BANDERA ROJA-MDPNİN İKİNCİ
KONGRESİ
Bandera Roja (Kızıl Bayrak)-MDPnin
İkinci Kongresi 8-11 Aralık tarihleri arasında,
Marksist-Leninistlerin Birliği ve Yeni Bir İktidar İçin
şiarı ile Caracasta yapıldı. Kongre, iki örgütün
Bandera Roja adı altında birleşmesini kararlaştırdı.
Kongreye, yerel ve bölgesel konferanslarda seçilen 200ü aşkın
delegenin yanı sıra, Venezuelanın diğer devrimci örgütlerinden
heyetler de katıldılar ve tartışmalarda aktif olarak
yerlerini aldılar.
Kongremiz, proleter enternasyonalizmi ruhuyla tartışmalarımıza
katkıda bulunan Arnavutluk Komünist Partisi, Kolombiya Komünist Partisi
Marksist-Leninist, Ekvador Marksist-Leninist Komünist Partisi, Dominik
Cumhuriyeti Komünist Emek Partisi ve Türkiye Devrimci Komünist Partisi
delegasyonları tarafından da onurlandırıldı.
Marksist-Leninist, komünist ve kardeş partilerin içten selamlama mesajları
da okundu.
2. Kongremize temel teşkil eden sloganlar, kabul edilen genel politik çizgisinin
hayata geçirilmesi için partimizin önündeki acil ve önemli görevleri de
belirlemektedir: Partiyi ve halkı, önümüzdeki dönemin çatışmalarına
hazırlamak.
27-28 Şubat 1989 halk isyanını, Şubat ve Kasım 1992
askeri müdahalelerini ve ardından yaşanan değişiklikleri ve
mevcut politik durumu tahlil eden kongremiz, Venezuelanın cumhuriyet
tarihindeki en ağır krizini yaşamakta olduğunu tespit etti.
1958den itibaren yerleştirilen politik sistem bugün tümüyle iflas
etmiştir. Burjuva-demokratik rejimin üzerinde yükseldiği temel
direkler olan gerici partiler, resmi işçi sendikaları, ulusal silahlı
kuvvetler; halkın çoğunluğunun talep ettiği değişimleri
gerçekleştirebilecek kapasiteden yoksun oldukları için ciddi itibar
kaybına uğramıştır ve politik sistemin sürekliliğini
garanti edemez duruma düşmüşlerdir.
Kongre, bugün devrimci bir durumla yüzyüze olduğumuz yolundaki parti değerlendirmesini
onayladı. Önümüzdeki çarpışma; devrimle, karşıdevrim
kampı arasında olacaktır. Birinci kampta, yeni bir iktidar, gerçek
anlamda demokratik bir toplum, ülkenin sorunlarının çözüldüğü,
halkın istemlerinin karşılandığı ve ulusal
egemenliğin sağlandığı bir sistem hedefleyen yurtsever,
demokrat, ilerici ve devrimci güçler yer alıyor. Diğer kampta ise
yozlaşmış partiler ve temsilcisi oldukları, ülkeyi satışa
çıkaran mali oligarşinin oluşturduğu şimdiki egemenler
bloku vardır.
Venezuelanınki gibi sorunların mevcut kurumlarla çözülmesinin
olanaksız duruma geldiği bir ülkede, gericiliğin en karanlık
güçleri, halkın ayaklanmasından korkmakta, ülkeyi bir iç savaşa
götürecek olan IMFnin neoliberal politikalarının kan ve ateşle
empoze edilmesini sağlayacak bir faşist rejim arayışı içinde
bulunmaktadırlar.
Gericiliğin bu perspektifi karşısında kongremiz; partinin
kendisini ve halkı bu çatışmada hazırlamasını
temel görev olarak belirlemiştir.
Devrimci yolla yeni bir iktidar için mücadele, Venezuelalı bütün
yurtseverlerin önündeki asıl görevdir. Kongre, partinin bu doğrultuda
izlediği birlik politikasının yerinde ve doğru olduğuna
karar verdi. Bütün yurtsever, demokrat, ilerici ve devrimci güçleri, hatta
bir kısım dini çevreleri ve ordunun bazı kesimlerini demokratik
ve antitekelci (henüz sosyalist değil) bir program etrafında
toparlayacak, Venezuela toplumunun bugünkü başlıca çelişkilerine
çözüm getirecek bir oluşum için çabanın ilerletilmesi, acil bir görev
durumuna gelmiştir. Bugün acil çözüm bekleyen çelişki, Venezuela
halkının çoğunluğu ile emperyalizm ve yerli büyük
burjuvazinin antiyurtsever ittifakının meyvelerini esasta toplayan
mali oligarşi arasındaki çelişkidir.
Önemli bir başka görev ise, yeni bir iktidar hedefiyle
Marksist-Leninistleri tek parti çatısı altında birleştirmektir.
Venezuelalı Marksist-Leninistler değişik nedenlerden dolayı
yıllardır ayrı örgütlerde bulundular ve mücadele yürüttüler.
Sınıflar mücadelesinin bugünkü inkâr edilemez seviyesine vardığı,
halkı nihai çarpışmaya hazırlamanın gündemde olduğu
bir ortamda, kadük burjuva rejimine karşı sosyalizmi alternatif
olarak savunanların, Marksizm-Leninizmi rehber edinenlerin ayrı
partilerde mücadele yürütmesinin bir anlamı yoktur. Kongre, yeni seçilen
Merkez Komitesine birlik hedefine ulaşmak için aktif çaba sarf etme görevi
verdi. Stratejik hedef, devrimin karakteri, parti anlayışı ve
devrimci değişim programı gibi devrimin temel meselelerindeki
yaklaşım birliği göz önüne alındığında,
bunun başarıyla taçlanacağına şüphe yoktur.
İktidar hedefine sahip çizginin geliştirilmesi, partiye özellikle de
oynamaları gereken rolü hakkıyla yerine getirebilmeleri için
kitlelerin örgütlendirilmesi konusunda önemli görevler yüklüyor. Bu doğrultuda
izlenecek çizgiyi belirleyen kongre, kitlelerin otonom örgüt biçimleri
olarak, politik harekette ve silahlı mücadelede ortaya çıkacak görevleri
başarıyla yerine getirecek halk meclislerinin oluşturulması
kararı aldı.
İlk planda önümüzde, kararlaştırılan politik çizginin
hayata geçirilebilmesi için partiyi hazırlamak ve Rafael Caldera Hükümetinin
maskesini düşürmek görevi duruyor. Caldera, demagojik bir söylemle,
neoliberal politikayı terk edeceğini ilan etmiş, halk hareketinin
çeşitli kesimlerinde değişime dair büyük umutlar yaratmıştı.
Ama gerçekte, sınıf karakterine sadık kalarak, Carlos Andres
Perezin yarım bıraktığı yoldan yürümeye devam etmiştir.
Kongre ve bütün iç tartışmalar süreci, Venezuela işçi sınıfının,
ortaya çıkabilecek her konjonktüre cevap verebilecek, sorunlara hakim ve
onları çözme yeteneğinde, öncü Marksist-Leninist partisine sahip
olduğunu gösterdi. Fakat Venezuela halkının devrimci
potansiyelini harekete geçirebilmek için bazı anlayışları
değiştirmemiz gerektiğini, bürokratik ve rutin yöntemleri
terk etmemizin zorunlu olduğunu da biliyoruz. Ülkedeki politik durum,
partiden; legal, illegal, barışçıl ya da şiddete dayalı
olsun her mücadele yönteminden en mükemmel tarzda yararlanabilecek bir teorik
açıklığa ve politik esnekliğe sahip olmasını
talep etmektedir.
Kongre, partinin uluslararası angajmanlarını onayladı.
Marksist-Leninist Parti ve Örgütler Uluslararası Konferansına
aktif şekilde katılarak, ortak genel bir çizginin inşasına
katkıda bulunarak ve diğer kardeş partilerin mücadelelerine
somut destek sunarak uluslararası Marksist-Leninist komünist hareketin güçlendirilmesi,
UKHnin bir parçası olarak bize düşen ve tam bir bilinçle üstlendiğimiz
görevlerdir.
Bandera Roja saflarında mücadale eden Marksist-Leninistler olarak, bu
kongremizle bir kez daha Venezuela işçi sınıfı ve emekçi
halkının çıkarları doğrultusundaki angajmanımızı
ilan ediyoruz. Sorumluluğun büyük olduğunun bilincindeyiz.
Ancak yalnız olmadığımızı da biliyoruz. Tıpkı
bizim gibi, emperyalizme ve onun yeni sömürgeci biçimlerine karşı mücadele
yürüten bütün Latin Amerika devrimci hareketinin ve uluslararası
Marksist-Leninist komünist hareketin enternasyonalist desteğinin arkamızda
olduğunu biliyoruz.
Yaşasın Marksizm-Leninizm!
Yaşasın Proletarya Enternasyonalizmi!
Yeni Bir İktidar İçin Marksist-Leninistlerin Birliği!