciliği" alşkanlıklarını tasfiye etmenin zorunluluklarından da biridir. İşçilerin mücadelesini, örgütün ihtiyaçlarının "tatmin" vesilesi yapma anlayış ve pratiği olarak şekillenmiş üst tabakacı gelenek karşısında; örgütü, işçi sınıfına bağlama mev z isini tutarak mücadele, sınıf dışı olan her şeyi tasfi ye etme olduğu gibi, bolşevik okulu yeniden inşa mevzisini tutmak da demektir.
Geleneksel sınıf dışılık ve piyasanın çürütücü etkilerinin altedilmesi ve işçilerin parti olarak örgütlenmesinin görevlerini yetenekle yerine getirecek bir örgütün inşa edilmesi için benimsenmesi gereken çizgi ve tutumun yukarıdaki özellik ve hedefleri(8) içermesi ger ekmektedir. Aksi takdirde, işçi sınıfına, işyerleri ve fabrikalara bağlanan; işçiler arasındaki çalışmayı ve iç çalışmasını yetenekle yapan işçi ve devrimci bir örgüt olmak olanaksızdır.
Teorik ve siyasal çizginin doğru ve devrimci olduğu koşullarda; kitleler arasındaki görevlerin yerine getirilmesindeki zayıflıklar, kendini, örgüt sorunlarında; örgütün yaşamındaki yarımlıklarda, saflarındaki sorumluluk, disiplin anlayış ve pratiğindeki ve örgüt içi çalışmadaki zaafla rda gösterir. İşçilerin parti olarak örgütlenmesini baltalayan sorunlar, açık ki bugün bu alanda mayalanmakta ve bu nitelikleriyle ort aya çıkmaktadırlar. Geleneksel "sosyalizm"in ve tasfiyeci çürümenin; örgütlenme alanındaki dışa vurumu olarak ortaya çık an zaafların, kitleler arasındaki görevleri, başka bir deyişle işçilerin bağımsız kitle partisi olarak örgütlenmesi çalışmasını kemiren ve güdükleştiren virüsler olarak rol oynadıkları herhalde görülemez değildir.
Geleneksel "sosyalizm" ve piyasa "devrimciliği" anlayış ve pratiği, bütün örgüt anlayış, ilke, kural ve değerlerini baş aşağı çevirir; bu anlayış ve pratiğin devrimci bir örgütteki etkisi, öncelikle örgütün yapısı ve yaşamının bozulması, örgüt içi çalışmanın gevşemesi, aşınması olarak dışa çıkar. Bu nun doğal sonucu kuşkusuz, kitleler arasındaki çalışmanın; propaganda ajitasyon ve örgütlenme çalışmasının derin bir tahribat görmesi olacaktır. Örgütün güvenirliğinin, ilişkilerinin sarsılması, enerjisinin israfı, girişkenliğinin aşınması ve sınıftan ve işyerlerinden uzaklaşması gibi tehditler, örgütün yapısının, yaşamının bozulması ve içteki çalışma nın gevşeme ve zayıflamasının ilk sonuçlarıdırlar.
Tarihsel bir sınav dönemi de olan bu dönemde; geleneksel üst tabakacılığın ve liberal ve anarşizan "sosyalizm" piyasasından yayılan sınıf dışı anlayış ve pratiğin işçileri ve devrimciler arasında yarattığı çarpık anl ayış ve alışkanlıkların tasfiyesi için mücadele, bu sınavın geçilmesinin en önemli basamağıdır. Öncü işçilerin ve onlara katılan devrimci kişilerin, işlerini girişkenlikle, enerjiyle ve daha büyük bir yetenekle yapmayı öğrenmeleri; uyananan ve örgütlenen ileri kitlelerle birleşme ve kendilerini bunlarla birl ikte sürekli yeniden örgütleme bilinci kazanmaları için bu mücadele zoru nludur. Bu mücadelenin, işçilerin partisinin , devrimci bir işçi kitle partisine dön.şmesinin ön.ndeki engelleri aşarak gelişmesinin bir zorunluluğu olduğu ise ortadadır.
Dipnotlar:
1) Kitleler arasindaki çalişma çok yönlü bir çalışmadır: gündelik çıkarların savunulmasına ve sendikal örgütlerinin kurulmasına yardım vs. Çalışması gibi yönlri vardır. Buna karşın, bu çalışmaları yapmıyorlarsa işçilerin bir parti olarak örgütlenebilmeleri olanaksızdır. Bu türden çalışmalar, işçilerin parti olmasını doğrudan hedeflemeseler de, bu çalışmanın bir parçasıdırlar. Bu nedenle, ''kitleler arasındaki çalışma'' , parti olarak örgütlenme çalışması anlamında da kullanılabilir.
2) İşçilerin parti olarak örgütlenmesi, elbette salt bugünün bir işi değildir.İşçi sınıfının on yıllardır partisi vardır. Her değişik dönemde partiler dönemin koşullarına uygun düşen biçimler alırlar ve bugün işçiler bir kitle partisi kurmaktadırlar. Parti olmadan söz edilirken, bazen genel olarak parti olma görevinden bazen de özel olarak kitle partisi örgütlemesinin görevlerinden söz edilmiştir. Okur bunu kaçırmamalıdır.
3) Ajitasyon, yenilgileri ile gelen tam hareketsizlik (zayıf propaganda dışında hemen hiçbir şeyin yapılamadığı durumlar) gibi istisna haller dısında her zaman propagandanın önündedir. Türkiye'nin bugünkü koşullarında (politik ve ekonomik) ajitasyon her zamankinden daha da önem kazanmış durumdadır.
4) İşçilerin yaşamına katılmadan ve onların sorunlarıyla birleşmeden, işçinin yaşamı, sorunları ve ruhunu anlayan başarılı ajitasyon olanaksızdır. Kitleler dışında örgütlerin dağıtılması, örgütlerin onlar arasında kurulması talebi keyfi değildir.
5) ''Ekonomik'' kavramı, ajitasyonla bir arada kullanıldığında, bundan dar anlamıyla günlük ekonomik ajitasyon anlaşılmaktadır. Ekonomik ajitasyon geniş anlamıyla anlaşıldığında bu yazıda sosyalist görevlerin bir yönü olarak konulan sosyalist ajitsyonu da içerir ve karşılar. Buradaki ''ekonomik ve sınıfsal ajitasyon'' kavramı, ekonomik''in günlük dar anlamıyla anlaşılmasından kaçınmak için kullanılmıstır.
6) Parti olarak örgütlenme görevinin bütün görevler arasında merkezi bir yer tutmasından veya bu anlamdaki başka ifadelerden, partinin ''amaç'' olarak görüldügü sonucu çıkarılmamalıdır. Aksine, parti işçi sınıfı mücadelesinin aracıdır. Merkezi yeri tutması, parti olmadan işçilerin bir şey elde etmelerinin olanaksız ve partili mücadelenin, devrim ve iktidar için zorunlu olmasından ileri gelmektedir.
7) Isçilerin partisinin, parti yasami kurmasi ve örgüt içi çalisma yapmasi veya bunlarin yenilenmesinden sikça söz ediliyor. Bu, parti yasaminin ve iç çalismanin hiç olmamasindan dolayi degildir. Isçi partisinin bir yasami ve iç çalismasinin oldugunu ve bu alanda da olumlu gelismelerin bulundugunu herkes bilir. Sorunun yazida yukaridaki ifadeyle konulmasinin nedeni, bu alandaki sorunlarin kitle çalismasini tayin edici bir sekilde etkilemesi ve parti yasami ve iç çalismanin, sadece büyük dönemlerde degil, daha küçük dönemeçlerde de yeniden kurulma ve insa biçiminde gelisiyor olmasiyla baglantilidir. Organlar için dahi gelisme, çalisma, birikim, yeniden örgütlenmeyle siçrama biçiminde olmaktadir.
8) Sınıf dışılığa karşı çizgi ve tutumun özellik ve hedefleri, aynı anlama gelmek üzere kuikusuz başka içerikteki maddeler hainde de formüle edilebilirdi. Başka yazılarda bu görülebirir: okur dikkatle baktığında bunun bir çelişki olmadığını görür.