Burjuvazi-proletarya, devrim-karşıdevrim arasındaki ideolojik
mücadelenin merkezi; işçi sınıfının ilk örgütlenmeye
başladığı andan, yoğunlaşmış politik örgütlenmesine
kadar işçi sınıfının üst düzeydeki politik örgütlenmesi
etrafında, yani Komünist Partisi üstüne yoğunlaşmıştır.
Komünist Partisinin kuruluşu; örgütsel, ideolojik, politik ve hatta faşist
militarist ve politik baskıların etkisi sonucunda doğan silahlı
örgütlenmesi dahil çok yönlü bir süreçtir.
Emperyalizm ve gericilik birçok olanağı kullanarak devrimci halk mücadelesinin
yönlendirici faktörü olan Marksist-Leninist Partinin kuruluş ve gelişimini
engellemek için her çabaya başvuruyor. Dışarıdan ideolojik
saldırganlıkla, bireycilikle, sekterlikle ve en önemlisi küçük
burjuva metodlarla birliğin dağılmasına, fraksiyonların
devam etmesine ve çoğu zaman safların devrimci özelliklerinin
tehlikeye girmesine neden oluyor.
Komünist kadroların öldürülmesinden, antikomünist propaganda ve özellikle
ilerici demokrat kılıfı altındaki örgütlenmelere kadar her
çeşit ideolojik-politik yöntem, burjuvazi tarafından kullanılıyor.
Partiler döneminin kapandığı sosyal hareketler çağının
başladığı savlarının ortaya atılması,
partiyle kitle örgütleri arasında yakın bağların
kurulamayacağını kanıtlamayı amaçlıyor. Fakat
ortak devrimci politik amaçlar ancak partinin varlığıyla mümkündür,
yalnızca onun kitleler arasında çalışması ve örgütlenmesiyle,
özgün bir ideolojiyle, yani Marksizm-Leninizmle, reformlar ve kısmi
talepler için mücadele, devrimci-politik hedeflere bağlanabilir.
Partinin komünist ideolojisinin ve sübjetif faktörün yeri doldurulmaz rolünün
bilincinde olan Şili Komünist Partisinin Programatik Tezlerinde
belirtildiği gibi, bilinen odur ki devrimci değişime olanak sağlayan
objektif koşullar (sosyal ve ulusal sömürü ve baskı) devrimci değişimin
habercileridir ve sürekli vardılar. En önemlisi geçmişten
birikerek gelen sübjektif faktörleri daha da geliştirmektir.
Geçmişte verilen mücadelelerin ya zaferine ya da yenilgisine neden olan sübjektif
faktörler her zaman birinci derecede öneme sahiptirler. Bunlar objektif faktörlerin
zayıflığına, yokluğuna veya sonuçlarına dayandırılmamalıdır.
Kaldı ki bu faktörlerin zayıflığı, ne bir tarihsel yanılgıdan,
ne de halkımızın devrimci geleneklerinin azlığından
kaynaklanıyor.
Cumhuriyet yıllarında emperyalizme karşı burjuva iktidarını
devirme ve sosyalizmi kurma gibi gerçek anlamda devrimci alternatif geliştirilmedi.
Daha çok, emperyalizme bağlı kapitalist iktidarı yavaş
yavaş ele geçirme, hatta onu halkın yararına kullanma gibi
hedefler belirlenmişti. Halk liderleri, iktidarı ele geçirme ve
sosyal devrimi gerçekleştirme gibi perspektiflere sahip değillerdi.
Buna güzel bir örnek Halkın Birliği tarafından izlenen
parlamenter yol ve ona uygun barışçı geçiş yöntemleridir,
ki Şili halkı ve işçi hareketi bunu çok acı bir biçimde
ödedi. Egemen güçler 11 Eylüle kadar kitleler halinde antifaşist açık
direnişlerle yaşatılmaya çalışılan burjuva
demokrasisinin varlığına tahammül edemediler. Kaldı ki, bu
dönemde sosyal ve ulusal özgürlük, sosyalist ve demokratik halk devrimleri
hedeflenmemişti.
Sübjektif faktör, halkın ve işçilerin mücadelesine dayanan politik
yönetim ve onun fikirlerinden oluşur. Eski SSCBnin ve Doğu
Blokunun çöküşü ne sosyalizmin, ne de komünist ideolojinin
yenilgisiydi. Tam tersine, oradaki çöküşün bu fikirlerden uzaklaşma
ve onlara ihanet etme sonucunda meydana geldiği doğrultusundaki
tezlerimiz bir kez daha doğrulandı.
Eski Sovyetler Birliği ve Doğu Avrupanın yıkılmasından
sonra uluslararası gericilik ve sosyal demokrasi, Komünist Partisine ve
onun örgütsel yansıması olan sınıfsal karakterine saldırdılar.
Ancak bu partiler bürokratik, liberal ve revizyonisttiler. SBKPnin 20.
Kongresinde Kruşçev, partinin işçi sınıfının
değil, tüm halkın partisi olduğunu ilan etmesiyle bu sürecin
başlamasına zemin hazırladı. Ondan sonra, -22. Kongreden
sonra Brejnev ve daha sonra Gorbaçovun yer aldığı- eski
Sovyetler ve Doğu Avrupada yapılan ve partinin karakterini değiştirmeyi
hedefleyen tüm kongreler karşı devrim zaferinin adım adım
olgunlaşmasına yaradı.
En çok bilinen Sovyet deneyimini ele aldığımızda görürüz
ki; komünist partisine ilişkin burjuvaziyle proletarya arasındaki
ideolojik, politik ve örgütsel mücadelede Bolşevik Partinin tarihi,
zengin deneyimlerle doludur. Burjuva karakterli yeniden yapılanmaya karşı,
yenilmiş sınıfların ve emperyalizmin desteğini alan
oportünist Troçkist, Buharinist, Nasyonalist ve öteki bürokratik ve
anti-sosyalist unsurlara yalnızca Stalin ve Lenin zamanında, yeni
iktidar yıllarında mücadele verildi.
Bir taraftan emperyalizm ve bir taraftan da her ülkedeki iç gericilik Komünist
Partisini yok etmek gibi çok açık bir politik hedefe yönelik mücadele
verirken, proletarya saflarında ve halkın arasında iktidarın
ele geçirilmesi ve yeni bir sosyalist toplumu kurma mücadelesinde yanılgılar
sürüp gidiyor. Partinin varlığına ve rolüne ilişkin
ideolojik mücadele, günümüzün karakteristiğidir ve sınıfsal
bir yaklaşımı gerektiriyor.
Bu dönemde Komünist Partisini savunma politikası izlenmelidir. Onun
Marksist-Leninist ideolojik ve sınıfsal özelliği canlı ve
net tutulmalıdır, revizyonistlerin yaptığı gibi kendi iç
dinamiklerinden gelmeyen kimi pratik sonuçlara dayandırılmamalıdır.
Sınıf öncüsü ve devrimin yönlendiricisi olarak partinin güçlendirilmesinde
yapılacak ihmal, halkın gerçek zaferi kazanmasına önemli bir
engel oluşturacaktır.
Burjuvazinin anti parti girişimlerine karşı, işçi sınıfının
ve halkın en önemli politik çıkarlarını hedefleyen
proleter parti anlayışıyla hareket edilmelidir.
Bugün kitlelerin devrimci mücadelesinin örgütleyicisi olan Partiyi yükseklere
çıkarma zamanıdır. Çünkü onun güçlendirilmesi işçi sınıfının
ve halkın bilinçli ve örgütlü mücadelesinin garantisidir.
Parti için mücadele sınıfların ve sosyal mücadelelerin son
bulmasına kadar sürecektir. Biz komünistler halkın ve işçi sınıfının
başında zaferler kazanacağımız gibi, geçici
yenilgilere de uğrayabiliriz. Fakat tarihsel perspektif açısından
Parti hem sosyal devrim, hem de ZAFER KAZANMIŞ sosyalizm için her koşulda
vazgeçilmez bir olgudur.
Santiago, Ağustos 1995