EKVADOR

 

Ekvador ML Komünist Partisi Merkez Komitesi'nden
Kolombiya Komünist Partisi (ML) Merkez Komitesi’ne Mektup

 
Kolombiya Komünist Partisi (ML) Merkez Komitesi’ne:

Yoldaşlar,

  Partilerimize yol gösteren ilkeler ve ortak hedefler, Kolombiya ve Ekvador devrimlerinin başarıları ve yenilgileri içerisinde çelikleşen devrimci dostluk, karşılıklı saygı, samimiyet ve içtenlik, Marksizm-Leninizm ve proleter enternasyonalizmi temelinde kurulan partiden partiye ilişkiler bizi, Kolombiya Komünist Partisi ML (PCC(ML)) saflarında süren önemli tartışmada taraf olmaya teşvik ediyor ve hatta zorluyor.

Anti-komünist dalga; emperyalizmin ve Kolombiya burjuvazisinin ordu, özel terör aygıtları, gizli servisler ve paramiliter gruplar vasıtasıyla giriştiği saldırganlık; sınıf düşmanının oportünistler ve ihanetçileri kullanarak yürüttüğü bölücü faaliyet; Kolombiya işçi sınıfına, halkına ve devrimci halk hareketine ve özel olarak da Kolombiya proletaryasının devrimci partisi PCC (ML)'ye ve şanlı Halk Kurtuluş Ordusu (EPL)'na ağır darbeler indirdi. Bunlar, politik ve askeri savaşta gericiliğin devrim güçleri üzerindeki kazanımları anlamına gelmekteydi. Ama bunlar geçici ve kısmi yenilgilerdir ve Kolombiya proletaryası ve halkının da dönem dönem önemli zaferler kazandığı, halk iktidarı yolunda tecrübeler biriktirdiği uzun ve zorlu bir sürecin parçalarıdır. PCC (ML) ve EPL uzun ve zengin bir mücadele birikimine sahiptir. Teorik ve politik kılavuz olarak Marksizm-Leninizme yaslanan PCC (ML), Kolombiya toplumunu tahlil etmesini bilmiş ve sosyal devrimin yolunu çizmiştir. PCC (ML) ve EPL, proletarya ve halkının, emekçi kitlelerin gücüyle kendi gücünü birleştirmiş, Kolombiya'da sürmekte olan devrimci silahlı mücadeleye aktif olarak angaje olmaya 30 yıl kadar önce karar vermiştir. Parti içinde ve dışında oportünizme ve revizyonizme karşı mücadele etmiş, Marksizm-Leninizmi ve proleter devrimci inançları, düşmanlarına karşı savunmasını bilmiştir. Her şeyden önce Leninist partinin rolü ve karakterini savunmuş, dünya devrimine önemli katkılarda bulunmuştur.

Biz Ekvadorlu Marksist-Leninist komünistler olarak, Kolombiya kardeş partisinin bir kez daha emperyalizmin ve gericiliğin saldırılarını alt edeceğine, saflarındaki ideolojik ve politik mücadeleden güçlenerek çıkacağına inanıyoruz. Merkez Komitesi tarafından önerilen ve bütün partide süren tartışma, Marksizm-Leninizmin ve devrimci ilkelerin teyit edilmesine, tecrübe ve teorik birikimin zenginleşmesine katkıda bulunmalıdır.

Bizce gündemdeki sorunlar, devrimin Kolombiya'daki ve uluslararası plandaki canalıcı meseleleriyle yakından bağlantılıdır. Ve bu nedenle de bu tartışmadan çıkacak sonuçlar, halkın ve işçi sınıfının devrimci hareketi ve özel olarak da uluslararası Komünist Hareket üzerinde etkide bulunacaktır.

I- Bizce, son yıllarda devrimci harekette yaşanan gerileme, kendi gelişim süreci ve çelişkileri içerisinde tahlil edilmelidir. Komünistler, kendi ülkelerinde, kıta ve dünya çapında yaşananları ve güç ilişkilerindeki değişmeleri yakından takip etmelidirler.

Toplumsal, ekonomik ve politik analizi arılaştırmak, sosyal hareketin ilerici öğelerine yaslanmayı bilmek, halk kitlelerinin ruh halini, bilinç düzeyini ölçmeyi ögrenmek, sınıf düşmanının strateji ve taktiğini, nasıl ve nereden vuracağını tahmin etmek; devrimci eylemin değişik aşamalarında devrimin güçlerine yol göstermeyi, hareketin toplumsal temelini sağlamlaştırma ve zenginleştirmeyi, daha doğrusu devrimin güçlerini biriktirme sürecinde ilerlemeyi mümkün kılar.

Biz Ekvadorlu Marksist-Leninistler, Kolombiya'da mücadele etmemekle beraber, orada yürüyen toplumsal ve politik mücadelenin gerilemesi sürecinin zirvesine ulaştığını ve bugün artık yeniden bir toparlanma dönemine girildiğini, bunun en somut örneklerinin işçi sınıfının güçlü grev ve gösterileri, özellikle kamu emekçilerinin (½ubat 97 grevi), köylülerin (Putamayo, Huila, Santander bölgelerindeki genel eylem günleri) ve kentlerin kenar semtlerindeki emekçi halkın eylemlerinin, bu yeni toparlanma ve mücadele döneminin belirtileri olduğunu söyleyebiliriz. Bu yeniden toparlanma, devrimci askeri saldırıya dönüşmüş ve FARC ile ELN'nin eylemlerinde görüldüğü gibi Kolombiya'yı sarsmıştır.

Bizce "Zorunlu Bir Düzeltme" başlıklı dökümanda ortaya konanlar, bu durumu teyit etmektedir:

"Bu olaylardan önemli bir sonuç çıkmaktadır: İşçilerin, emekçi kitlelerin ve demokratların politik hareketi, bir birlik ve tartışma ortamı yaratmakta, bir politika ve programın çizgilerini belirginleştirmekte, henüz sınırlı ve embriyon halinde olmak kaydıyla ülke çapında örgütsel bir mekanizma için temel teşkil etmekte ve devrimci sol ile gerillanın ülke meselelerine müdahalesinin koşullarını kolaylaştırmaktadır. Bu sürecin çarpıcı bir başka özelliği de, salt güncel bazı sorunların peşine değil, hükümet krizi ve emperyalizmin ükeye müdahelesinin de ötesinde, Kolombiya'ya nasıl bir devletin gerekli olduğu, barış, insan hakları, izlenecek petrol politikası vb. konuları da gündemine alıyor olmasıdır. FARC ve ELN, son aylarda ükeyi sarsan ve ekonomik, politik ve askeri etkileri olan güçlü bir karşı saldırıya giriştiler. Büyük kentlerin çevresi de dahil olmak üzere, ülke çapında eylem kapasitesine sahip olduklarını ortaya koydular. Hükümetin kriz içerisinde olduğu bir dönemde gerçekleşen bu saldırı dalgası, burjuvazi saflarındaki çelişkileri derinleştiriken, ordunun gerillaya karşı tutumu üzerine tartışma ve kaygıları da arttırdı. ‘Diyalog mu, savaş mı?’ sorusu bir kez daha tartışıldı ve egemen sınıflar açıktan, aşırı sağ ve militaristlerle işbirliği halinde gerillanın ezilmesi kullanımı itiraf etmek zorunda kaldılar. Bugün artık gerillanın bir politikasının olmadığını, orduyla çatışmaya girmekten çekindiğini ve tasfiye edildiğini iddia etmek imkansızdır. Bu koşullarda silahlı mücadele içerisinde yeni bir durum ortaya çıkabilir: Amerikan emperyalizminin doğrudan (açıktan) bir müdahelesi, her alanda ordunun rolü ve ağırlığının artırılması ve paramiliter gurupların rolünün genişletilerek meşrulaştırılması. Ya da bazı istisnai durumlarda, geçmiştekine göre farklı temeller üzerinde yeni görüşmeler süreci de gündeme girebilir."

Düşüncemize göre bu satırlar, bir geriye çekiliş dönemini değil, devrimci halk hareketinin gelişimini yansıtmakta ve devrimci proletarya güçlerini bu duruma uygun konumlanışını ve sürece aktif olarak katılımlarını talep etmeyi zorunlu kılmaktadır.

Devrimin nesnel ve öznel koşulları olgunlaşmakta ve komünistlerden Kolombiya devriminin bu aşamasında izlenecek yolu belirginleştirmeyi talep etmektedir. Gericiliğin darbelerinin devrimci harekete açtığı yaralar bu süreçte aşılmalıdır. Karşı devrim güçlü, ama yenilmez değildir. Kolombiya’nın kapitalist yapısı ve derinleşen kriz, proletaryaya ve partisine devrimi güncel bir sorun olarak dayatmaktadır.

II- Kolombiya'da devrimin güçleri, proletarya ile kent ve kırın diğer emekçilerinden oluşmaktadır. Bu, inkar edilmez bir gerçektir.

Kolombiya partisi MK'sının sözünü ettiğimiz dokümanı, emekçi kitlelerin, işçi sınıfı hareketinin ve kentin diğer emekçi kesimlerinin rolü konusunda açık ve nettir. Burada ortaya konanlara tümüyla katılıyoruz. Ancak, devrimin güçleri olarak Kolombiya köylülüğü ve kırın diğer emekçi kesimleri söz konusu olduğunda, burada biraz durmakta fayda var. Dokümanda, kitlesel göç (göçertme) nedeniyle önümüzdeki on yıl içerisinde nüfusun sadece yüzde 15'inin kırlarda, geriye kalan yüzde 85'inin ise şehirlerde yaşayacağı belirtiliyor.

Rakamlarla ilgili söyleyeceğimiz bir şey yok, ama bizce sorun, rakamların ötesinde ve üretim sürecine ve sınıfların politik-toplumsal davranışlarıyla bağlantılı bir sorundur.

Kolombiya'da kırlardan çekilişin başta gelen sebebi, ülkede yaşanan kapitalist gelişme sürecidir ve ekonominin dünya çapındaki globalizasyonu ile birlikte de hızlanmaktadır. Ama öte yandan kırlardan kente akın, ordunun, polisin ve paramiliter grupların baskılarının bir sonucudur; yaklaşık 50 yıllık bir dönemi kapsayan kır gerillasının kırlarda devrimci savaşımının ürünüdür. Bu gelişim, köylü kitlelerini iş bulma, değişik olanaklardan faydalanma, şiddetten kaçış ve şehir yaşantısının avatajlarını kullanma gibi özlemlerine de denk düşmektedir.

Kırlardan çekilişin ekonomik sınırları vardır. Sistem, kırların yeraltı maden zenginliklerinin kullanımından ve hayvancılıktan tümüyle vazgeçemez. Teknolojinin gelişimi, tarımda makineleşme ve büyük çiftliklerin yeniden yapılanması insan emeğini tasfiye edemez; aksine onu daha fazla gerekli ve önemli kılar. Dünyanın hiçbir ülkesinde köylü ekonomisi tümüyle tasfiye edilememiştir. Ve üstelik Kolombiya gibi verimli toprak parçalarının, su, orman, çiçek, bozkır ve çeşitlilik (bio-diversite)'nin bulunduğu bir ülkede, bu daha az olanaklıdır.

Kolombiya köylülüğü önemli politik bir birikime sahiptir. Ülkenin politik yaşamına, iç savaşlara, politik baş kaldırılara, isyan ve devrimlere aktif olarak katılmış bir köylülüktür. Son elli yılda bizat kendi hakları için büyük toplumsal ve politik eylemler içerisinde bulundu. (60'lı, 70'li yıllardaki geniş çaplı eylem günleri, ANUC'un temsil kabiliyeti vb. bunun kanıtlarıdır.)

Kolombiya'da faaliyet yürüten devrimci gerilla hareketinin sosyal temelini teşkil ettiği gibi, savaşçıların ağırlıklı bölümü ve bir dizi önder kadrolar  da köylülük içerisinden çıkmıştır. Bugün, bir yandan ekonomik nedenlerle ve ordu ve paramiliter grupların başvurdukları terör nedeniyle şehirlere doğru bir kaçış yaşanırken, aynı zamanda ülkenin değişik bölgelerinde ekonomik ve demokratik talepli güçlü eylemler de yapılmaktadır. Bunlardan bazıları gerilla hareketi ile bağlantı içerisinde ileri düzeyde bir mücadele kapasitesinin de örneklerini teşkil etmektedir. Köylülüğün önemli bir kesiminin gerillaya katılarak, FARC ve ELN tarafından yürütülen yeni saldırı dalgasında rol aldıkları inkar edilemez.

Geçmişte yaşananlar, bugün olup bitenler ve ortaya çıkan eğilimlerden hareketle, Kolombiya kırı ve köylülüğünün devrimde önemli bir rol oynayacağını rahatlıkla söyleyebiliriz. PCC (ML) de soruna böyle yaklaşmakta ve Kolombiya yoksul köylülüğü içerisindeki çalışmasında biriktirdiği askeri, politik ve örgütsel tecrübeden güç almaktadır.

Bütün bu olgular, Kolombiya proletaryasının yoksul ve orta köylülükle mutlaka ittifak kurması ve onu devrim sürecine aktif olarak katması gerektiğini, köylülüğün burjuvazi tarafından manipüle edilmesine ve diğer akımlar tarafından kazanılmasına karşı çaba sarf etmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

Devrimin sosyalist hedefi hesaba katıldığında, bu, özel önem taşıyan bir sorundur. Açıktır ki önerdiğimiz şey, Kolombiya'da bir tarım ve köylü devrimideğil, ama toplumsal devrimi örgütlemek için köylülüğe de dayanma zorunluluğudur.

 

III- Bütün eylem biçimlerini kullanma zorunluluğu üzerine: Proletaryanın toplumsal devrimi, her türlü eylem biçimine başvurulmasını zorunlu kılar. Marksizm-Leninizmin bu aksiyonu, somut koşullara bağlı olarak anlaşılmalı ve uygulanmalıdır. Bu sorunun ele alınışında iradecilik (voluntarizm), bizi sübjektif yanılsamalara, maceracılığa ve reformist tutumlara itebilir. Devrimci silahlı mücadele, biçimlerinden birisidir. Marksist yaklaşıma göre savaş, politikanın başka araçlarla devamıdır.

Marksist-Leninist komünistlere göre devrimci silahlı mücadele, olacağı biçimlerden bağımsız olarak, iktidarı ele geçirmenin tek yoludur. Mücadelenin başka bütün biçimleri, grev, yürüyüş, gösteri, seçimler, iş durdurma ve miting, güç biriktirmemizi sağlyan mücadele biçimleridir; ama kendi başına iktidarın ele geçirilmesine yetmezler; aksine mevcut sistemin çerçevesi içerisinde gerçekleşirler.

Kuşkusuz bütün bu mücadeleler; düşmana darbe vurma, sarsma ve zayıf noktalarından vurmaya; proleter devrimciler için güç, tecrübe biriktirmeye; devrimin toplumsal temelini genişletmeye hizmet eder. Ama kendi başına hiç birisi, iktidarı ele geçirmeye elvermez.

Bu soruna yaklaşım, başka şeylerin yanısıra, proleter devrimcilerle reformistler, komünistlerle revizyonistler arasındaki ayrım çizgisini de oluşturur. Bu, Marksist-Leninist partilerin inşasındaki temel taşlardan birisiydi ve bugün de Marksizm-Leninizm ile her renkten oportünizm ve revizyonizm arasındaki ayrım çizgisi olmaya devam ediyor.

Kolombiyalı yoldaşlar, yürüttükleri önemli tartışmada, devrimci silahlı mücadelenin bir biçimi olarak kır gerillası hareketinin geçerliliği ve doğruluğu sorununu ele alıyorlar.

Kolombiya devriminin özgün yanlarından birisi, 50 yıldır süren gerilla savaşıdır. Bütün bu süreç boyunca bazen kesintili ve inişli-çıkışlı da olsa, değişik politik örgütler, revizyonist parti, küçük burjuva devrimci örgütler, "askeri-politik örgütler", troçkist-anarşist akımlar ve Marksist-Leninist Parti bu alanda faaliyet yürüttüler ve yürütüyorlar; başarılar elde ettikleri gibi yenilgiye maruz kaldıkları ve geri çekildikleri dönemler de yaşıyorlar.

Kolombiya devrimci gerilla hareketi hiç kimsenin inkar edemeyeceği bir gerçekliktir ve ne politik ne de askeri olarak yenilgiye uğratılmış, iflas etmiş değildir. Uzun bir sürece yayılmış olmasına karşın iktidarı ele geçirememiştir, ve henüz çözümlenmesi gereken sorun budur.

Köylü gerilla hareketi değişik dönemeçlerden geçti. Gelişme kaydettiği yükseliş dönemleri yaşadıği gibi, önemli yenilgiler de tattı. ½imdi, Merkez Komitesi'nin dokümanında da belirtildiği gibi, ülkede yönetimi tehdit eden ve Kolombiya'yı sarsan genel krizi derinleştiren bir faktördür. Emperyalizm ve egemen sınıflar, mümkün olan her yönteme başvurarak gerilla hareketini ezmeye çalıştılar. Kolombiya, yıllarca sıkıyönetim ve olağanüstü halle yönetildi; birçok kez topyekün savaş ilan edildi; gerilla saflarına adam sızdırıldı ve geçici parçalanmalara sebep olundu; teslim alma ve sözde "topluma kazandırma projeleri" uygulandı. Ancak, tek tek bu tedbirlerin hiçbiri, ya da topu birden gerilla hareketini ezmeye ve Kolombiya'nın toplumsal politik yaşamından tasfiye etmeye yetmedi. Bugünlerde yine gerillanın güçlü bir askeri saldırı başlattığını Kolombiya ve dünya kamuoyu biliyor.

Gerilla mücadelesinin iktidarın alınmasına kadar vardırılamadığı doğrudur ve bunu inkar eden de yok. Ama bu, devrimci silahlı savaşın iktidarı almak için zorunlu olmaktan çıktığı ve gerilla savaşının önemini yitirdiği anlamına gelmez. Bize göre sorun, güç biriktirme ve güçleri hazırlama sürecinde gerillanın nasıl kullanılacağı, değişik eylem ve mücadele biçimlerinin nasıl birleştirileceği, Kolombiya'da gelişmekte olan sosyal ve politik harekete gerillanın nasıl katkı sunabileceği ve daha somut olarak, gerillanın ve silahlı mücadelenin, silahlı halk ayaklanmasının hazırlanmasında nasıl kullanılacağı sorunudur.

Biz, yoldaşların gerilla ve silahlı hareketin zaafları, zorlukları ve sınırlılıkları ile ilgili kaygılarını ve tahlillerini doğru buluyoruz. Biz de sizin gibi, çok ciddi politik hatalar işlendiğini, bazı gerilla birliklerinin çeteciliğe ve hatta paramilitarizme doğru bir dejenerasyon içinde olduklarını, başka bazılarının halkın "kurtarıcılığına" soyunduklarını, bazı orta kesimlere ve hatta halka zarar veren eylemler içerisinde bulunduklarını; yani kısacası bir dizi politik-askeri hatalar ve sapmalar yaşandığını düşünüyoruz.

Bu zaaf ve uygulamalar, bizzat gerilla hareketinin gelişimini engellemiş, şehir ve kırın emekçi halk hareketiyle gerillanın bağlarının zayıflamasına neden olmuştur. Kolombiya dışından bakıldığında bile, somut politik proje ve önerilere sahip gerillanın, şehirlerde kendi ekonomik ve politik talepleriyle mücadelesini geliştiren emekçi kitlelerden büyük ölçüde kopuk olduğu apaçık görülmektedir. İşte gerçek sorun ve gerillanın sınırlılığı da buradadır. Bizce perspektifler ve eylemler üzerinde dikkatle durmak, sınırlılık ve zaafları da aşmak ve düzeltmek amacıyla tahlil etmek gerekiyor. Gelişmenin bu şaekilde gerçekleşmesi bir yere kadar mantıklı ve diyalektiktir. Hiçkimse gerillanın işçi sınıfı ve halk hareketinin politik öncüsü durumuna dönüşeceğini iddia edemez ve böyle bir şey dünyanın hiçbir yerinde hiçbir zaman görülmemiştir. Ve gerilla ordusu bir parti ya da örgütün politik ve askeri anlayışına uygun olarak gündeme gelen silahlı devrimci savaş ve örgütlenme biçimidir.

Proleter devrimciler açısından, gerilla bir askeri örgütlenme biçimi, gerilla mücadelesi de bir eylem biçimidir. Hedefi, burjuva ordusunu yıpratmak, moralini bozmak ve ona darbeler vurmaktır; politik ve askeri bakımdan güç biriktirmektir; devrimci silahlı mücadelenin daha üst biçimleri ve politik kitle eylemleriyle kombinezon içerisinde burjuva iktidarının yıkılmasını yakınlaştırmaktır. Gerilla, kendi başına, halk ayaklanmasını gerçekleştirebilme olanağından yoksundur.

Fokocu pratik ve tezler üzerine tartışma döneminde, bu sorunu detaylı olarak ele almış ve aydınlatmıştık. Ancak, proletarya partisince yönetileni de dahil olmak üzere, köylü gerilla hareketinin, iktidarın fethedilmesinin başlıca aracı haline geleceğini zannetmek ve bunun gerçekleşmediği koşullarda ise, devrimci mücadeledeki değerini yitirdiğini iddia ederek karalamak, ciddi bir yaklaşım değildir. EPL'nin bugün yaşadığı zorlukların ve yediği darbelerin nedenini tahlil etmek bize düşmez ve bunun için yeterli bigiye de sahip değiliz. Böyle bir iddiamız yok, ama görüşlerimizi dile getirmemiz de gerekmektedir ve bunu yüksek sesle yapmayı gerekli görüyoruz. Parti yönetimi, gerilla komutanları ve savaşçılarını Marksit-Leninist politika ve inançlarla donatmak için mümkün olan bütün çabayı sarfetti mi? Bir kısım komutan ve savaşçının ideolojik ve ahlaki savrulmalarında bizim sorumluluğumuz nedir? Politik ve askeri tutumlarımızdan her zaman emin olduk mu? EPL'in perspektifleri ile ilgili olarak hangi noktaya kadar hayal besledik? Bunlar, bizim üzerinde kafa yorduğumuz ve ancak PCC (ML) ve EPL'nin verebileceği bir yanıtı hakettiğini düşündüğümüz sorulardır. Biz komünistler, zorluklarla savaşacak, hataları aşacak ve sorunlarımızı kendimiz çözeceğiz. Bunu bizim yerimize burjuvazi ya da küçük burjuva devrimciler yapmayacaktır. Kolombiya devriminin sorunlarıyla boğuşmak ve çözmek, Kolombiyalı Komünistlerin görevidir; ama bu sorunlar, Ekvadorlu Marksist-Leninistleri ve diğer ülkelerin komünistlerini de ilgilendirmektedir ve biz görüşlerimizi bu nedenle belirtmeyi gerekli gördük. Kolombiyalı Marksist-Leninistler, görüşlerimizi hesaba katmak ya da reddetmekte serbesttirler; ama her halükarda incelemekle yükümlüdürler. Bu anlayıştan hareketle, PCC (ML) ulusal yönetiminden yoldaşlarla yaptığımız bir görüşmede, burada dile getirdiğimiz görüşlerimizi açıklamanın yanısıra EPL'nin geleceği üzerinde de tartıştık.

Bu görüşmede, EPL'nin kahraman mücadele geleneğini hareketin bir kazanımı olarak gördüğümüzü, Kolombiya'da yürütülmekte olan devrimci mücadelede önemli bir rol oyandığını, açıkça proletaryanın politikasını benimsediğini ve bu özelliklerden dolayı da Kolombiya gerilla hareketi içerisinde önemli yer  tuttuğunu belirttik. Aldığı darbeler, uğradığı yenilgiler ve boğuştuğu sorunların, büyük zorluklar ve kayıtlar anlamına geldiği, ama onun devrimci karekterini yitirmesine ve ezilmesine neden olmadığını belirttik.

Bildiğimiz kadarıyla EPL’nin geçmişte belki de bugünkünden daha zor dönemlerden alnının akıyla çıktığını, her seferinde anka kuşu gibi kendi küllerinden yeniden dirilerek mücadeleye devam ettiğini ve bu kez de öyle olacağına kuvvetle inandığımızın altını çizdik. EPL'nin herşeyden önce PCC (ML)'nin silahlı kolu ve bu yönüyle de uluslararası komünist hareketin şok tugayı olduğunu, onun sorunlarıyla  daha yakından ilgilenilmesi, politik ve askeri bakımdan donanımlı militanlarla takviye edilmesi gerektiğini belirttik. İsminin değiştirilmesinin doğru ve yararlı olmadığını ifade ettik. Devrimci silahlı mücadelenin, şehirlerde yaşayan, çalışan ve mücadele eden emekçi kitlelere de taşınmasının doğru olduğunu belirttik. Kır gerilasının, özel olark da EPL'nin bu doğrultuda önemli bir rol oynayabileceğini, EPL'nin varlığı ile silahlı halk mücadelesinin başka biçimlerinin varlığının çelişki yaratmayacağını, aksine birbirini tamalayacağını düşündüğümüzü söyledik.

Hataların aşılması doğrultusunda kararlı adımların atılması, yeni yol ve yöntemlere başvurulması, şemalardan vazgeçilmesi ve devrimin güncel sorunlarına ağırlık verilmesi konusunda yoldaşlarla hemfikiriz. EPL, PCC (ML)'nin bir koludur ve partinin alacağı önlemler, direkt olarak onu da ilgilendirir. Biz, kardeş partinin her zamanki gibi Marksizm-Leninizme dayandığı sürece sorunlarını aşarak ilerleyeceğine inanıyoruz ve Ekvadorlu komünistler nezdinde sınıf kardeşlerinin dayanışmasına sahip olduğunu ilan ediyoruz.

Eylem biçimleri sorununa yeniden dönecek olursak, komünistlerin bilinen bütün mücadele biçimlerine açık olması gerektiğinin bir kez daha altını çizmek ve emekçi kitlelerin bizzat eylem içerisinde ortaya çıkardıkları yeni biçimlere dikkat göstermek gerektğini söylemek istiyoruz. Yitirilmemesi gereken şey iktidar perspektifidir; değişik mücadele biçimleri bu hedefe yönelmiş olmalıdır. En ilerisi de dahil olmak üzere değişik mücadele biçimleri, eğer onları yönlendiren ve kombinezonunu sağlayan politik öncü yoksa, kendi başlarına nihai hedefe varmaya yetmezler.

Kruşçevci revizyonistlerle ideolojik ve politik çatışmada gündeme gelen önemli konulardan birisi, olgunlaşan politik kitle hareketinin devrimci silahlı mücadele ile birleştirilip birleştirilemeyeceği sorunu idi. Biz Maksist-Leninist komünistler, devrimci teorinin, politik bilincin ve partinin rolünün bir kez daha altını çiziyor ve Kruşçevci revizyonizme karşı öne sürdüğümüz argümanların değerinden hiçbir şey yitirmediğini yineliyoruz.

Halk ayaklanmasının örgütlenmesi, sistematik bir biçimde takip edilmesi gereken aşamalar şeklinde olmaz. Bizim çalışmamızdan ve irademizden bağımsız olarak, bazı durumlarda öznel ve nesnel koşullar oluşabilir. Kolombiya'da, Ekvador'da ve başka bir çok ülkede biz komünistlere, devrimci mücadeleye doğru bir rota belirlemek için büyük görevler düşüyor ve bunu gerçekleştirmenin imkanları da var. Halk ayaklanması, onu ilerletecek, destekleyecek ve başarıya doğru itecek askeri bir güce ihtiyaç duyar. Proleter devrimciler, halk ayaklanmasını örgütlemek için, emekçi kitlelerin politik hareketi içerisindeki çalışmalarını yoğunlaştırmalı, halkı, iktidarı alma kararlılığıyla eğitmeli, silaha sarılmalarını teşvik etmeli, parti kadroları, yöneticileri, sözü ve eylemiyle devrimci şiddeti öne çıkarmalı ve devrime ait askeri bir güce sahip olmalıdır.

Devrimin örgütlenmesi, komünistlerden, sürekli bir devrimcileş(tir)meyi talep eder. Belirlenmiş düzen içerisinde hareket etme lüksüne müsade edemeyiz. Marksizm-Leninizm bir eylem kılavuzudur ve bizden, diyalektik davranmamızı; ekonomik, sosyal, politik olguların gelişimine dikkatle eğilmemizi; önerilerimizde gözüpek olmayı; yeni yöntemler geliştirmeyi talep eder. Madem ki devrim değişim demektir, bu değişimin devrimciler üzerinde, onların eylem ve düşüncesi üzerinde de gerçekleşmesi gerekir. Ülkelerimizde meydana gelen yeni durumlar, bizi her an yeni bir konumlanmaya ve değişiklikleri dikkate alan çözümler üretmeye zorunlu kılmaktadır. Biz komünistler, karamsarlıkla cesaretlerini yitirmiş olanlara aykırı olarak bu görevimizi yerine getirmek için çaba sarfediyor ve teorik-politik faaliyetimize yön veren Marksizm-Leninizmin geçerliliğini, canlılığını ilan ediyoruz.

PCC (ML) içerisinde yürümekte olan önemli tartışmaya ilişkin bakış açımız budur. Kuşkusuz varolan sorunların ve yürütülen tartışmadaki çeşitliliğin bilgisine tam olarak sahip olmadığı için yetersizdir ve bu nedenle de kesin sonuçları içermemektedir. Devrimci mücadelenin ve koşulların elverdiği ölçüde, bu sorunu ve başka sorunları da her zaman tartışmaya açık olacağız. Biz sınıf kardeşleriyiz; ülkemizde ve uluslararası planda devrimin başarısı için savaşan yoldaşlarız. PCC (ML) ve EPL'ye devrimci dostluk duygularımızı yineliyoruz. Partilerimiz ve halklarımız arasındaki dostluk ve birliğin sağlamlaşacağına ve bir gün, proleter devrimin zaferini birlikte kutlayacağımıza içten inanıyoruz.

Ekvador Marksist-Leninist Komünist Partisi Merkez Komitesi
Nisan 1997