Silahlı mücadelenin önemi
Bu dönem, silahlı devrimci mücadelenin önemini ve geçerliliğini
yeniden onaylamak gereken bir dönemdir. 14. Kongre, devrimci şiddetin değişik
biçimlerinin, halkımızın yaşadığı ve mücadele
ettiği gerçekliğe, sosyal çelişkilerin keskinleşmesine,
emperyalizm ve burjuvazinin şiddetli ekonomik ve politik saldırılarına,
devlet hakimiyetinin karakteristiklerine, sosyal ve tarihsel nedenlere ve
iktidar mücadelesinin yürütüldüğü koşullara cevap verdiğini
ortaya koymuştu. Bu biçimler, politik mücadeleden ve halkın mücadelesinden
ortaya çıkmıştır. Bunlar ne yabancıdır, ne sadece
aksesuardır, ne de solun sübjektif iradesinin ürünüdür; gerçekliğin
sonuçlarıdır. Bu nesnel ve öznel faktörler devam ettiği sürece,
silahlı mücadele, gerilla hareketi devam etmelidir ve devrimci şiddetin
bu ifadesi önemini ve geçerliliğini korumaktadır.
Kolombiya'daki büyük emperyalist müdahalenin, Sovyetler Birliği'nin
çöküşünden bu yana dünyada yaşanan durum değişikliğinden
kaynaklandığını vurgulamamız gerekir. Bu çerçevede,
Pentagon'un ve temel yürütme olarak DEA'ya sahip olan ve narkotik ticarete karşı
mücadelede ABD'nin büyük önem verdiği Güney Kumandası tarafından
yürütülen And stratejisinin önemini gözardı etmemeliyiz. Ülkenin bugünkü
koşullarında en belirgin olan şey, şu yapısal sorunları
taşıyan devletin derin krizidir:
- Sosyal ve ulusal parçalanmayı teşvik eden bir devlet görüşü;
- Toplumsal desteğin zayıflaması ve bunun yarattığı
güven yitiminin sonucu olarak devlet kurumlarına desteğinin zayıflaması;
- Yürütmenin, özellikle devlet başkanının, aşırı
derecede güçlenmesi;
- Yolsuzluk ve skandallarla yozlaşan parlamentonun itibarının
azalması;
- Savaşa yönelen ve böylece devlet ile vatandaş arasındaki çelişkileri
yoğunlaştıran adalet sisteminin politikleşmesi;
- Olağanüstü tedbirlerin normal hale getirilmesi ve iç karışıklık
bahanesiyle Olağanüstü Hal'in, yani savaş halinin uzatılması;
- Hakim sınıfların, asgari düzeyde de olsa, çoğunluğun
yararına ekonomik, politik ve sosyal değişikliklerin yapılmasına
karşı çıkması;
- Kendi planlarını ve çıkarlarını ulusal çıkarların
üzerine çıkaran pervasız ve sınır tanımaz bir
militarizm;
- Devletin sürekli eylem çizgisi olarak militarizmin ve baskının güçlendirilmesi;
- Protesto gösterilerine ve toplumsal mücadelelere saldırılarda, suç
işlenmesinde, tehditler ve halk için savaşanlara karşı baskılarda
kendini gösteren özel ve devlet şiddetinin yoğunlaştırılması.
Bugünkü durumu karakterize eden büyük sorunların ardında
yatan, devletin derin krizi ve yozlaşmasıdır. Devlet, ayrıcalıklı
bir elit yararına aşırı sömürüyü güvence altına
almak, adil olmayan sosyal ilişkilerin ve kapalı bir politik düzenin
devamını sağlamak, neoliberalizmin boyunduruğuna teslim
olmaya zorlanan Kolombiyalıların kanı ve teri pahasına statükoyu
korumak amacıyla, kuvvet kullanmaya hazırdır. Devlet, halk karşıtı
savaş ve genelleştirilmiş baskı için büyük kaynaklar
harcarken, sağlık, yoksulluk, işsizlik, açlık gibi sorunların
çözümüne ve halkın ihtiyaçlarına her gün daha az yatırım
yapmaktadır. Bu durum, doğal olarak hoşnutsuzluğu,
protestoları ve halkın mücadelesini yükseltmekte ve devletin ve
egemen sınıfların şiddetine karşı koymayı meşrulaştırmaktadır.
Yukarıda ifade edilen faktörler, çoğunluğun ihtiyaçlarına
yabancılaşmış ve kendi yönetiminin sonuçları olan
sorunların çözümünde vatandaşların katılımına
izin vermeyen kapalı bir demokrasiyi ifade eder. Bazı siyasi
yorumcular, ayaklanmaların, demokrasinin ya da sol muhalefetin işlemesi
için alan bırakmadığını söyleyip, bu argüman ile
devletin tutumunu meşrulaştırıyorlar. Demokratik çözüm
yollarının kapatılması ile karşı karşıya
olan Kolombiya'nın somut koşullarında Pedro Vasquez, "mücadele
kilit olmaktan çok anahtara benzer" diyor. Silahlı devrimci mücadelenin
geçerliliğini savunmak için bu argümanın izlenmesinde ısrar
etmek pek yararlı görünmeyebilir; ancak bunu küçümsemeye, sorgulamaya
ya da inkara yönelen birçok değişik teori ve tez için kalkış
noktası budur.
EPL bayrağını alçaltmamalıdır
14. Kongre bildirgesini yeniden ortaya koymak gerekiyor:
"Kolombiya'nın bugünkü koşullarında devrimci şiddete
ve iktidarın ele geçirilmesinde devrimci yolun kullanılmasına bağlılığımızı
sadece ilke olarak ifade etmek yeterli değildir." Bugün, ülkemizin
gerçekliğinde devrimci şiddet vardır ve bu durum, özellikle
Simon Bolivar Gerilla Koordinasyonu'ndaki (CGSB) gerilla güçlerinde, silahlı
mücadele yürüten değişik kitle örgütlerinde ve birçok sektörde
ve ülkenin değişik alanlarındaki kendiliğinden
ayaklanmalarda kendini gösteriyor.
Ülkede, derinleşen ve aynı zamanda sosyal çatışma
hedeflerini koruyan halk savaşının unsurları vardır.
Bugünkü koşulların henüz kısa vadede bir ayaklanma ya da
halk savaşının topyekun genelleşmesi için uygun olmadığını
düşünüyoruz. Ancak, iktidarın ele geçirilmesi doğrultusunda
devrimci güçlerin biriktirilmesinin bir parçası olarak mevcut devrimci
savaşın unsurlarını daha güçlü kılmalıyız.
Ülkenin bugünkü koşullarında, bu açık tanımlamalarla çelişen
değişiklikler olduğunu gösteren yeni faktörlerin olmadığı
bir gerçektir. Tersine, bu konuda ısrarlı olunması gerektiğini
doğrulayan yeni olgular birikmektedir. Bu nedenle, doğru olan tutum,
bize rehberlik eden düşüncelerden vazgeçilmemesi, bayraklarımızın
indirilmemesi ve yaptığımız anlaşmalardan geri dönülmemesi
tutumudur. Elbette ki bu, sadece bir duygunun ifadesi değil, pratik sonuçları
olan bir tutumdur. Partinin ve EPL'nin kızıl devrimci bayraklarını
yükseltmesi anlamına gelir. Bugünkü koşullarda, devletin ilan ettiği
savaşın özel bir önemi vardır; çünkü bu durum ülkemizin gerçeğini
her açıdan etkilemektedir. Devlet, devrimci güçlere, demokratik güçlere
ve büyük sermayenin ve devletin adaletsizliklerini protesto eden ve bunlara
karşı koyan halkın ve sosyal tabakaların önderlerine karşı
politik ve askeri alanda genel bir saldırı başlattı. Bu
topyekun savaşın gelişiminin önemli unsurları olarak şunlara
işaret etmek gerekir:
- Psikolojik savaşın ve ayaklanmacıları narko-gerillalar
olarak tanımlayarak onları gayrımeşru kılmaya yönelik
kara propagandanın yogunlaştırılması; devrimci
ideallerden vazgeçilmesi; insan hakları ihlalleri; zorunlu çocuk emeği
kullanımı vb. Burada, yeni iletişim araçlarıyla
burjuvazinin artan gücünü hesaba katmamız gerekir.
- Ülkede yaşamın daha fazla askerileşmesi ve Silahlı
Kuvvetler'e daha fazla güç verilmesi yönündeki eğilim. Örnek olarak,
savaş için ayrılan kaynakların aşırı bir şekilde
artmasını ve ayaklanmacılara karşı mücadele için
ABD'den daha fazla destek sağlama arayışını
verebiliriz.
- Gücünü arttırma ve daha stratejik alanlara genişleme hedefi güden
ve kendisini güçlendirecek politik ve sosyal grupların desteğiyle
siyasi olarak tanınmayı isteyen paramilitarizmin teşvik edilmesi.
Bu koşullar altında EPL, sonuçları henüz bütünüyle anlaşılmamış
olan ciddi darbeler yedi. Örgütün karşı karşıya olduğu
bu ciddi koşullar ve medyanın saldırıları nedeniyle
moral bozukluğu, belirsizlik, coşku eksikliği, emekliye ayrılma
ya da herşeyden vazgeçme ve geçmişi unutma gibi durumların
ortaya çıkması mümkündür. Genel olarak bu tür tutumların,
mevcut duruma ve devrimci hareketin perspektiflerine ilişkin dar bir düşünce
ile bağlantılı olduğunu söyleyebiliriz. Gelişimleri içinde
bazı durumların gözardı edilmesi ya da bazı olayların
yanlış değerlendirilmesi mümkündür. Muhtemelen, kaybedilen
şey, birikmekte olan ve politik durumda değişmelere yol açabilecek
olumlu faktörleri görme yeteneğidir. Bu nedenle, olayları doğru
tartmak, ya da en azından ayaklanmanın kaydettiği gelişmeyi
ortaya koymaya çalışmak yararlı ve uygun olacaktır:
90'lı yıllar boyunca CGSB'nin aktivist sayısı yüzde
50'den fazla artmıştır; ayaklanmacıların etkin olduğu
belde sayısı eskiden 170 iken bu sayı 600'e çıkmış
ve önemli bir politik etkinlik kazanılmıştır; önemli
askeri ve işlevsel kazanımlar elde edilmiş, uluslararası ilişkiler
geliştiği gibi, önemli sosyal ve politik alanlarda güç kazanılmıştır.
EPL'nin bazı ciddi zorluklara göğüs germek zorunda olduğu
doğrudur. Ancak EPL, bir parçası olduğu ayaklanmanın gelişmesine
katkıda bulunmuştur ve gözardı edilemeyecek olumsuz faktörlere
rağmen gelişen olumlu yönelimlerden dıştalanmış
değildir. Bizi çevreleyen koşulları unutmamamız gerekir;
çünkü ne Kolombiya'da ne de dünyada yalnız değiliz.
Yukarıda söylenenler, Kolombiya'daki ayaklanmanın, ülkenin
durumunu değiştirmede politik bir faktör olmaya devam edeceği
inancına bağlıdır. Ayaklanmanın bir yıkıma doğru
gittiğini ya da devrimci perspektiften yoksun olduğunu iddia etmek
tamamiyle yanlıştır.
Yıkıma giden ve perspektiften yoksun olan Kolombiya devleti ve
siyasi rejimdir. Bu temel tutumu takınırsak, bugün bizi etkileyen bu
ciddi durumdan çıkacağımız kesindir.
EPL, karşı karşıya olduğu karmaşık duruma
rağmen, olumsuz faktörlerin üstesinden gelmenin kesin olanaklarına
sahiptir. Çünkü EPL:
- ülkenin aktüel durumunda varolmaya devam ediyor;
- engelleri aşmak için her tür çabayı sarfetmeye hazır olan üyelerine
güvenebilir (sayısı ne olursa olsun);
- önemli politik ve soyal sektörlerde dikkate alınıyor;
- Parti önderliğine ve partinin devrimci eylemine rehberlik edecek doğru
politikalara güvenebilir;
- Partinin yönelimi ve diğer güçlerin desteği ile, bugün kendisini
etkileyen durumu değiştirmek için iyi mevzilenmiş durumdadır.
Geçmişte, aynı ciddiyette, hatta bugünkünden daha da ciddi
durumlarda gelişmeye devam etmemizi sağlayan şey neydi? ½üphesiz,
devrimci örgütümüzün sahip olduğu niteliklerdi.
- Yaptığımız şeyin doğruluğuna olan kesin
inanç;
- Mücadelemize ilham kaynağı olan davamızın başarısına
ve ortaya koyduğumuz hedeflere olan kesin güven;
- Halk kitlelerinin desteğini kazanmak;
- Kadınların ve erkeklerin mücadele ile birleşmeye ve ısrarlı
olmaya hazır olması;
- Izlediğimiz ahlaki ilkeler;
- Örgütümüzün kazandığı prestij ve siyasi arenada sahip olduğu
tanınmış otorite.
Değişikliklerle karşılaşmaktan korkmamak
Ülkenin durumunda önemli değişiklikler olduğu açıktır.
Nasıl olmasın? Bu değişiklikleri yorumladığımızda
sorunlar çıkar; çünkü farklılıkların ortaya çıktığı
yer burasıdır. Ayaklanmayla ilgili dönüşümler ve eylemlere ilişkin
olarak insanların belli yargılar, önyargılar ileri sürdüğü,
spekülasyonlar yaptığı ve silahlı devrimci mücadelenin
itibarını sarsma niyetiyle çeşitli sonuçlar çıkardığı
görülür. Örneğin:
- "SSCB'nin çöküşü, Kolombiya'da silahlı hareketin yozlaşmasına
neden olmuştur; çünkü onu ideolojik temellerden yoksun bırakmıştır".
Bu eleştiriye karşı çıkanlar ise bu görüşün tutarlı
olmadığını, çünkü SSCB'nin Kolombiyalı gerillalar için
teorik ve politik olarak destek olmadığını ifade eder.
- "Gerillalar ciddi alternatifler ortaya koymalarını sağlayacak
politik ve objektif temellerden yoksundur". Gerçek şudur ki,
ayaklanma, özellikle 1980'lerden bu yana, çözüm yolunda pekçok öneride
bulunmuş ve birçok durumda bu öneriler politik kesimler ve hatta devlet
tarafından kabul görmüştür.
- "CGSB, ne politik görüşlerini açıklamış, ne de
barışı sağlama konusundaki önerilerini ortaya koymuştur".
Oysa CGSB ve içindeki her örgüt, sosyal adalet sağlayacak bir barışın
yollarını bulmak için her tür çabayı göstermiştir.
Belisario Betancur hükümetinin ilk yıllarından bugüne kadar bu böyle
olmuştur.
- "Silahlı hareket, halk desteğinden yoksundur; şiddet
yoluyla halkı kendine katılmaya ve destek vermeye zorlamaktadır".
Burada söylenecek tek şey, önemli halk kitlelerinin gönüllü desteği
olmaksızın silahlı hareketin varolamayacağı ve gelişemeyeceğidir.
- "Silahlı hareketin liderleri 'dinazor'dur; çünkü günümüzle
ilgisi olmayan eski teorileri ve tarihi geçmiş amaçları
savunuyorlar". Sanki bu saldırılar devrimci teoriyi ve devrimci
liderlerin mücadele ettiği adaletsizliklerle dolu bir gerçekliği değiştirme
özlemini yok edebilirmiş gibi. Savunduğumuz ve uyguladığımız
teori ne statiktir, ne de yanlıştır.
- "Gerilla savaşı, ülkenin sorunlarının kaynağıdır
ve ekonomik gelişme önünde engel oluşturuyor". Kesin olan
şudur ki, ayaklanma bir neden değil, toplumun büyük sorunlarının,
dayanılmaz adaletsizliklerin, sosyal çelişkilerin, devletin krizinin
ve halka karşı uyguladığı şiddetin bir sonucudur.
- "Ayaklanma gözden düşmüş, 'narko-gerilla'ya, yaygın
suça ve terörizme dönüşmüştür; devrimci taleplerini ve iyi
niyetini geride bırakmıştır; asıl hedefi kendini
zenginleştirmektir" vb. Hataları ve yanlış davranşıları
kabul etmek gerekirse de, bunlar, ayaklanmanın devrimci niteliğini değiştirmemiş,
onun ahlaki ilkelerini ve ayrılmaz bir parçası olan başkalarına
saygı (alturizm) ilkesini ortadan kaldırmamıştır.
- "Gerilla hareketi bir açmaz içindedir ve bundan çıkış
yolu yoktur; bu nedenle, kendisini sivil hayata yeniden entegre etmesi ya da amaçları
için, toplum tarafından kabul edilen başka araçlarla mücadele etmek
zorundadır". Tersine gerçek şunu gösteriyor ki, ayaklanma köklü
değişiklikler sağlamak için vazgeçilmez bir faktör ve toplumun
ihtiyaç duyduğu dönüşümler için bir referens noktası olmaya
devam etmektedir.
- "Gerillalar askeri alanda gelişme kaydetmiş ama politik
alanda edememiştir". Politik alanda gelişmeden ne kastedildiği
açık değildir. Söylenmek istenen şudur: Ayaklanma sosyal
demokrat yolu ya da tasfiye yolunu tutmalıdır. Oysa bunlar zaten
denenmiş ve sonuçları görülmüştür.
Gördüğümüz gibi tüm bu eleştiriler ayaklanmanın itibarının
düşürülmesi ve geçerliliğinin altının oyulması amacında
birleşiyor. Bu tutumları tartışanlar arasında niyet ve
sınıf bilincinden kaynaklanan farklılıkların olduğu
kesindir. Her halükarda, gereken cevabı verebilmemiz için tüm bunların
içerdiği gerçek anlam konusundaki anlayışımızı
derinleştirmemiz gerekir. Ayrıca, silahlı örgütlerde mevzi,
tutum ve tavra ilişkin değişiklik arayışına
dayanan bazı eleştirileri de hesaba katmalıyız. Ve bazen
biri ile öteki arasındaki farklılıkları açıkça
ortaya koyabilmek kolay değildir. Bundan da, dikkatli, ciddi, önyargısız
-ama boş bir zihinle de değil- tahliller yapma gereği ortaya çıkar.
Hem Kolombiya'da hem de dünyada gözardı edilemeyecek büyük değışikliklerin
olduğu açıktır: SSCB'nin çöküşü, yeni uluslararası
ilişkiler, küreselleşme, Latin Amerika'da ABD'nin hakimiyetinin güçlenmesi,
Orta Amerika'da pasifleşme süreci, 1991 Anayasası'nın içerdiği
değişiklikler, tasfiye ve entegrasyon yönündeki adımlar, yolsuzluk skandalları
vb.
Ayrıca askerileşmedeki artış, para-militarizmin yaygınlaşması,
siyasi muhalefetin tasfiyesi, tüm toplumsal protestolara saldırılar
ve neoliberalizmin uygulanmasının sonuçları... Tüm bu faktörlerin
siyasi eylem ve toplumsal ilişkiler üzerinde önemli bir etkisi olmuştur.
Bunlar, devrimci bir yoldan cevap verme zorunluluğu ile, siyasi yönelim ve
eylemde değişiklik talep ediyor. Bu konuda ciddi eksiklerimiz var;
çünkü gelişmelerin hızının, teorik açıklamaların
dinamiğini aşması durumu sözkonusu olabilir.
Tüm bunlardan politik sonuçlar çıkar. Bunlar sorunlar yaratır,
yenilikler gerektirir ya da siyasi yönelimde tanınma talep eder. Geçmişte,
bazı sorunları inceleyip tartıştık ve bunlar da bugün
ortaya çıkan sorunlarla birlikte büyük önem taşır:
Marksist-Leninist partilerin karakteristikleri; parti ile kitle mücadelesinin
değişik biçimleri arasındaki ilişki; halk hareketinin
durumu, iniş ve çıkışlar (hareket geriliyor mu yoksa
ilerleme sürecinde mi?); silahlı mücadelenin geçerliliği ve silahlı
örgütün partiye tabi olması; devrimci şiddetin pratiğinin değişik
biçimleri; silahlı mücadeleye halkın katılımı; silahlı
mücadelenin gelişimi ve diğer halk mücadelesi biçimleriyle ilişkisi;
FAP'nin inşasında vurgu yapılması gereken kesimler? Gerilla
güçleri hangi alanlarda kurulmalıdır? Eylemlerin politik yönü,
devrimci bir ordu kurmanın karakteristikleri, gerilla güçlerinin birliği.
Ve ortaya çıkan ve cevaplanması gereken başka sayısız
sorular.
Daha önce belirtildiği gibi bu konular yeni birşeymiş gibi
ortaya konmamalı; çünkü en azından referans noktası olarak
hizmet görebilecek tartışmalar ve sonuçlar zaten var. Doğru
olan şey, ortaya çıkan konuları keskin ve ciddi bir şekilde
ele almaktır. Çünkü bu, ilerlemeler ve bilinmeyen sıçramaların
tersine, bizim belirgin hatlar çizmemizi sağlayacaktır.
Değişiklikler devrimci amaçlar yararına olmalı
Şüphesiz, tahlillerin derinliğine ve mevcut gerçekliği
yorumlamaya bağlı değişiklikler gereklidir. Bazen kafa karışıkları,
bir taraftan gerekli düzenlemeler ile acil düzeltmeler arasında, bir
taraftan da anlayış ya da çizgide köklü değişiklikler
arasında kendini gösterir. Bu, kesin cevaplanması gereken bir
sorundur.
Partinin devrimci misyonunun ve onun tüm araçlarının geliştirilmesi
için büyük önem taşıyan teorik sorunların aydınlatılmasından
kaçınmak ya da bunu gözardı etmek doğru değildir. Bugün,
pratik çalışmamızın en önemli yanlarını tanımlamak
ve açıklık getirmek kesin bir gerekliliktir. Pratik çalışmaya
vurgu yapma gereği, Kolombiya halkına verdiğimiz sözlerden
kaynaklanır. Pratik çalışmaya geçmesi gereken politik tutumlar,
yönelim ve kararlar vardır ve bu aşamada bunları daha fazla
soruya, hipotezlere ve teorik değerlendirmelere tabi tutarak geçersiz kılmak
doğru olmayacaktır.
Teoride ve pratikte EPL, küçümsenmemesi ve bir kenara atılmaması
gereken değerli bir birikime sahiptir. Durum ne olursa olsun, ne tür
zorluklarla karşılaşılırsa karşılaşılsın,
bunları aşıp Kolombiya halkının devrimci gücüne uygun
düşen görevini yerine getirebilir.
EPL kazanabilir
EPL'nin ülke yaşamındaki kuşku duyulmaz tutarlılığını
devam ettirdiğini ve yerini koruduğunu bir kez daha belirtmenin yanında,
örgütü güçlendirme amacıyla şu adımları atmak gerekir:
- Öncelikle sayısal gücümüzü belirlemek isteyen güçlerimizi
yeniden degerlendirmek;
- Dikkatli bir yeniden örgütlenme sürecine girmek;
- Belli yapıların yeniden inşasını örgütlemek;
- Politik kurslar ve askeri eğitim yoluyla güçlenme çalışmasını
planlamak;
- Ortak ihtiyaçlar temelinde anlaşmalar yoluyla diğer örgütlerin
desteğini somutlaştırmak;
- Mantıksal olarak bu süreci, özel sorumluluklar vererek parti önderliği
yönetmeli ve denetlemelidir.
- Yeni adımlar atmak için, örgütsel ve politik olarak sahip olduğumuz
birikimden faydalanmamız, mücadele yoluyla kazandığımız
prestij ve otoriteye ve örgütlü güce dayanmamız gerekir.
Pratik çalışma için yapılan bugünkü öneriler, görevleri
yerine getirmek ve hiçbir şeyi yarım bırakmamak içindir.
Birlikte mücadele ederek kazanacağız!
Francisco Caraballo
Şubat 1997