III. Uluslararası
Sendikacılar
20-22 Haziran tarihleri arasında
Madrid'de III. Uluslararası Sendikacılar Toplantısı yapıldı.
İlki 1995'te Almanya'nın Frankfurt şehrinde başlayan bu
toplantıların amacı, sınıf sendikacılığını
geliştirme mücadelesi veren dünyanın her tarafından sendikacılar
arasında tahlil, bilgi ve deney alışverişi için gerçek
olanak yaratmaktır.
Bu nedenle, sendikal hareketin
bağrından, örgütlü işçilerin rahatsızlığından
gelen bu deneyimler büyük bir önem taşır. Sermayeye, yalıtılmış
olma ve bağlantı kopukluğu temelinde cevap veremeyiz. Tersine,
uluslararası ölçekte işçilerin mücadele deneyimlerini yaygınlaştırmak
ve koordine etmek gerekir.
III. toplantının
hedefi buydu ve toplantıya Fransa, Türkiye, Almanya, Ekvador, Belçika ve
Ispanya'dan sendikacılar katılmıştı. Türkiye'den taşıma
işçileri sendikası TÜMTIS Genel Başkanı'nın (Sabri
Topçu), Elektirik işçileri Fedarasyonu UGTE'den Ekvadorlu yoldaşları
ve sendika lideri ve Ekvador Meclisin'de Milletvekili olan Ernesto Estupinan'ın
katılımını özellikle vurgulamak gerekir. Bunların yanında
şu sendika üyeleri vardı: CC.OO (İspanya), CGT (Fransa), DGB
(Almanya), vb.
Mecliste Sol Birlik
milletvekili olan Angeles Maestro'nun konuşmasından sonra toplantının
açılışını, III. toplantının organizasyon
komitesi adına, Madrid postane işçilerinin CC.OO Genel sekreteri
Valentin Ruiz yoldaş yaptı.
Daha sonra aşağıdaki
konularda üç komisyon oluşturularak yoğun tartışmalar başladı:
- Maastaricht Anlaşması
ve sonuçları (özellikle kamu sektörünün özelleştirilmesi ve
sosyal kazanımların yıkımı)
- İşgücü pazarı
(delokalizasyon, işgücü pazarının parçalanması ve bunların
sonuçları)
- Sınıf sendikacılığı.
Bu komisyonlara katılanlar
arasında tartışma için önerilen konular ve sınıf
bilinçli sendikacıların rolü hakkında herbir ülkenin durumuyla
ilgili açık tartışmalar yürütüldü. Ancak bunun da ötesinde,
bu toplantı katılanlara birbirini tanıma, sendikal mücadele
konusunda görüş alışverişinde bulunma ve genel olarak her
yerde aynı olan bir mücadeleye sınırların dayattığı
ayrılıkların üstesinden gelmeyi sağlayacak bağlar
kurmaya hizmet etti.
Burada varılan sonuçlar,
zaman ve dil sınırlamalarına rağmen çok çeşitli
konular ele alan ve katılanların herbir ülkedeki mücadelelerin, sınıf
çalışmasının gerçekliğinin ve acil
perspektivlerimizin bugünkü durumunu ölçmesini sağlayan verimli bir
tartışmanın özetidir.
½üphesiz, politik, ekonomik
ve sosyal gelişmenin eşitsiz seviyesi, sermayenin sömürü biçimlerinin
özgünlükleri, her ülkedeki sendikacıların çalışmalarında
ulusal farklılıklara işaret eder. Fakat bunun da ötesinde,
üçüncü toplantıda tekrar ifade edildiği gibi, biz işçilerin
düşmanı aynıdır: Mücadelemizi yönelttiğimiz sermaye.
Ve ulusal sınırları aşan aynı çıkarlara sahibiz.
Tartışma gruplarında, Fransa, Güney Kore ve Latin Amerika gibi
birbirinden uzak yerlerde ortaya çıkan büyük grev dalgalarının
nasıl sermayeye karşı, genelleştrilmesi gereken sınıf
sendikacılığın canlandığını gösterdiği
konusunda tartışmalar oldu. Ayrıca, işgücünün biçimleri,
farklı ülkelerden işçilerin taleplerinin ortak noktaları,
toplantıların rolü vb. konularda da tartışmalar yapıldı.
1996'da Paris'te yapılan II. toplantıda benimsenen ve bu III. toplantıda
da genelleştrilmesi kararlaştırılan "Sermayeye karşı
hep birlikte'' sloganı yoğun tartışmaların yapıldığı
bu üç günün ruh halini de özetliyor: İşçiler arasında yoldaşlık
ve kardeşlik, sınıfın savunulmasında gönüllü birlik
konusundaki kararlılık ve sedikal mücadeleye yönelik politik eğilim.
Bundan hareketle, ortak sorunlarımızı tartışmak, anlaşma
noktaları aramak, diğerlerini bilgilendirmek ve yapılan çalışmalar
hakkında bilgi sahibi olmak, kısacası birlikte ilerlemek için
farklılıklarımızın üstesinden gelmek için çaba gösterildi.
Ve bu anlamda III. toplantı özel bir başarı kaydetti.
Bu toplantı ayrıca,
Frankfurt'ta başlayan ve gelecek yıl Fransa'da yapılması
kararlaştırılan IV. Uluslararası Sendikacılar Toplantısı
ile devam edecek olan yolda atılmış ileri bir adım olmuştur.
Böylelikle devamlılık güvence altına alınmış ve katılımcılar daha büyük bir enerji ile
gelecek yılın konferansına hazırlanmaya başlamışlardır
bile. Toplantı sonunda seslerimiz işçilerin mücadele şarkılarını
söyleyerek birleşti. Farklı dillerden söylenen Enternasyonal, ortak
kararlılığımızın bir başka simgesi oldu.
'İşgücü pazarı"
konulu komisyonun sonuçları:
İspanya, Fransa, Almanya
ve Türkiye'den sendikacıların katıldığı
komisyonda temsil edilen sektörler ticaret, sağlık, kamu yönetimi,
öğretim, inşaat, otel ve metalurji (araba, bakır, makina ve
kablo) oldu.
Genel bir sunu ile tartışma
başladı ve herbir ülkedeki işgücü pazarının durumu
tartışmaya açıldı. Farklı gelişme düzeylerine rağmen
aşağida belirtilen süreçlerde büyük benzerliklerin olduğu
konusunda anlaşmaya varıldı:
İşsizlik oranında
büyük bir artış, esnek çalışma, işgücü pazarında
esneklik ve geçici sözleşmeler yapılması... Çalışma
zorunluluğundan dolayı işçilerin çalışma koşullarındaki
kötüleşmeyi kabul etmeye daha hazır hale getiren baskılardaki
artış. Öte yandan ise şirketlerin karlarındaki sürekli artış.
Patronların hükümetlerle olan ittifakı ve sendikaların bu
ittifakı desteklemesi. "İspanya'da en son Çalışma
Reformu'nun imzalanması". Maastricht Anlaşması'nın sonuçlarının
ceremesini işçiler çekiyor. Her ülkede bu sonuçlara karşı bir
mücadele başlıyor.
Esnek çalışmaya karşı
işçiler arasında (sürekli ya da geçici çalışan) dayanışmayı
geliştirmek gerekir.
Eşit işe eşit ücret:
Aynı iş için aynı haklar. Taşeron işlerde çalışanların
çalışma koşullarının daha kötü olduğuna dair örnek
verildi. Part-time çalışmanın sorunları ile daha çok karşı
karşıya olan kadın işçilerin özel durumu... İş
koşullarının iyileştirilmesinin işsizliğe yol açmayacağını,
tam tersi bir etkide bulunacağını düşünüyoruz.
İşçi sınıfının çıkarlarını birleştirecek
ve onun sermayenin yarattığı suni bölünmeye karşı mücadele
etmesini sağlayacak taleplerini ortaya çıkarmamız gerekir.
- İşgücü pazarının
ve çalışma saatlerinin esnekleştirilmesine karşıyız.
- Ücret kaybı ve üretimin
hızlandırılmasına yol açmayacak şekilde çalışma
saatlerinin azaltılması.
- İşsizliği ve
esnek çalışmayı ortadan kaldırmak için yeni işler
yaratılmasını talep ediyoruz. Bu şunları kapsar:
- Fazla mesainin reddi
- Emeklilik yaşının düşürülmesi
- Gençlere eğitimleri sonunda iş garantisi
- İş güvencesi
- Parça başı ücretin reddi.
Üretimin delokalizasyonuna karşı:
Bunun şovenizme, milliyetçilik ve ırkçılığa yol açtığını
düşünüyoruz. Bu, işçiler arasında rekabeti
körüklemeye yönelik kapitalist bir stratejidir. Sadece ekonomik bir
sorun değildir (yeni pazarlar ve ucuz işgücü arayışı).
İşçileri bölmek ve onların mücadelesini örgütsüzleştirmek
için sistemin kullandığı bir politik sorundur da. İşçilerin
farklı kesimleri arasında sınıf dayanışmasını
geliştirmemiz gerekir.
Komisyonda bir yoldaşın
ifade ettiği gibi: "Kapitalist sınıfın yaptığı
gibi işçi sınıfının da dünya çapında örgütlenmesi
gerekir". Bunu "sermayeye karşı hep birlikte" sloganı
ile özetleyebiliriz.
Maastricht Anlaşması,
özelleştirme ve sosyal devlete saldırılar konulu komisyonun sonuçları:
Bu grupta, Maastricht Anlaşması'nın
dayattığı politikaların uygulanma araçları ve sonuçlarına
ilişkin tahliller yapıldı. Bu politikaların ülkelerden ya
da hükümetlerin muhafazakar veya sosyal demokrat olmasından bağımsız
olarak aynı şekilde kendini gösterdiği açıktır.
İspanya, İngiltere ve en son olarak da Fransa'da gerçekleşen hükümet
değişiklikleri, bu politikaların uygulanmasında herhangi bir
değişikliğe neden olmadı. Çünkü bu, kapitalizmin taktik
değiştirmesinin bir parçasıdır; kendisini neoliberalizmin
canlamasında gösterir ve tek amacı, işçilerin hakları
pahasına özel karları arttırmaktır. Maastricht'e karşı
açık bir anlayış ya da hareketlenme her yerde görülmemekle
birlikte, onun uygulanmasının doğurduğu sonuçlara karşı
işçi mücadelelerinde bir gelişme yaşanmaktadır.
Harekette, kendini farklı
şekillerde gösteren önemli gelişmeler olmuştur: Kitle
hareketinin insiyatif kapasitesinde gelişmeler, bu sürecin tüm kurbanları
arasında birlik hedefi, yeni mücadele biçimleri arayışı ve
radikallaeşme (işyerlerinin işgali, patronların kaçırılması...)
gibi. Bu mücadelelerin bazıları sendika liderlerini ya köşeye sıkıştırmış
ya da işçilerle doğrudan karşı karşıya getirmiştir.
Toplumsal hareket özellikle Fransa ve Almanya'da, hedeflerin belirlenmesi ve mücadele
yönünde bağımsızlık kazanmıştır.
Resmi sendikaların
Maastricht Anlaşması'nı destekledikleri açıktır.
İspanya'da sendka liderleri işçilere karşı sosyal anlaşmalar
imzalıyor; bu nedenle CC.OO içindeki mücadele de keskinleşiyor.
Fransa'nn Argenteui bölgesinde yapılan II. Uluslararası Sendikacılar
Toplantısı'nda çalışmalarımızı değerlendirmiş
ve "Sermayeye karşı hep birlikte" sloganını
belirlemiştik. Bu sloganın doğruluğu kanıtlanmış
ve Lyon, Brüksel gibi önemli uluslararası hareketlerde ve her ülkedeki gösterilerde
kullanılmıştır. Yaptığımız analizler,
somut deneyimleri ve karşılaştığımız
zorlukları anlamamızı ve bunun olumlu sonuçlarını görmemizi
sağlamıştır. Aynı firmaya bağlı fabrikalar
arasında bağlantı kuruldu (Almanya, Belçika ve Türkiye'deki
Volkswagen fabrikaları, ya da Stuttgart ve Fransa'daki kablo yapım
fabrikaları gibi). Bu da farklı ülkelerdeki işçiler arasında
bölünmeye yol açma ve tehdit girişimlerine dur dememizi sağladı.
Fransa'daki sağlık işçileri
örneğinde olduğu gibi, mücadele içindeki işçilere mesaj göndermenin,
dayanışmaya, tartışmalara ve işçilerin bilinç düzeyini
yükseltmeye katkısı oldu.
Uluslararası sendikacılar
toplantısına katılmamız, somut uluslararası ilişkiler
kurmamız sayesinde günlük çalışmamızın,
enternasyonalizm duygularının gelişmesini sağladı. Gönderilen
destek mesajlarında mümkün olduğu kadar geniş sendikacıların
katılımını sağlamak gerekir. Bu yıl yaşanan
eylemler bilinç düzeyini yükseltti ve sendikal hareket ve kitleler içinde
sendikacıların konumunu geliştirdi. Deneyimlerimizi dikkate alıp
bunlardan doğan ihtiyaçları inceleyerek şunları öneriyoruz:
- Somut mücadelelerle dayanışmayı
geliştirmeye devam etmek;
- Her sektördeki farklı
dallara ve herbir ülkedeki mücadele deneylerine ulaşmak;
- Her ülkedeki sendikacılar
arasındaki ilişkilere süreklilik kazandırmak ve geliştirmek;
- Uluslararası düzeydeki
çeşitli mücadeleleri ve deneyimleri anlamak için yöntemler geliştirmek;
- Mesaj gönderme, maddi yardımda
bulunma ve diğer ülkelerden işçilerle tanışmalarını
sağlama yoluyla Liverpool liman işçilerinin mücadelesi ile dayanışmamızı
bir kez daha ifade etmek.
Sınıf sendikacılığı
konulu komisyonun sonuçları:
Ülkelerin objektif durumu ve sınıf
sendikacılığının çeşitli biçimlerinin gelişme
ve koordinasyon dereceleri arasında farklılıklar olduğu görülmektedir.
Fakat hepsinden önemlisi, sınıf sendikacılığını
ve uluslararası dayanışmayı geliştirme konusunda
bir irade birliği kendisini göstermektedir.
- İşçiler arasında
sendikacılığın yenilenmesi gerekir ve bu anlamda işçi
kitlelerini örgütleyen sendikalar içinde sınıfın birliğini
sağlama yönündeki çalışmalar önem kazanmaktadır. Öte
yandan Fransa'daki Kasım-Aralık 1995 eyelemleri, işçi sınıfının
bagımsızlık kazanma yönünde ilerlediğinin göstergesidir
ve bu da bize işçi hareketinin sendikal hareketten daha geniş olduğunu
gösterir.
- İspanya özgülünde
CC.OO içinde gelişen mücadele, alternatif sınıf sendikalarının
geliştirilmesi ile soldaki politik mücadele arasındaki ilişkiyi
rahatlatmıştır.
- Mümkün olduğunca
uluslararası ölçekte sendikacılığı geliştirme yönündeki
çabaları arttırmak gerekir.
- Ortak çalışmalarımızı
koordine etmek amacıyla bilgi ve deney akışını sağlama
yöntemlerini mükemmelleştirme ihtiyacı da kendini göstermektedir.
- Mücadelemizin birleşik
politik ve sınıf karakterini ifade ettiği için "Hep
birlikte sermayeye karşı" sloganını yaygınlaştırma
konusunda çaba gösterme konusunda anlaşmaya varılmıştır.
- Komisyondaki tartışmaları
ve her ülkedeki durumu özetle ifade edecek bir yayının çıkarılması
önerilmiştir.
- Komisyonda, tabandaki
sendikacılar, kadrolar ve sendika liderleri arasında geniş bir
fikir alışverişi olmuş ve bunun karşılıklı
tanışmayı kolaylaştırdığı ve tartışmaların
açılmasına katkıda bulunduğu konusunda fikir birliği
sağlanmıştır.
Farklı sendikal
sorumuluklara sahip yoldaşlar arasında demokrasi ve eşitlik
temelinde yürütülen bu tartışmalar, toplantımızı
zenginleştiren sınıf sendikacılarının özel bir
karakteristiğidir.
İspanya Komünist Ekim Örgütü'nün yayın organı Octubre'nin Temmuz 1997 tarihli 37. sayısından alınmıştır.