Emperyalizm, halklar tarafindan yaratilmis zenginlikten en fazla payi almak ve dünya egemenligini pekistirmek hevesiyle, dünya halklarina karsi yeni bir siyasi-askeri saldiri baslatti; ancak, isçiler ve halklar krizin etkilerine karsi çikmak, egemenligin zincirlerini kirmak ve bagimsizlik ve özgürlüklerini kazanmak için bütün bölgelerde mücadele ediyorlar. Biz, 15-19 Temmuz 2002 tarihinde Ekvador, Quito'da yapilan Latin Amerika Devrimi'nin Sorunlari Altinci Uluslarasi Seminer'e katilan siyasi örgütler ve partiler, simdi dünyayi böyle görüyoruz.
ABD emperyalizminin kendi alanindaki zayifligini gösteren geçen yilki 11 Eylül olaylari, onu, geri kalan kapitalist güçlerin ve yönetici siniflarin destegiyle terörizme karsi savasma bahanesiyle, onun düzenlemelerine karsi çikanlara savas ilan etmesine olanak tanidi ve bu onun saldirgan dogasini ve gerici bir siddet ve savas kaynagi oldugu gerçegini teyit etti. Bu tavir, onun canliligini degil çürümüslügünü, kendi içinde tasidigi ve yolaçtigi birçok ekonomik zorlugu açiga vurmakta, çagimizin emperyalizm ve proleter devrimler çagi oldugu Leninist tezini dogrulamaktadir.
Kapitalist-emperyalist sistemi etkileyen derin politik ve ekonomik kriz, emperyalizm için bir çikis sübabi islevi görmekte ve onun güçlüklerini çözmesi için savasa yönelmesine neden olmaktadir. Fakat bu, bugün, halklara karsi bir savastir ve gezegenimizin belli bölgelerinde gerçeklesmektedir. Elbette, hemen olmasa da, sonunda yeni genel bir yangin çikma olasiligi vardir.
Bir yanda Ortadogu ve Orta Asya bölgeleri, diger yanda Latin Amerika, emperyalist müdahalenin iki temel arenasini olusturmaktadirlar. Afganistan'in 11 Eylül 2001'den önce planlanan barbarca isgali, emperyalizmin Ortadogu ve Hazar Denizi petrol ve gaz zenginliginin kontrol edilmesi stratejik planini; bu stratejik alanda etkisinin güçlenmesi ve bölgeye egemen olan ve Çin, Rusya ve Hindistan'i baski altina alan bir askeri varligin olusumunda ilerleme saglama stratejisinin bir bölümünü olusturmaktadir. Irak ve onu takiben Bush'un 'ser ekseni' diye niteledigi diger ülkeler, Iran ve Kuzey Kore, bir sonraki hedef olabilir. Bundan dolayi, bölgedeki üslerinde ordulari yogunlastirmaya devam etmektedir ve Özbekistan, Tacikistan ve Kirgizistan'a yenilerini yerlestirmistir. ABD'nin savas-yanlisi yükselisi, binlerce Yankee askerin geri dönüsü ve isgal tehditleriyle Filipinler'e de yönelmektedir. Dünya üzerindeki Amerikan askeri varligi 11 Eylül saldirisindan sonra %20 artmistir. 140'tan fazla ülkeye dagilmis yaklasik 300 bin asker, Yankee emperyalizminin çikarlarini korumaktadir.
Israil Siyonist Devleti'nin Filistin halkina karsi savasi, çogunlugu çocuk ve gençlerden olusan yeni kurbanlar yaratiyor. ABD her yil 1.8 milyar dolar askeri yardim saglayarak bu soykirimi finanse etmektedir. Herseye ragmen, Filistin halki, kahraman ulusal kurtulus savasini sürdürüyor ve dünya halklarinin destegini ve sempatisini kazaniyor. Bush yönetiminin Filistin Özerk Yönetimi'ni tanima karari, bu çatismaya iliskin bir tavir degisikligini yansitmamaktadir; o, Irak'in isgalinde ilerlemek için Arap ülkelerindeki gerginlikleri azaltmaya çalisiyor.
Latin Amerika'da emperyalist müdahale bir yandan Amazon bölgesinin biyolojik çesitliligini ve enerji kaynaklarini kontrol etme, diger yandan halklarin mücadelesinin ilerleyisini durdurma arzusunu tasimaktadir. Amaci uyusturucu kaçakçiligiyla mücadele etmek degil, Kolombiya baskaldirisi ve degisik ülkelerde belli bir hizla gelisen kitle mücadelelerini sona erdirmek olan And Yerel Insiyatifi'yle birlikte, Kolombiya Plani daha büyük bir önem kazandi. Buna kitanin çesitli yerlerinde yeni askeri üsler insa etme istegi eklenmelidir. (Emperyalist müdahale) Venezuella'da daha önceden gerçeklestirmeyi denedigi ve denemeye devam ettigi gerici askeri darbe gibi diktatoryal çözümler hazirliyor. Egemenligini güvence altina almak için Amerika Serbest Ticaret Anlasmasi ve Puebla-Panama Plani gibi bölgesel ve yerel anlasmalar yoldadir.
Bütün bunlar bize emperyalizmin saldirganligini ve onun getirdigi siddeti göstermektedir. Bu tipki, milyonlarca isçiye sefalet getiren, bagli ülkelerde zorla uygulanan ekonomik uyum politikalari gibi terörizimdir; onun saldirganliginin kalici karmasik formlari- her türden silahi kullanmasi, halklari boyun egmeye zorlamak- bunlar terörizmdir. Bizim kinadigimiz bir yaklasim olan, yillardir Küba, Irak ve Kuzey Kore'ye uygulanan insanlik disi ambargo terörizmdir.
Yeni nüfuz ve etki alanlari kazanmaya, pazarlarin ve dünyanin yeniden paylasimina çalisan emperyalist güçler arasindaki anlasmazligin ve mücadelenin yeni bir evresinden geçiyoruz. ABD emperyalizmi politik egemenligin ve hükmetmenin komutanligini yapmasina ragmen, kendi etkinlik alanlari olarak gördükleri yerleri "teslim etmeye" razi olmadiklari için onun etkisine karsi çikan ve bu amaçla blok ve ittifaklar kuran ayri bir grup emperyalist güç daha bulunmaktadir. ABD emperyalizmi, askeri gücüne bagli olarak, hegemonyasini kabul ettirmek istiyor ve zaten bugün en büyük fakat yegane olmayan gücü olusturmaktadir.
11 Eylül olaylari uluslararasi siyasette yeni bir noktaya isaret etse de, dünyadaki olgularin özü ayni durmaktadir. Emperyalist güçler yari-sömürge, yeni-sömürge ve bagimli ülkeleri ve yerli yönetici siniflarla birlikte halklari baski altinda tutmakta ve sömürmektedir; onlar emperyalistlerarasi ve tekellerarasi savaslarda israr etmekte, isçi sinifi ve halklar savas politikalarina ve müdahaleye karsi, bagimsizlik, demokrasi ve toplumsal devrim için mücadele ediyor ve örgütleniyorlar.
Isçilerin ve halklarin kavgasi zayiflamadi, tersine kendini toparladi ve gelisti. Eylemler daha siklasmis ve genisligi ve derinligi artmistir. Halklarin uyanisi her kitada açik ve nettir. Isçi siniflari mücadelelerinde mevzi kazaniyor ve ayrica etrafinda yeni toplumsal katmanlari birlestiriyorlar. Devrim rüzgari tüm dünyada esiyor, bu bir hayal degil kesin bir gerçekliktir.
Arjantinde; halk iktidari sorununu gündeme yerlestiren yeni bir durum yaratarak kitlelerin mücadelesini daha üst bir seviyeye yükselten geçen Aralik'taki ayaklanma, halklara çagri yapan bir boru sesiydi. Paraguay, Bolivya, Peru ve Ekvator'da özellestirmeye ve genelde neo-liberal modellere karsi büyük ve muzaffer kitlesel hareketler oldu. Kolombiya'da halk ve iktidari ele geçirmek isteyenler devlet terörizminin daha büyük bir askerilesmesine, kabullenilmesine ve cazibesine kapilma sürecine karsi direniyorlar. Venezuela halki ABD müdahalesine karsi koyuyor ve demokrasi ve bagimsizlik bayragini yükseltiyor. Avrupa bir kaç genel ve lokal grevde isçi sinifinin mücadelelerini hissetti. Kisaca, gezegen yavas yavas karisiyor ve halklarin özgürlügünün safagi yaklasiyor.
Latin Amerika'da radikal sosyo-ekonomik degisimleri zafere ulastirmak isteyen bizlerin eylemi ve devrimci mücadele açisindan olumlu kosullar vardir. Kapitalizmin krizinin yarattigi etkiler; bagimsizligi kazanma, halk iktidari ve sosyalizm amaçlari açisindan isçi sinifi ve halklarin mücadelesi, örgütlenmesi ve bilinci için önceden oldugundan daha iyi kosullar yaratiyor. Bu amaçla, kitlelerin maddi ve manevi talepleri, onlarin siyasi ve demokratik haklari için mücadeleyi yükseltelim. Bu simdiki kusagin görevidir.
Biz isçiler ve halklar baris istiyoruz, fakat onu kazanmak için savasla yasayanlari yenilgiye ugratmaliyiz. Ulusal ve sosyal kurtulusu kazanma mücadelemizde, bugün yeni bir emperyalist savas tehlikesiyle yüz yüzeyiz. Ne pankartlarimizi yere indirecek, ne de kendimizi gerici milliyetçiligin duvarlarinin arkasina kapatacagiz. Eger emperyalistler dünyaya yeni bir büyük yangin getirirlerse, halklar buna; komünizmin, sosyalizmin ve isçilerin olan yeni bir dünya kazanmak için devrimci savas ve bu sisteme son vermek için kitlelerin mücadelesiyle karsilik vermelidir. Çünkü gerçek bir baris elde etmenin tek yolu budur.
Tarihsel deneyim bize gösterdi ki; devrimin zaferi için güçlü bir kitle hareketine, kuvvetli bir proleter öncüye ve yönetici siniflar tarafindan baslatilip sürdürülen siddete karsi kitlelerin devrimci siddetini uygulamayi saglayacak yeterli bir araca güvenmek gereklidir. Bunlar olmadan kimse bize esin veren stratejik hedeflere ulasmada basarili olamaz. Biz devrimciler, simdiki süreçte devrim için güç biriktirir ve çalisiriz.
Sosyal devrim kitlelerin isidir ve böylesi bir harekette isçi sinifi öncü rolü oynar. Fakat o, diger halk siniflarini ve katmanlarini biraraya getirmeli, kendisinin siyasi ve ideoljik önderligini garanti altina alacak dogru politikalari ileri sürmelidir. Emperyalizme karsi savasta, o; halklarin bölgesel ve uluslararasi düzeyde ortaya koyduklari koordineli eylemlerde ve her bir siperde süren mücadeleler içerisinde, eylem içerisinde gelisecek, genis bir anti emperyalist cephe olusturmak istemektedir.
Devrimci örgütler, onu anti-emperyalist, demokratik ve devrimci mücadeleye entegre etmek ve onlarin daha fazlasini saflarimiza katmak için gençlige özel önem vermelidir.
Biz, asagida adi geçen örgütler, saglam enternasyonalist inancimizi, ülkelerimizin isçi siniflarina ve uluslarasi proleteryaya adanmisligimizi yeniden vurguluyoruz.
Karsilikli saygiya dayali dostça ve açik tartismaya sahne olan Latin Amerika Devrimi'nin Sorunlari 6. Uluslararsi Seminer çerçevesinde bu konularda fikir birligine vardik. Bu (konferans) gelecek yil tekrar yapilacaktir.
Quito, 19 Temmuz 2002
Almanya ML Partisi
Arjantin Devrimci Komünist Partisi
Belçika Isçi Partisi
Brezilya Devrimci Komünist Partisi
Kolombiya Komünist Partisi - ML
Dominik Cumhuriyeti Komünist Emek Partisi
ABD Ray O. Light Örgütü
Peru Komünist Partisi - Kizil Vatan
Ekvador Marksist-Leninist Komünist Partisi
Demokratik Halk Hareketi
Ekvador Devrimci Gençligi