Ekvador
uluslarası kapitalist sistemin bir parçasıdır; emperyalizm tarafından,
globalizm tarafından zaptedilmiş bağımlı bir ülkedir.
İlk
olarak, Ekvador talan, yabancıların nüfuzu, ulusal kaynaklarının
yağmalanması ve başta Kuzey Amerikalı olmak üzere büyük
emperyalist şirketlerin boyunduruğuyla karşı karşıyadır.
Yapısal
olarak, Ekvador toplumu kapitalist bir sosyo-ekonomik formasyona sahiptir, sınıflara
bölünmüş bir toplumdur. Bir tarafta mülk sahibi sınıflar,
kapitalistler, diğer tarafta emekçi sınıflar.
Emperyalizmin
bu egemenliği üretici güçlerin gelişimini çarpıklaştırmakta,
onları uluslarası alanda geri bırakmakta ve onları emeğin
uluslararası işbölümünün işine yarayan spesifik alanlara
hapsetmektedir. Bu yolla Ekvador; ekonomisi tarım ve ulusal kaynakların,
özellikle petrolün çıkarılmasına dayanan ve Kuzey ve Güney
Amerika Serbest Ticaret Birliği (FTAA) ve Cartegana Anlaşması çerçevesinde
özellikle gıda, plastik, tekstil ve montaj sanayinde (ev eşyası
ve otomotiv) olmak üzere endüstriyel gelişiminin henüz başlarında
olan geri kalmış kapitalist bir ülke haline geldi.
Ekvador
ayrıca emperyalizmin ulusal ve kültürel baskısıyla da karşı
karşıyadır: Kuzey Amerikan yaşam tarzının,
bireyciliğin ve çökmekte olan kapitalist toplumun sapkın
fikirlerinin kabul ettirilmesi, uyuşturucu bağımlılığı,
pornografi ve cürüm.
İkinci
olarak, Ekvador toplumu kırın ve kentin işçileri tarafından
yaratılan artı değere el koyan büyük yerel kapitalistlerin,
mali, sınai ve ticari işadamalarının egemenliği ve sömürüsüyle
karşı karşıyadır. Ücretli emek yoluyla, üretim araçlarının,
toprağın, bankaların, sanayinin, büyük taşıma araçlarının
ve aracılar zincirinin sahipleri olan bir avuç kapitalist, maddi zenginliği
ellerinde topladılar. Devlet, yasalar, bürokrasi ve silahlı kuvvetler
aracılığıyla bu gruplar siyasi otoriteyi ellerinde tutmakta
ve kendi yönetimlerinin kurumsallığını, yasallığını
ve meşruluğunu kabul ettirmektedirler.
Bunun
anlamı şudur: Ekvadorun gelişimi ve sosyal ilerlemesinin önündeki
büyük engeller; emperyalizm ile onun müttefiklerinin ve uşaklarının,
emperyalizm yanlısı büyük burjuvazinin baskısı ve egemenliğidir.
Bunlar ancak emekçi sınıflar tarafından verilecek acımasız
bir savaşla yerlerinden edilebilir bir gerici birlik oluşturmaktadırlar.
Emperyalist
egemenlik ve yerli burjuvazinin baskısı ve sömürüsü bir bütün
oluşturmaktadır. Oligarşiye karşı savaşmaksızın
emperyalizme karşı savaşılamaz; aynı zamanda
emperyalizme karşı durmaksızın büyük kapitalistlere karşı
saldırıya da geçilemez.
Kapitalist
sistem ortadan kaldırılmalı ve yeni bir toplum, bir işçi
toplumu, sosyalizm onun yerini almalıdır.
Biz
emekçi sınıflar; proleterler, kırın ve şehrin işçileri,
küçük burjuvazi, serbest meslek sahipleri, köylüler, küçük ve orta ölçekli
üreticiler, kırın ve şehrin yarı proleterleri Ekvadorun
sosyal piramidinin geniş tabanını oluşturmaktayız.
Alt tabaka sosyal sınıflardan oluşan
ve tarihsel olarak belirlenen bir sosyal özne olarak Marksist halk kavramından
başlayarak, Ekvador halkları; biz mestizolar, yerliler ve siyahlar nüfusun
büyük çoğunluğunu ve emekçi sınıfların bir parçasını
oluşturmaktayız.
İşçi sınıfı, yarı
proleterler ve küçük burjuvaziden oluşan emekçi sınıfların
bir parçası olan Ekvadorlu kadınlar, Ekvador işçilerinin ve
halkının bölünmez bir parçasını oluşturmaktadır.
Ekvador
devrimi bir süreçtir. O, bir yandan Ekvador emekçi sınıfları,
melezler, yerliler ve siyahlar ile diğer yandan Amerikan emperyalizmi ve
onun müttefikleri ve uşakları, emperyalizm yanlısı büyük
burjuvazi arasında uzlaşmaz bir siyasi mücadeledir.
Biz,
Ekvador halkının büyük çoğunluğunu oluşturan 12
milyon insan, sömürülüyor ve eziliyoruz; biz devrime ihtiyaç duyuyor ve
onun sosyal temelini oluşturuyoruz. Biz, devrim siperlerinde yer alan sömürülenler
olarak devlete, yasalara, kurumlara, silahlı kuvvetlere ve polise bel bağlamış,
aynı zamanda emperyalizmin gerici siyasi ve askeri desteğini alan az
sayıda aile ve işadamlarıyla karşı karşıyayız.
Biz,
toplumun devrimci dönüşümünden çıkarı olan sosyal sınıflarız,
büyük bir halk cephesi oluşturan milyonlarız: biz proleterleriz,
şehrin ve kırın emek gücünü satarak yaşayan diğer
emekçileriyiz; sosyal ve maddi yaşamın öncüleri, zenginliğin
yaratıcılarıyız; havaalanlarını, limanları,
yolları yapan erkek ve kadınlarız; melez, yerli ve siyahlarız;
şehirleri, büyük binaları ve caddeleri inşa edenleriz; tarlaları
işleyen ve fabrikalarda çalışan, gelişimi sırasında
toplumun ihtiyaç duyduğu maddi malların üreticileriyiz. Biz küçük
ve orta ölçekli üreticiler, serbest meslek sahipleri, tarlalarda, sanayide ve
el sanatlarında, küçük ve orta ölçekli ticari kuruluşlarda çalışanlarız.
Biz, ülke ekonomisinin temel direğini oluşturan, iç tüketim ve
ihracata yönelik gıda, giyim ve maddi araç gereci üretenleriz. Biz,
bilgisi ve fikirleriyle çalışan erkek ve kadınlarız; işimizde
ve herşeyden öte dünya görüşümüzle Ekvadorun bugünü ve
geleceğine, değişime adanmış melezler, yerliler ve
siyahlarız; bağımsızlık sürecinin entelektüelleriyiz.
Biz
emekçi sınıflar, ya da aynı anlama gelmek üzere halk sınıfları,
Ekvador devriminin sosyal öznesini, Ekvador halkı ve işçilerini,
devrimci halk cephesini oluşturmaktayız.
Biz,
aynı sosyal ve maddi koşulları paylaşan büyük bir sosyal
kitleyiz. Aynı ekonomik çıkarlara sahibiz, aynı geçim derdiyle
karşı karşıyayız: işsizlik, düşük ücret;
tedavi-bakım ve eğitim olanaklarından yoksunluk; sanayi, el
sanatları ve tarım ürünlerine verilen düşük fiyatlar ve tüketici
olarak yüksek fiyatlar. Ekvadorun bugün karşı karşıya
kaldığı ekonomik krizin esas kurbanlarıyız. Ortak
sosyal çıkarlara sahibiz. Emperyalizm ve oligarşinin siyasi baskısı
altındayız. Sosyal, etnik, kültürel ve cins ayrımcılığının
kurbanlarıyız. Aynı temel taleplere sahibiz: Özgür ve bağımsız
bir ülke, demokrasi ve barış, dayanışma ve kendini yönetme
hakkını kullanma olanağı, herkese maddi ve manevi fırsat
eşitliği, eğitim ve sağlık hizmetlerinden yararlanma,
yaşanabilir bir ev istiyoruz.
Bu,
Ekvador toplumunun her katmanında, yönetici sınıfların,
burjuvazi ve emperyalizmin davranış ve düşünme yöntemleri ve
fikirlerinin egemen olduğu anlamına gelmektedir.
Bu
düşüncelerin ağırlığı altında, Ekvador
halkları ve işçileri, bizi birleştiren faktörlere ve bileşenlere
rağmen, halkın birliğini bozmaya yarayan, aşağıdakilerin
birleşik yürüyüşüne karşı olan, aramızda bazen en
merkezde olanlarda dahi çatlaklara yolaçan çelişkiler ve sorunlar tarafından
bölünmüş durumdayız.
Bu
sorunlar ve çelişkiler siyasi, etnik, kütürel, ekonomik, sosyal ve
cinsiyet karakteri taşımakatadır.
Ekvador
halk yığınlarının büyük bir çoğunluğu işçilerdir:
biz ya kendi emek gücümüzü satıyoruz ya da serbest meslek sahibiyiz;
fakat değişik alanlara yerleştirilmiş durumdayız,
şehirde ya da kırda, sanayide ya da madenlerde, hizmet sektöründe ya
da kayıt dışı sektörde ellerimizle veya beynimizle çalışıyoruz.
Bu farklılıklar aynı zamanda bir uyumsuzluğa ve bazen kendi
aramızda nefrete yol açmaktadır.
Eskiden
beri gerçek olan bir şey şimdi resmen kabul edilmiştir: Ekvador
bir çok uluslu ve çok azınlıklı, çok kültürlü bir ülkedir.
Fakat bunun kabul edilmesi ülkedeki çeşitli uluslar, halklar ve etnik azınlıklar
arasında kütürel eşitliğin olduğu anlamına gelmez.
Tersine,
burjuva ve feodal egemenliğin bir sonucu olarak ülkemiz yüzyıllardır
acı çekmektedir. Kütürel bölünmüşlük kendisini siyah ve yerli
halkların, melezlerin oluşturduğu egemen ulus olan Ekvador ulusu
tarafından baskı altında tutulmasıyla göstermektedir.
Egemenlik
ilişkisi, melezler ile siyah ve yerli halklar arasındaki bu ilişki
tüm sosyal, ekonomik, kültürel ve manevi göstergelerle günlük olarak ifade
edilmektedir. Bu yerli ve siyah halkların tembel, düzenbaz, kültürsüz,
cahil, alt sınıftan insanlar ve hırsız olduğu; öte
yandan melezlerin kültürlü, çok çalışkan, zeki ve becerikli
insanlar olduğu fikriyle açıklanmaktadır. Halkın
bilincindeki bu ayrımcılık günlük hayatta kendisini göstermektedir.
Irk
ayrımcılığı ve bazı durumlarda aşağılık
ırkçılık kütürel farklılığın bir parçasını
oluşturmaktadır.
Diğer
yandan siyah ve yerli halklar ve uluslar da, kendi kimliklerinin savunulması
uğruna ırkçı bir tutum takınabilmekte; kendi sömürü ve
baskı altında olma durumlarının tüm sorumluluğunu bir
ulusal bütünlük olarak melezlere bağlamaktadırlar. Onlara göre,
melezler, sosyal konumlarından bağımsız olarak, ister işçi
ister patron olsunlar, kendilerinin açlık ve sefaletinin sebebi, ana düşmanıdırlar.
(Burada şunu belirtmek gerekir ki, yerli halklar arasında yerleşmiş
olan sosyal farklılıklar, kendi çıkarlarının korunması
amacıyla bu düşünceleri besleyen burjuva iş çevrelerinin
ekonomik ve sosyal ayrıcalıkları üzerinde temellenmektedir -
hepsi Yerli, hepsi kardeş oldukları için, Yerliler Yerli işverenlerin
işyerlerinde sendikalaşmamalıdırlar.)
Ekvador
halkları ve işçilerinin geniş yığınları arasında,
burjuva ve feodal fikirlerin sonucu olarak, çalışan kadınların
sosyal sistemden ve kendi cinslerinden çektikleri cinsiyet ayrımcılığı,
ikincillik, baskı ve zulüm vardır. İkincil sınıflar,
halklar, davranış ve fikirlerinde patronların atalarından
aldıkları ideolojik yapıları yeniden üretmektedirler: kadınlar ikincil konumdadırlar ve onların
yeri ev ve mutfaktır, işleri çocuklara bakmaktır.
Halk
cephesini etkileyen diğer bir konu da bölgeciliktir. Ekvadorun tarihi
gerçekliği, yönetici sınıflar tarafından kışkırtılan,
başta Guayaquil ve Quitoda olmak üzere oligarşik gruplar arası
çıkar çatışmalarının olduğu bir ülke yarattı.
Bu çatışma, halk yığınlarının tavır ve
düşüncelerini dağlık ve sahil bölgelerinde yaşayanlar
arasında ve Quito ve Guayaquil bölgesinde yaşayanlar arasındaki
çatışmalar şeklinde etkilemektedir. Bu çelişki, daha düşük
düzeyde, diğer iller ve bölgelerde yaşayanlara kadar uzanmaktadır.
Ekvador
halk hareketi, baskı ve sömürüye maruz kalanlar, işçiler ve köylüler,
küçük ve orta ölçekli işletmeciler, gençler ve öğretmenler
tarafından verilen uzun bir mücadele tarihine sahiptir. Tabanda, il çapında
ve ulusal çapta, federasyon ve konfedarasyonlarda dikkati çekecek ölçüde
sosyal örgütlenmeye, işçi sendikaları ve köylü kooperatiflerine,
komitelere, birliklere, topluluklara, kooperatiflere vs. Sahiptir. Bunların
içinde, tarihsel sorumluluklarının başarılması için kök
salma, gelişme ve büyüme mücadelesi veren devrimci ve sol politik parti
ve örgütler vardır. Son zamanlarda, Yerli halkların ulusal ve kültürel
hakları için verdikleri mücadelenin ve örgütlerinin ortaya çıkışıyla
halk hareketi güçlenmiştir.
Kendi
dinamiklerini oluşturan, büyüyen ve gelişen, burjuvaziden ve onun
politik partilerinden bağımsız ve kendi karakterini kendisi oluşturan
bir siyasi ve sosyal süreç olarak bir halk cephesi yavaş yavaş güçleniyor.
İşçilerin
birliği; sendikaların bağrında, sınıfa karşı
sınıfın, sermayeye karşı emeğin ekonomik,
ideolojik ve politik çatışmasında; bir işyerindeki grev sürecinde,
sendikaların günlük yaşamında, genel grevde; işçilerin
rolünü açıklayarak, proleteryanın bilincine şekil vererek,
onların değişim sürecindeki sorumluluklarını üstlenmesiyle
etnik köken, milliyet, cinsiyet ve inançtan bağımsız olarak
eylem içerisinde oluşmaktadır.
Köylü
örgütlerinde, soyguncu devlet ve büyük toprak sahipleriyle olan çatışmalarda,
onların toprak, su, adil fiyat ve teknik yardım, sağlık ve eğitim
için verdikleri mücadele süreci içerisinde örgüt gelişiyor. Yerliler,
melezler ve siyah köylüler arasında, dağlarda ve kıyılarda
yaşayanlar arasında daha üst düzeyde bir birliğe erişilmektedir.
Halk hareketi içerisinde seçkin bir rol oynayan köylüler özlemlerini ve mücadelelerini
şehrin işçilerinin mücadele ve özlemleriyle birleştiriyorlar.
Yoksul
semt halkları ve küçük tüccarlar, öğretmenler ve gençler,
profesyoneller arasındaki herbir sosyal organizasyonda da halk hareketinin
daha üst noktalarına ulaşılmaktadır.
Halk
hareketinin kapsamı genişlemekte ve derinliği artmaktadır.
En son yaşanan örnekler halkların ve işçilerin genel amaçları
için verilen mücadelenin doruk noktasını, birliğin gelişkin
düzeyini, ulusal çapta öneme sahip olan ve Bucarat ve Mahuadı deviren
halk ayaklanmaları ve diğer ayaklanmalar ve genel grevler gibi siyasi
nitelikli eylemleri göstermiştir. Halk Kongresi ve Ekvador Halk
Parlamentosunda somutlaşan birleşik ve bilinçli çabalar son
derece önemlidir. Fakat, herşeyden öte, halk bilincinin yeni düzeyi, özellikle
iktidar sorununa yönelen ilgi olağanüstü önemlidir.
Biz
Marksist-Leninistler, Devrimci sol-Marksist ve Hristiyan, solcu ulusalcılar,
demokratlar ve yurtseverler halk hareketinin gelişim sürecinde önemli bir
yer tutmaktayız.
Burada
değindiğimiz şey, örgütlü halk hareketini, emekçi sınıfları
ve devrimci güçleri etkileyen çelişki ve sorunların üstesinden
gelinebilir ve çözülebilir olduğunu; bu güçlerin şu andaki
durumunun iyi, olumlu ve hepsinden önemlisi yakın gelecekte daha iyi olacağını;
bu güçlerin Ekvador halkının ve işçilerinin devrimci
zaferinin, halk iktidarının başarısının ve
sosyalizmin inşasının koşullarını yarattığını
ve geliştirdiğini göstermektedir.
İlk
olarak acil ve orta vadeli hedefleri netleştirmek gerekmektedir.
Biz
kapitalist baskı ve sömürüye; sistemin üzerimize yıktığı
açlık ve sefalet koşullarına; sosyal, etnik köken ve cinsiyet
ayrımcılığına; adaletsizlik ve zulme; neo-liberalizm
politikalarına, özelleştirmeye ve devlet mülkiyetinin ortadan kaldırılmasına;
IMFnin uygulamalarına karşı ve insan haklarının
savunulması, adil ve dengeli bir ücret, sağlık ve eğitim
vb. için mücadele etmek zorundayız.
Biz
yabancı egemenliğinden onların yerel işbirlikçileri ve uşaklarından
kurtulmak ve baskıcı devlete son vermek için mücadele etmeliyiz.
Bu,
özgürlük sürecinin hem ulusal hem sosyal karaktere sahip olduğu anlamına
gelmektedir.
İkinci
olarak, halk iktidarını, kır ve kent işçilerinin, Ekvador
halkının iktidarını kurmak ve yeni bir toplumu, işçilerin
toplumunu, sosyalizmi inşa etmek gereklidir.
Üçüncü
olarak, biz halk kitlelerinin, milyonlarca Ekvador emekçisi, melezler, yerliler
ve siyah halkların bu büyük eylemin öncüleri ve önderleri olduğu
akıldan çıkarılmamalıdır.
Dördüncü
olarak, bu sürecin öncülüğünü ele almaya en hazır kesimin, işçi
sınıfı olduğu düşüncesi ve pratiğine inatçı
bir şekilde inanmaya devam etmek gerekir. Oluşumundan bu yana doğasının
ve etkinliğinin koşulları onu örgütlü, disiplinli, oldukça
enerjik bir sınıf haline getirmiştir; üretim araçlarının
özel mülkiyetinin hiçbir biçimine sahip olmayan bir sosyal sınıftır
ve bundan dolayı kendine has çıkarlardan yoksundur; yüksek düzeyde
bir örgütlenmesi olan, siyasi, sosyal ve tarihsel deneyime sahip bir sosyal sınıf,
bütün emekçi sınıfların özgürlüğü, insanlığın
kurtuluşu gerçekleşmeksizin kendi kurtuluşunu gerçekleştirmesi
mümkün olmayan bir sınıftır. İşçilerin bu savaşta,
zincirlerinden
başka kaybedecekleri hiçbir şeyleri yoktur.
Beşinci
olarak, devrimci siyaseti kollektivizm ve tartışma yoluyla sergilemek
gerekir. Kurtuluş süreci, onun zikzaklarla dolu yolu devrimci siyasetin en
yüksek ifadesidir. Siyasetin halk mücadelesi ile hiçbir ilgisinin olmadığı
doğru değildir; aksine eğer kitleler kendi politikalarına
sahip olmazsa, onların düşmanları, burjuva politik partiler
onlar için kendi politikalarını yaratacaklar, onları manipüle
edecek, yenilgiye sürükleyecek ve şu anki ilişkilerin durumunu
koruyacaklardır.
Altıncı
olarak, bu ve diğer sorunların halk hareketinin bağrında
netleştirilmesi, bu tezlerin ve önerilerin özgürce tartışılmasının,
mücadeleden çıkarı olan tüm kesimlerin açık ve dürüst tartışmalarının,
reformist ve sosyal demokrat fikirlerden kurtulmanın ve oportunist ve dik
kafalıların yalıtılmasının sonucu olmalıdır.
Bütün
bu hedeflerin ötesinde ve üzerinde olarak biz Ekvador halkları ve işçileri
cenneti ele geçirmeyi öneriyoruz. Yani:
Özgür
ve bağımsız yeni bir Ekvador inşa etmek; tam bir etnik,
sosyal ve cinsiyet eşitliği kazanmak, halklar ve işçiler tarafından
politik ve sosyal hakların tam bir uygulaması demek olan kitle
demokrasisi ve tam kişisel özgürlük; bütün Ekvadorluların maddi
refahı; tüm Ekvador halklarının etik değerlerini geliştiren
ve teşvik eden yeni bir kültür. Biz kültürel ve bölgesel farkılıklarıyla
birleşik, tek büyük bir ülke inşa edeceğiz.
Ekvador
halkları ve işçilerinin büyük hedefleri kolaylıkla gerçekleştirilemez;
bunlar, kesintiye uğramamış örgütsel bir mücadele sürecinin,
değişik sınıflar ve sosyal katmanların spesifik
eylemlerinin ve genel ve büyük çapta bir seferberliğin, siyasi ve
sendikal mücadelenin, toprak ve ev için verilen mücadelenin, burjuva
demokrasisinde yapılan seçimlere kendi sesleriyle katılmalarının
ve temel olarak iktidara götüren tek yol olan silahlı halk ayaklanmasının
sonucu olacaktır; fakat bu, mücadelenin legal ve illegal tüm formları
kullanılmadan başlatılamaz.
Halk
iktidarı için mücadele devrimci güçlerin inşa edilmesini
gerektirir. Bu görev politik ve ideolojik ortamda gerçekleştirilebilir.
Bu halihazırda hareket halinde olan, fakat güçlendirilmesi gereken bir süreçtir.
İlk
talep, halkın birliğinin güçlendirilmesidir. Emekçi sınıfları,
onları birleştiren her alanda güçlendirmek ve farklılıklar
üzerinde kardeşçe ve dürüstçe bir tartışma süreci yürütmek,
çözümler üretmek ve bunları uygulamak gerekir. Birlik, ideolojik ve
politik karaktere sahiptir; savaş içerisinde eylem ve örgütle kendi
ifadesini bulur.
İkinci
büyük görev, kurtuluş için savaşma isteğini inşa etmek,
ahlaki değerlerin bütünlüğünü, devrimci sosyal güçlerin bütünlüğü
yoluyla şeylerin yapılışı ve algılanışında
bir kavram, bir ideoloji ve bir yol yaratmak. Bunun anlamı, halk cephesi içerisinde
devrimci fikirlerin kararlı bir şekilde korunması, kendini değişim
güçlerinin bir parçası olarak anlamak ve görmek, kendine ve herkes için
yeni, dolu bir yaşam kurmanın olanağı ve kapasitesine güvenmektir.
Biz Ekvadorun değişik halkları tarafından önerilen
alternatifleri ve tüm kültürlerin kendini açıkça ifade etmesini teşvik
etmeliyiz.
Bütün bu bileşenleri, tartışmanın
dikkate alınması gereken başlangıç noktası olarak
kullanmak
Zenginliğin
üretiminde emeğin rolü. Bilim ve teknoloji, sermaye, üretim aletleri, doğal
kaynaklar, üretim araçları; maddi mallara ancak emeğin müdahalesi
yoluyla dönüştürülebilir. Artı değeri üretenler, zenginliği
üretenler işçilerdir. Bu, işçi sınıfının çağın
merkezinde olduğu, kurtuluş sürecinde diğer halk sınıflarına
önderlik etme, onları örgütleme ve birleştirmeye en hazırlıklı
sınıf olduğu anlamına gelmektedir.
Sosyal
kurtuluş, emperyalizm çağında ulusal kurtuluşu gerektirir,
bağımlılığı kırmayı gerektirir. Bu
sosyal talepler, sömürüye karşı mücadele, emperyalizme karşı
savaşla ayrılmaz biçimde birleşmiştir.
Ulusal
ve sosyal kurtuluş, kitle demokrasisi ve dayanışma, karşıtları
olan kapitalist yabancılaşmaya, bireyciliğe ve çıkarcı
egoizme karşı ideolojik mücadele gerektirir.
Ekvador
halkları ve işçilerinin devrimci kimliği halk iktidarı ve
sosyalizmin büyük hedefleri için gerekli derinliğe ve genişliğe
sahiptir. Şehrin ve kırın işçileri, kol gücü ve beyin gücü
ile geçinen işçiler arasındaki farklılık ve benzerliklerin
akılda tutulması gerekir. Etnik, kültürel ve ulusal çeşitlilik
ve bölgesel farklılıklar dikkate alınmalıdır.
Cinsiyetler arası ayrımcılığın üstesinden gelmek
önemlidir.
Şu
değerleri yeniden onaylayarak bu kimliği güçlendirmeyi öneriyoruz:
Özgürlük:
Despotizme, kapitalist sistemin zulüm ve baskısına, ücretli köleliğe,
sosyal, etnik ve cinsiyet ayrımcılığına karşı
mücadeleye adanmışlık; sosyal eşitlik, Ekvador halkları,
ulusları ve etnik grupları arasında gerçek bir kültürel çeşitlilik;
gerçek demokrasi ve kollektif özlemlerin gerçeğe dönüşmesiyle tüm
erkek ve kadınların kişisel haklarını garanti altına
alan kitle demokrasisi için mücadele kararlılığı.
Vatan:
Emperyalist baskı ve saldırganlığa karşı acımasızca
mücadele etmek; Kuzey Amerika yaşam tarzına karşı çıkmak;
kendi doğal kaynaklarımızı tekrar geri almak; Ekvador kültürünün
pekiştirilmesi için yabancı şeylere tapınmaya karşı
çıkmak.
Dayanışma:
Bireyciliğe, egoizme, burjuva emperyalist ideolojinin dayattığı
çıkarcılığa karşı çıkmak ve kollektifin
genel çıkarlarının bireysel çıkarların üzerinde
tutulmasına önem vermek; asırlardır empoze edilen feodal ve
burjuva egemenliğin yaraları ve engelleri olmaksızın yeni
insanın şekillendirilmesi.
Bunlar
ideolojik karakterli değerler olup, Ekvador halk hareketini yükseltmesi
gereken ve yükseltebilecek olan siyasi ve sosyal eylemde, özlemlerde,
kollektif ve bireysel davranışta kendisini günlük olarak gösterip açığa
vuran ideolojik karakterin ilkelerinin meselesidir.
Ekvador
halklarının ve işçilerinin büyük hedefleri, onun katılımcılarının
tümünün ortak yürüyüşünü; onların ulusal ve sosyal, birlik ve
yerel örgütlerinin, kadınların ve gençliğin, öğretmenlerin,
semt sakinlerinin ve küçük tüccarların onayını; onların
politik örgütlerinin, özellikle proletarya partisinin geliştirlip güçlendirilmesini
gerektirir. Devrimci toplumsal güçlerin örgütüne, birliğine, eğitimine
ve önderliğine katkıda bulunacak görev ve sorumlulukları alacak
erkek ve kadınlar, yüzlerce, binlerce devrimci kadro öne çıkarılmalıdır.
Onlar yeni koşullarda mücadele etmeyi öğrenmeli, silahlanma düşüncesiyle
kendilerini silahlandırmalı ve ulusal ve sosyal kurtuluş için büyük
savaşlara hazırlıklı olmalıdırlar.
Ekvador
devrimi, onun sorunları, güçleri ve hedefleri belli bir geleceğe
sahiptir. Sorunlar çözülecek, güçler büyüyecek ve gelişecek, ve
eylem içerisinde, halk iktidarı ve sosyalizm içerisinde kristalize
olacaklardır.
Devrimci
güçler ilerliyorlar. Onların en önünde devrimci proleterler, solcular,
şehrin ve kırın halk savaşçıları; işçilerin
kızıl bayrağı, Ekvador halkının üç renkli bayrağı
ve yerli halkların Huipalası vardır. Tek
dava için üç slogan: ulusal ve sosyal kurtuluş, devrim ve halk iktidarı
ve sosyalizm.
Ekvador, Ocak 2001
1) Mart 2001 tarihli Espacios dergisinin 10. sayısında
yayınlanmıştır.
Ekvador Marksist-Leninist Komünist Partisi (PCMLE)