DOMİNİK


DEVRİM, BUGÜNÜN SORUNUDUR


I. DEVRİM, GÜNLÜK RİTM VE BİÇİMLERE BÜRÜNÜR

Her devrimcinin temel görevinin devrim yapmak olduğu açık bir gerçektir. Militanca bağlılığın taşıdığı tehlike ve talep ettiği fedakarlık göze alınmadan, hedefi bu olmayan bir devrimci projeye girişmenin pek bir anlamı yoktur. Bununla birlikte, özellikle son zamanlarda sık rastlanan ve süreci etkileyen tutumlardan birisi; devrimi, bir gün kendiliğinden gerçekleşiverecek soyut bir konu olarak ele almaktır. Aramızda birçoğu, “devrim tarihsel bir zorunluluktur” belgisine sığınarak, keşişler gibi çanın çalma saatini bekliyor ve davanın zaferi için kılını kıpırdatmıyor. Oysa zaman akıyor ve yaşlanıyoruz ve bu mücadelede kıdem talep etmekten başka bir eserimiz yok. Yakın gelecekte devrimci patlama imkanının bulunmadığı görüşü, bu türden tutumlara güç veriyor ve birçok militan hem kendilerini hem de yakın çevrelerini kurtarmaya bakıyor, devrimci politik çabaya sırt çeviriyor.
Başka vesilelerle de belirttiğimiz gibi devrim, günlük olarak değişik biçim ve düzeylerde ifadesini bulan somut bir sorundur. Her günkü çalışmada ve olması gereken yerdedir. Soruna böyle yaklaşıldığında, sokağa çıkmak, hayata dalmak ve sürecin bize yüklediği görevlerin her seferinde hiç olmazsa küçük bir kısmını yerine getirerek ilerlemek gerekir. Her sokak başındaki kalabalığı, her gösteriyi ayaklanma zanneden küçük burjuva tutum bizden uzak olsun. Ama burada altını çizmek istediğimiz nokta, Che'nin de belirttiği gibi; devrim, bizim onun uğruna yaptıklarımızın, gerçekleştirdiklerimizin ürünüdür.
“Devrim tarihsel bir zorunluluktur” belirlemesi, kapitalist toplumun içinde gelişen, sınıf çatışmalarına yol açan ve bir altüst oluşu mümkün kılan  dinamikleri ortaya koyan teorik bir formül olarak anlaşılmalıdır. Bu yaklaşım, sübjektivitemizi besler ve zenginleştirir.
Fakat dikkat! Bu, partinin ve diğer güçlerin müdahalesi, maddi ve bilinçli bir çalışması olmaksızın da devrimin mümkün olabileceği anlamına gelmez. Bu nedenle devrim; emekçiler ve diğer halk tabakaları içindeki faaliyetimizde, fabrikalarda ve semtlerde, üniversitelerde, kültürel faaliyetlerde ve hayatın her alanındaki çalışmamızda ete kemiğe bürünmelidir.  Üyelerimizin faaliyetine devrimci tutku yön vermelidir.
Partinin her üyesi ve bir kolektif olarak parti, her aşamada isyan psikolojisini yenilemelidir. Her ne kadar belirli koşullar içerisinde geniş ve açık politik bir çalışma yürütüyorsak da, biz, esasta bu sisteme karşı isyan (conspirasyon) güçleriyiz ve devrimi hedefliyoruz. Bu perspektifle yaklaşıldığında devrim; güncel, günlük bir sorundur. Ve böylece aktivistlerin faaliyeti de şu ya da bu kişinin sorununu çözmeye yönelik, bitmez tükenmez bir gelgit olmaktan çıkar. Yürüttüğümüz her faaliyet, attığımız her adım devrimi hedeflemektedir.

II. İKTİDAR  HEDEFİ
Temel sorun iktidardır. Bu hedefi gütmeyen bir mücadele veya çaba anlamsızdır. Biz komünistler, değişimlerin temsilcisiyiz ve değişim de devlet yönetiminden başlayarak gerçekleşir.
Bu soruna yaklaşımda küçüklük kompleksinden kurtulmak gerekiyor. Ancak iktidar hedefi güden ve buna uygun bir yönelimde olan partiler gelişebilir ve kitleler nezdinde bir referans durumuna gelebilirler. Hayal peşindeki parti ve politikacıların ve gerçek, alternatif çözümler üretmeden, hayatını sadece fikir beyan etmekten ibaret müzmin muhaliflikle geçirenlerin, kitlelerin coşkusunu harekete geçirmesi mümkün değildir. Halk kitleleri kendiliğinden herhangi bir ideolojik ve politik akıma ait değildir ve kendilerinin maddi ve manevi sorunlarına çözüm önerenlerin peşinden giderler.
Dominik Cumhuriyeti'nde sorunlarına yanıt arayan halk kitleleri, sistem partilerinin birinden diğerine kayarak hep arayış içinde oldular. Seçim dönemlerindeki aldatılmışlık, bir sonraki seçimde bir başka parti tarafından aldatılmayla sürdü. Otuz beş yıl önce Trujillo'nun katledilmesinden bu yana yaşanan deney budur. Emekçiler ve genel olarak halk kitleleri, güven verici bir iktidar projesine sahip olmayan sola eğilim göstermediler. Bunun nedenlerinden biri baskı olmasına rağmen, asıl nedenler daha derindedir. Kitleler kendi ekonomik talepleri etrafında mücadeleye girişirken, bunu politik alana sıçratamadılar. Bu da, Dominik Cumhuriyeti'nin kendi özgün koşullarından hareketle öne sürülmüş bir devrimci çalışmanın ve devrim teorisinin yokluğundan kaynaklanıyordu.
Böylelikle devrimci ve halk hareketinin canalıcı dönemlerinde sol ve goşist gruplar, süreci olumsuz etkileyen, anlamayan bir işlev gördüler. Komünist Emek Partisi, kuruluşundan bu yana hareketin tecrübelerini dikkate alan, dönemin zorunlu kıldığı mücadele ve örgüt biçimlerini benimseyen farklı bir çizgi izlemeye çalıştı. Bu, farklı bir militan tipinin yetişmesi ve çelikleşmesi için bir mücadeledir: Hareketin seyrine göre, gerektiğinde kitlelerle birlikte sokak mücadelesi yürüten, seçim kampanyasına katılan, oy kullanan ve koşullar silahların konuşmasını gerektirdiğinde de elde silah, zulme karşı savaşa atılmaya hazır Leninist militan. Devrimi geliştirecek militan tipi de budur.  Kitlelerin günlük sorunlarını eyleminin merkezine alan, ama bununla yetinmeyerek daha uzağı gören, politikayı kalkış noktası olarak ele alan militandır bu.

III. DEVRİM DALGASI BÜYÜYEBİLİR
Halkı derinden etkileyen ekonomik sıkıntıların gittikçe arttığı ülkemizde, devrim güçlerinin birikmesi için elverişli koşullar vardır. Üstelik güçlerin yeniden mevzilenmesine, politik partilerin liderliklerindeki kuşak değişimi eşlik ediyor. Bir yandan kurulu rejim çürümekte ve halk kitlelerini dıştalamakta iken, öte yandan halkın saflarında değişim için örgütlenme eğilimi güçlenmektedir. Bunlar nesnel olgulardır. Bugünkü konjonktür, zayıflıkları aşmak, güç ilişkilerini değiştirmek ve devrimci-halk mücadelesinde yeni bir yol açmak için oldukça elverişlidir. Dominik devrimi büyüyebilir.
Burada, bizim hangi ruh haliyle bu özel koşulları değerlendireceğimiz sorusu gündeme gelmektedir. Yanıtımız tereddüte yer bırakmayacak tarzda açıktır: Devrimi ilerletmekten kaçınmayalım, bütün eylemimizi ve düşüncemizi halka yöneltelim. Emperyalistlerin ve işbirlikçi sınıfların dayattıklarına alternatif bir politik ve sosyal değişim platformu geliştirelim. İktidarı hedefleyerek kavgaya atılalım ve ulusal çapta bir önderlik yaratalım. Politik ve kitlesel bir hareketi ayakları üzerine dikelim. Bir halk hareketi olarak ilerleyelim. Devrim, bugünün sorunudur.

Manuel Salazar